Haz 08

Armağan’a armağan | Kahraman Doğan

Yazan Editör Kategori atölyeden

Ciro tutturamama stresi üzerimdeyken, gene Handan teyze reyonda belirdi. Armağan oğlum seni çok özledim, diye bana sarıldı. O zamanlar anlam veremiyordum neden bana Armağan dediğine. Reyonda çalışan personel bana gülümsemeler ve şakalaşmalarla Armağan şef diye hitap etmeye başlamışlardı. Tabiri caizse adım Armağan’a çıkmıştı.

Handan teyze iki sene önce bizden mutfak seramikleri almış, özellikle benim onunla ilgilenmemi istemişti. Dikkatimi çeken bana hasret ve özlemle bakışıydı. Alışveriş yapsa da yapmasa da beni ziyaret edip hediyeler veriyordu. Mağazadan alışveriş yaptığı zamanlar ona ufak tefek yardımlarda bulunuyordum. İlişkimiz gerçekten ilerlemiş, onu yakın görmeye başlamıştım. Anneler gününde aramayı unuttuğumda beni arayıp sitemde bulunmuştu. İnsan annesinin anneler gününü kutlamaz mı, diyerek.

Bir gün beni evine yemeğe davet etmek istediğini söyledi. Büyük bir zevkle kabul edeceğimi söyledim. Sevdiğim yemeklerin isimlerini istedi. Evine gittiğimde oturma odasının her yerinde ben yaşlarda bir adamın fotoğraflarını gördüm. Handan teyzeye kim olduğunu sordum. Oğlum, şu anda Rusya’da yaşıyor, deyip konuyu kapattı. Sevdiğim tüm yemekleri yapmıştı. Hangisinden yiyeceğimi şaşırmıştım. Sanırım o geceden sonra 10 kilo almışımdır. Yemekten sonra mutfaktan harika bir koku geldi. Karşılıklı kahve keyfi yaptık, hayatımın en güzel kahvesini o gece içmiştim.

O geceden sonra uzun süre beni arayıp sormamıştı. İş yoğunluğundan önceleri fark etmedim. Sonraları yokluğu dikkatimi çekti. Aradığımda telefonlarıma cevap vermiyordu. Yemekten beri 6 ay geçmişti. Başına bir şey geldiğini düşündüm. Mesai çıkışında evine gittim. Zili çaldım, kapıyı açmadı. Komşusuna sordum, kadın Handan teyzenin üç ay önce hakkın rahmetine kavuştuğunu söyledi. Donakaldım. Gözlerimdeki yaşlar içime akarken nereye defnedildiğini sordum. Memleketleri Trabzon’a, kocasının yanına gömüldüğünü söyledi. İkinci şoku bu şekilde yaşadım. Mezarına gitme şansım da yoktu. İçimden bir parçanın kopup uzaklara gittiğini hissettim. Ona bu kadar alıştığımın farkında değildim. Reyonda arkadaşlarıma anlatıp artık kimsenin bana Armağan dememesini istedim.

Bir gün seramik deposunun sayımındayken telsiz telefonum çaldı. Reyonda görevli personel bir beyefendinin geldiğini ve Armağan adında birini aradığını söyledi. Beyefendiye kendimi tanıttım, adımın Atakan olduğunu söyledim. Handan teyzenin oğlu Armağan olduğunu söyleyince şaşkınlığım tavan yaptı. Onunla ilgili anlatacaklarının olduğunu belirtti. Öncelikle kendisinin üç sene Rusya’da kaldığından ve ülkeye hukuksal nedenlerden dolayı dönemediğinden bahsetti. Annesiyle devamlı telefonda konuştuklarını ve bu şekilde hasret giderdiklerini söyledi. Kanser olduğunu bu telefonlardan birinde öğrendiğini, tedavinin sonuç vermediğini ve bu nedenle 4 ay önce hayatını kaybettiğini anlattı. Bir kez daha şoka girmiştim. Kalbime şeffaf bir hançer saplandı. Handan teyzenin bana bir hediyesi olduğunu söyledi. Paketi açtım, içinden kahve fincanı takımı çıktı. Küçük bir notta “Her kahve içişinde beni hatırla. Handan annen” yazıyordu. Armağan beyle gözlerimiz nemli, sarılarak vedalaştık.

İçim bir tuhaf olmuştu, o gün sevdiklerimin kıymetini ve hasret çekmenin zorluğunu anladım. Her kahvemi Handan teyzenin şerefine içer, onu rahmetle anarım.

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...