May 21

Alkış Lütfen / Nesrin Baytok

Yazan Editör Kategori atölyeden

“Kesin şu alkışları, müziği duymak istiyorum.”

Latin müziğinin ritmine kaptırmış, gözleri kapalı dans edercesine sallanan kız, kafasından böyle bağırmayı geçiriyordu.

“Bizim memleketimizde alkışlamazlar. Oturup sessizce dinleriz biz. Ne o öyle, kendinden geçmiş çılgınca alkışlıyor. ‘Kesin!’ dedim duymadınız mı?

Ha şöyle… Bırakın dinleyelim.”

Sesi çıkamadı. Müzikle salınırken düşünmeyi sürdürdü.

“Piyanonun tuşlarına nasıl da hızlı basıyor piyanist. Harika…

Hayatımda hep davul çalmak istemişimdir, ama çalamam. Ne havalı bir sesi vardır. Gümbür gümbür… Bence çalgıların en babasıdır.

Müzik aleti yoksa da dert değil. İnsanlar sesini kullanır, şarkılara hayat verir.

Çalmadan ve söylemeden anlamıyorsan dert değil, müziğe uy, omuzlarını salla, ayaktaysan poponu da.

İşte bu! Ritim…

Latinler çok eğlenceli insanlar canım. Hayat böyle çalarak, söyleyerek ne güzel…

Aaa… Bitti… Yeni ısınıyorduk ne oldu birdenbire?”

Müzik durmuş, cılız alkışlar geliyordu. O ana kadar dilini yutmuş gibi susan kız bağırmaya başladı:

“Alkışlayın! Daha çok alkışlayın! Tekrar çalsınlar.

Baştaki sözümü geri alıyorum. Alkış… Alkış lütfen…

Ne kadar alkışlarsanız o kadar çalacaklar. Bırakın çalsınlar, biz çalamayanlar da alkış tutalım.

Alkış… Alkış lütfen…”

Gaye’nin notu: yazı çizi atölyesi ürünlerinden olan bu yazı, Mambozart adlı yapıttan esinlenilerek yazılmıştır.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...