Author Archives: Editör

Haz 11

Unutma Beni” ve “Dünya’nın On Dört Günü” adlı romanlarını coşkuyla okuduğum Aslı Eti’nin yepyeni kitabı “Bilgelik Okulu: İlk Sır Çözülüyor!” yayımlandı. “Çocuklarla Felsefe Dizisi”nin bu ilk kitabı aynılık ve farklılık üzerine, yine akıcı bir dille yazılmış.

Aynı olmak mı değerli, farklı olmak mı? İnsanlarla anlaşabilmek için aynı olmak zorunda mıyız? Peki bu mümkün mü? Farklı yönlerimiz bir arada olmamıza engel mi?

Kaf Dağı’nın doruklarındaki Bilgelik Okulu’nun öğrencilerinden Gün, çıktığı yolculukta pek çok soruya yanıt arıyor. Ziyaret ettiği Farklı Ülke, Aynı Ülke ve Birlik Ülkesi ona aradığı cevapları verebilecek mi? (daha&helliip;)

Haz 08

Ciro tutturamama stresi üzerimdeyken, gene Handan teyze reyonda belirdi. Armağan oğlum seni çok özledim, diye bana sarıldı. O zamanlar anlam veremiyordum neden bana Armağan dediğine. Reyonda çalışan personel bana gülümsemeler ve şakalaşmalarla Armağan şef diye hitap etmeye başlamışlardı. Tabiri caizse adım Armağan’a çıkmıştı.

Handan teyze iki sene önce bizden mutfak seramikleri almış, özellikle benim onunla ilgilenmemi istemişti. Dikkatimi çeken bana hasret ve özlemle bakışıydı. Alışveriş yapsa da yapmasa da beni ziyaret edip hediyeler veriyordu. (daha&helliip;)

Haz 05

Uzun zaman oldu görüşmeyeli.  Öyle uzun ki Dudu kuşu çoktan susmuş.

Bir davet aldım sonra, düştüm peşine, hem davetin öngördüğümü sandığım ışıltısı hem de merakı var içimde. Siyahlar içinde buldum seni kocaman bir sahnede; başın göğe gururla ererken, ellerin toprağa kök salarcasına dirayetli, iki yanda. Tanrı-insan hükmediyor ışıklar altında. Sesin gür, coşkun, cesur, varlığımdan duygulanımsız hareketlerin…  Önünde insandan kalabalık. (daha&helliip;)

Haz 04

A4 Kâğıt: Daha kaç çizik atacak bu böyle üzerime ayol? Bir de bastırıyor ki… Gerçekten canım yanıyor artık.

Tükenmez Kalem: Canım dayan yaa… Hepimiz için zor bir gün, vallahi benim de başım döndü.

A4 Kâğıt: Sana ne oluyor ki? Birazdan bedeni ortadan ikiye yırtılıp çöpe fırlatılacak olan benim. (daha&helliip;)

May 29

Bir düşü var adamın. Ve o düşünde bir kadın. Düşten damıtılmış, sahiciymişçesine sarhoş edici.

Feracesinde saklı kıvrımlı hatlarından süzülen birçok hikâyenin içinde hikâyesiz bir kadın. Gönüllere tüy hafifliğinde dokunup gözlere yumuşacık değen, dudaklardan coşkulu kıpırtı ve diri arzular ile dökülen…

Bir düş kadın, ele avuca gelmeyen.

Her sabah güle hasret bülbülleri kendinde yuvalamaya davet edercesine topladığı saçları, Uzakdoğu motifli saten sabahlığı ile oturuyor ceviz masasının başına Mihri Hatun. Dokunuyor ilkin. Değmeyi seviyor. Kahvenin son demlerini oyalayıp damağında tam yutkunduktan sonra, deri kaplı defterini okşuyor gözleri kapalı. (daha&helliip;)

yazı çizi