Author Archives: Editör

Ara 14

Eğlenerek bir kitabın kapağını tasarlamak isteyen 6-10 yaş grubu çocuklara yönelik atölyemize bekliyoruz. 22 Aralık Cumartesi saat 14.30-17.00 arasında Altı+Bir’de buluşacağız.

Atölye tanışma oyunuyla başlayacak. Çizer Gözde Yüksel ve Editör Gaye Dinçel, kapağı tasarlanacak kitaptan bir öykü seslendirecekler. Çocuklar, kurşun kalemleriyle öykü kahramanlarının eskizini oluşturacaklar, pastel boyalarıyla kapak resmini çizecekler. Kapağa çizer olarak kendi adlarını yazacak, kitap ve yazar adını da ekleyerek kapağı tamamlayacaklar. Özel olarak hazırlanan çerçevelere koyarak yapıtlarını asabilecekleri hale getirecekler.

Çocuklara bir de sürprizimiz var. Atölyede okunan kitap yazarından imzalı olarak hediye edilecek.

Dilerseniz kurşun kalem ve pastel boyalarınızı getirebilirsiniz.

Kayıt: www.instagram.com/altiartibir/ | bilgi@altiartibir.com

Ara 04

Umarsız ve umursamaz çok karıştırılan sözcükler arasında. Çoğunlukla umursamaz yerine umarsız kullanıldığını görüyorum. Üstelik bu hataya kitaplarda da rastlıyorum.

Umarsız, sözlükte “çaresiz, çıkar yolu olmayan” anlamına gelen bir sıfat olarak tanımlanıyor (zarf olarak kullanıldığında “çaresiz bir biçimde, çıkar yolu olmaksızın” demek). Umursamaz ise “umursamayan, aldırış etmeyen” anlamına geliyor.

Aralarındaki anlam farkı açık. Bu sözcükleri doğru söylemeyi ve yazmayı umursayalım mı?

Ara 04

“Benim gibi insanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim.

Yeni atölye grubu, 2019 Ocak ayında başlayacak ve bu programla 8 hafta boyunca salı akşamları 19.00-21.20 arası sürecek.

Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com

(daha&helliip;)

Kas 30

Araba Ulus Hali’nin girişinde durdu. Deniz kapıyı kapatırken eğilip “Yarın kaleye keşkül yemeğe gidelim” dedi. Arabadaki olur anlamında başını salladı. İş arkadaşı Ayşe ile haftanın iki günü gittikleri, tren garına yakın spor merkezinden dönüyorlardı. Bütün gün işte yorulduktan sonra bir de spor yapmak akıl karı değilse de 8 senedir bundan vazgeçemiyorlardı. Yürüme bandına çıktıktan sonra, salgılanan mutluluk hormonundan dolayı, insan kendini alakasız bir sürü şey üzerine umut etmeye, birçok şeyi yapabilecekmiş gibi hissetmeye başlıyordu. (daha&helliip;)

Kas 20

Ünlü bir tur şirketi ile Kapadokya’ya gidecektik. Taşlardan örülü bu tarihi mekân oldum olası gizemli gelmiştir bana. Grupta sevmediğim kişiler olsa da bahara orada “merhaba” diyecek olmak içimi titretmeye yetmişti.

Hafta sonu olduğu için kendime rahat birkaç kıyafet aldım. Küçük not defterleri, renkli fularlar, iyi çekim yapabileceğim bir fotoğraf makinesi ve güzel iç çamaşırları… Evet, artık hazırdım. Kapadokya yolcusu kalmasın! (daha&helliip;)

yazı çizi