May 11

48 liralık kahraman | Burcu Olsen Şahin

Yazan Editör Kategori atölyeden

Gördüğüm en garip rüyaydı dün geceki. Kâbusumun ıslattığı yatağımdan, işediğimi düşünerek panikle kalkmaya çalıştım. Yatağın başucunda duran kitap dolu rafa, kafamı hızla vurarak dengemi kaybettim. Eşyalar etrafa saçılırken, yere düşmeden belimi sehpanın kenarına çarpmak suretiyle kâbusu tamamladım. Kendime gelmek, rüyanın bıraktığı garip hissi ve sonrasındaki kafa travmasını aynı anda yıkayabilmek için, başımı lavabo-musluk arasına sıkıştırıp soğuk suyu açtım. Rüyanın detaylarını hatırlamaya çalışırken kaç dakika bu şekilde kaldığımı hatırlamıyorum.

Üç adet yüzü olmayan takım elbiseli adam tarafından, başıma çuval geçirilerek kaçırılıyorum. Bir oyuncak arabanın içindeki kısa ve sessiz yolculuktan sonra beni bir yamaçtan aşağı atıyorlar. Midemin boşlukta kalmasının yarattığı hisle mücadele ederken, bir buluta takılıp üstüne tırmanıyorum. Kurtulduğumu düşünemeden, suratsızlar helikopterle beni buluttan yanlarına alıyorlar ve bir limana iniş yapıyoruz. Sislerin içinden, henüz ayrıldığım kız arkadaşım çıkageliyor. Yüzsüzlere rüşvet vererek beni kurtarıyor.

Rüya tabiri sitelerinin, bu anlamsız kurguyu açıklayabileceğine zayıf olan inancımla, telefonu elime aldım. Kilit anları arama motoruna yazmaya başladım.

Rüyada çuval görmek: Sürpriz gelişme

Oyuncak araba: Yakınları tarafından aldatılmak

Rüşvet: Günah

Helikopter: Beklenmedik değişim…

Bağlantı kurmaya çalışmak zaman kaybıydı. Merakımın sadece işe geç kalmama neden olacağını düşünerek hızla hazırlanıp çıktım.

Dolmuşa binmek için ana caddeye doğru yürürken, düşünmeye biraz daha vaktim vardı. Ne de olsa dakikalar sonra, ofiste tamamlanması gereken dosyalar kafamı yeterince bulandıracaktı. Havanın temiz kokusu bile zihnimi temizlemeye yetmedi.

Kimdim ben?

Kıymetli ailesini, güzel evini Çanakkale’de bırakarak, aldığı eğitimin hakkını vermek üzere İstanbul’a gelen ve sürüngene dönüşen genç bir adam. Günü kurtaracak kadar parayı kazanabilme telaşında, zar zor edindiği sevgilisi tarafından yeni terk edilmiş bir ana kuzusu. Eller kadir kıymet bilmediği gibi, kimse de anne misali çıkarsız sevmiyordu maalesef. Cebimde, kılı kırk yarsan da, deveye hendek atlatsan da ay sonuna yetişmeyecek son 55 lira.

Ufukta dolmuşun soluk sarı rengini görünce, aklımdaki düşünceler, depar atmaya hazırlanan bacaklarımdan sokağa saçıldı. Maratona ben yaşlarda genç bir kadın katıldı. Kadının koşarken zapt etmeye çalıştığı göğüsleri odağını şaşırtmış, yarışı benim kazanmama neden olmuştu.

Orta sıradaki boş koltuğa oturdum. Yanımda annesinin kucağında küçük bir kız çocuğu vardı. Her yeni yolcuya yaptığı gibi, beni de incelemeye başladı. İlgisine kayıtsız kalmayıp, burnuna küçücük dokunarak “Günaydın!”  dedim. Gülümsemesini ya da utanmasını beklerken, çenesini büzüştürmekle yetindi. Kadınlara neden itici görünüyorum? Anlamakta güçlük çekiyorum.

Ön sıradaki amcanın omuzunun üstünden parayı uzattım. Sonra tekrar kız çocuğuna dönüp şansımı zorlamaya karar verdim. Annesinin çok da mutlu olmadığı bu durumdan, para üstünü arkasına bakmadan burnuma uzatan amca uzaklaştırdı beni. Ancak bir yanlışlık olmuştu. Elimde 48 lira vardı. “Abi” dedim şoföre yüksek sesle. “Ben 5 lira göndermiştim.” Dikiz aynasından gözlerimi yakalayıp “Helal olsun genç” dedi. Arkasına dönüp “Aferin çocuğum” dedi amca. Kız çocuğu ve annesi gülümsedi. “Kalmadı” dedi arkadan bir abi. “Böyle dürüst gençler kalmadı memlekette.” Utandım, gururlandım, mecazen değil, hakikaten göğsüm kabardı. Günün kazananı olmak yetmemiş, bir de kahraman olmuştum. Belki de rüyam buna dalaletti. Belki bugün kaderim değişecek, her şey yeniden başlayacaktı. Terfi alacaktım, belki kredi çekip bir araba sahibi olacaktım. Kız arkadaşım bana geri dönmek isteyecek, yeni arabamla onu hafta sonları istediği her yere götürebilecektim. Ailemi ziyarete gidecektim, annem gururla sımsıkı sarılarak beni karşılayacaktı.

Günün hayat dersini verdiğime göre “Müsait bir yerde” diyebilirdim. Kaldırıma adımımı atar atmaz, geri dönüp dolmuşa ve içindeki eski bene el salladım.

Ofisimin bulunduğu binanın girişindeki pastaneden simit almak üzere elimi cebime attım. Son simitlerdi belki bunlar. Ne de olsa yakın zamanda peynirli Sarıyer böreğine terfi edecektim. Cebimden bozukluklarla birlikte son kâğıt paramı çıkardım. Avucumdaki manzara, başıma çuval geçirip yamaçtan aşağı atmıştı beni. Yetmemiş, helikopterle yukarı çıkarıp tekrar atmıştı. Allah beni kahretmişti. Gözlerim, beni bu durumdan rüşvet vererek kurtaracak kız arkadaşımı aradı. Ama yoktu. Halk kahramanından kaybedene hızlı bir geçiş yapmıştım.

Avucuma bakakaldım.

5 lira ve birkaç bozukluk…

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...