Author Archives: Editör

Haz 04
Resim: Gözde Yüksel

“Para ve statü kazanmak çok çalışmakla doğru orantılı olarak artan bir durum değil,” dedi Ayşe. Gözlerini Başak’ın son tablosuna dikmiş konuşurken. “Stratejik düşünme, politik davranma, oyun kurma, bunlar kurumsal iş yaşamının başarı için olmazsa olmazları ve maalesef oyun böyle kurulduğu için kuralına göre hareket etmediğinde rahatlıkla dışında kalabiliyorsun. Tabii her kurumun kültürü ya da stratejisi kendine göre.” Bu cümleleri kurarken derin bir nefesle içini çekti ve ilgiyle Başak’ın tablosuna bakmaya devam etti. “Ve fakat hepsi bullshit neticede,” diyerek Bengü’ye hınzırca bir bakış attı. Yıllarca plaza İngilizcesiyle konuşulan bir şirkette çalıştıktan sonra oradan kaçarcasına uzaklaşan Bengü için bu bakış yeterliydi. Bilmez miyim, dercesine gülümsedi.

“Sahi” diye sordu Ayşe. “Ne kadar zamandır profesyonel olarak resimle uğraşıyorsun?” (daha&helliip;)

May 27

Bengisu Gençay’ın “Zem Sesini Arıyor” adlı romanını (Epsilon Yayınevi) her yaştan maceracının okumasını çok isterim.  

“Uçan Balina Görme Rehberi 1” alt başlığını taşıyan kitap şöyle başlıyor:

Uçan Balina Nasıl Görülür?

Herkes başını gökyüzüne kaldırsın ve bulutlara baksın! Eğer yeterince sabırlı olursanız, orada yüzen koca bir balinayla karşılaşabilirsiniz. Dahası, bu balina size doğru usulca yaklaşıp evinizin yakınlarına inebilir. Böyle bir durumla karşılaşırsanız derin bir nefes alın ve çok şanslı olduğunuza inanın.

Mekân Bussola Gezegeni. Burada yaşayan çocuklar seslerinin tonuna göre (ince, orta, kalın sesli) ayrılıyor ve tüm yaşamları buna göre şekilleniyor. (daha&helliip;)

May 20

Gamze Güller, “Beşinci Köşe ve İçimdeki Kalabalık” öykü kitaplarından sonra “En Çok Onu Sevdim” kısa romanıyla beni sarmıştı. Taze çıkan “Durmuş Saatler Dükkânı”nı da büyülenerek okudum.

Okurken mekânlar gözümde canlandı: Belalı gemi, hastane koğuşu, lunapark, buzdan şehir, duran nehir, kalabalık sokaklar, ışıklı evler, acayip dükkân…

Sadece mekânlar değil karakterlerin iç dünyaları, kendi yerleri de. Çizip içine sığındıkları…

Tatlar, kokular sardı etrafımı. Betimlemeler içlerine girip yaşamamı sağladı. Bir örnek: Kalabalığı, sesleri, kokuları yararak ilerliyoruz. Etrafta birbirini bastıran onlarca şekerli, kıvamlı koku var. Neredeyse elle tutulacak kadar yoğun kokular. Isırsam çenemden aşağı akacak. Ağzımın içi yapış yapış oluyor. (“Post Mortem”) (daha&helliip;)

May 12

Altındağ ilçesine bağlı Çinçinbağları, Çalışkanlar Mahallesi’ydi burası. Ankara kalesinin çevresine dağılmış birkaç tepenin üzerine kurulmuş, komik mimarisiyle, insanı hem şaşırtan hem güldüren, gecekondularıyla ün salmış bir muhitti.

Gecekondular o kadar gelişigüzel yapılmış ki aradan bir tanesini çekseniz diğerleri domino taşı gibi birbiri üzerine yıkılacakmış gibi gelirdi insana. (daha&helliip;)

May 08

“Hey susun, susun bakayım. Sessizlik lütfen. Hey kime diyorum ahali, kesin su kahrolası mırlamaları!” dedi ve olanca gücüyle tokmağı masaya vurdu yüce reis. Hepimiz onun bu öfkesinden korkup,  patilerimizi sıkıştırarak olduğumuz yerde sindik. Şakaya gelmezdi yüce reisin öfkesi. Eski, yaman bir sokak kedisiydi ve tek başına koca bir kurt köpeğini alt ettiği herkesçe bilinirdi. Şehir efsanesi mi yoksa gerçek miydi, bunu test etmeye kimse cüret etmemişti bugüne kadar.  (daha&helliip;)

yazı çizi