Author Archives: Editör

Kas 24

“Benim gibi yazanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim.

20. atölye grubu, kayıtlar tamamlanırsa 30 Kasım’da başlayacak ve bu programla 8 hafta boyunca perşembeleri 19.00-21.00 arası sürecek.

Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com

(daha&helliip;)

Kas 24

Kitap okumayı seviyorsan, yazmaya hevesliysen ve 8-12 yaş grubundaysan 2 Aralık’ta başlayacak Çocuklarla Eğlenceli Yazarlık Atölyesi’ne katılabilirsin.

Yazma Eğitmeni Gaye Dinçel ve Psikolog Ernur Yanbastıoğlu‘nun yürüteceği, oyunlar oynayarak yazmak isteyen çocuklara yönelik atölyemize bekliyoruz.

Balık tutmuyoruz. Balık tutmayı öğretmiyoruz. Hep beraber edebiyat denizine dalıyoruz. (daha&helliip;)

Kas 24

Aslı Eti’nin ilk çocuk-gençlik romanı Unutma Beni, en sevdiğim kitaplar arasına girmişti. Değer verdiklerime hediye ettiğim nadir kitaplardan oldu. İkinci romanını heyecanla bekledim ve Dünya’nın On Dört Günü geçenlerde yayımlandı.

“Giriş” bölümü, “Bu kitabı elinde tutman ne şans ne de tesadüf…” diye başlıyor ve “Dünya’nın öyküsü, aslında senin öykün” diyor. Sayfalar ilerledikçe ne demek istediğini anlıyorsun.

Kahramanımız Dünya, köyün en küçüğü ama adı kadar büyük bir anlamı göğüslüyor. Köyünün başına gelenleri anlamaya ve değiştirmeye çalışıyor. Bir dileği var: “Her şeyin değişmesini diliyorum. Hem de hemen, mümkünse yarın.” Bu kalpten gelen sözler boşa gitmiyor. (daha&helliip;)

Kas 23

Güneş solarken sakilliğini gizleyerek daha da uzayan bina. Ardı arkası çorak arazi, her an her şeye dönüştürülebilir. Girişi toprak yol, çamurun daha çamur hali. Uzayan bina bakımsız. Sardalya kutuları misali üst üste dizildikleri katlarda insanların, hayaller bile bitişik, sıkışık nizam. Telaşlar üst üste, yorgunluklar eskimiş; dip dibe, kendinden bir hayli uzak yaşamlar. Hayat kavgaları ekmeğin peşi sıra gitmekten öteye uzanamıyor. Yaşamlar solgun. Yakınlarda bir mezarlık var. (daha&helliip;)

Kas 14

Yaşlı adam her günkü gibi o çok sevdiği parktaydı. Orası onun için hem kaçış yeri hem de insanlarla bir araya gelmek için can attığı bir mabetti. Her gün aynı banka oturur, derin bir of çeker, maziyi selamlar, sessizleşir, düşünür, gözlerinden hafif bir hüzün damlasını parka hediye bırakırdı. Her gün sevgili güvercin dostları için yanında bir avuç yem getirir, o yemleri oturduğu bankın etrafına onları kutsarcasına savururdu. (daha&helliip;)

Kas 06

Efendi’nin özenle yaptırdığı güzel odada, yemek yediği tek bir öğün vardı. Taşların aralarındaki biçimsiz boşluktan içeri sızan uykulu güneş, her yeri daha parlak ve canlı gösterdiği zaman. Ondan öncekilerin umursamadığı bir fazlalıktı aslında burası. Eski Efendiler için haz ve huzur, kayanın altında ezilmişti. Onlar, güzelliğe kör gözlerle bakmış bilgelerdi.

Şimdi ise bir düzine yaşı ermemiş çocuk, yeni Efendi ve kendini bildi bileli burada olan Genç, birlikte yaşıyordu.  Uçurumun kenarında, kargaşadan uzak, kayadan bir evde. Her yeni Efendi hakkında yayılan dedikodular olurdu. (daha&helliip;)

Eki 31

Yahu hep güleceğim gelir, şu İshak beye akıl sır erdiremezdim. Sen git o güzelim işinden ayrıl, bu geçim derdinde o yüklü maaşı bırak, o pek bereketli makamı tep; kuzu derisi bavulunu al, düş paytak paytak kıt aklının yoluna.

Sabah kahvaltını önüne koyan mı yoktu, akşam kahveni köpürten mi? Hayır, iki oğluna örnek oldun ya, mahalleden hiç kimse kızlarını vermez bundan böyle. Karın daha genç, saçının dip boyası kolay kolay gelmez. Yazık değil mi? (daha&helliip;)

yazı çizi