Author Archives: Editör

Eki 28

Anası öldüğünde on iki yaşındaydı, istemeye ilk geldiklerinde on beş, evlere temizliğe gitmeye başladığında henüz on yediye basmamıştı Safiye.

Sabah yedide evden çıkarsa Çayyolu, sekizde çıkarsa Kurtuluş, yedi buçuksa saat Bahçeli’deki eve gidiyor demekti. Otobüste kafasını cama yaslayıp yol boyu hayaller kurardı. Halıları süpürürken, camları silerken, eğilirken, doğrulurken, bezleri sıkarken… “Güle güle kirletin abla.” deyip çıktığı her evden sonra bir adım daha yaklaşıyordu hayallerine.

“Al kızım, ben bu ayakkabıları artık giymiyorum.” diyen hanımının verdiği ayakkabı kutusu, hayal kumbarası olmuştu. Koynundan çıkardığı parayı, kuruşuna dokunmadan atardı. Ara sıra önünden geçtiği vitrinlere gözü takılsa da “Dön kız önüne, sağa sola fazla bakma!” diyerek hırsla başını öbür tarafa çeviriyordu. (daha&helliip;)

Eki 25

Çocuk Kitabı Yazanlara İpuçları söyleşisinde yazan, çizen, yazmak isteyen, psikolog, öğretmen, masalcı, sosyolog vb okurlarla buluştuk. Yazmaktan, okumaktan, resimleme ve yayınevi sürecinden bahsettik. Verimli bir tartışma oldu. Çok şey öğrendim.

Çocukları, öğrencileri için “Kim Bu Konuşan?“ı imzalatanlar oldu. Yine pek sevindim.

Katılanlara ve söyleşiyi düzenleyen Altı+Bir‘e sonsuz teşekkürler… 

Eki 21

Göz göze geldiler ve gülmeye başladılar. Aynı topraklarda, benzer kültürlerle büyümüş olmanın faydasıydı bu. Hani bazen hiç tanımadığınız, hatta hayatınızda ilk kez gördüğünüz bir insanla ilk karşılaşmanızda ortak bir nokta bulursunuz ya, onlarınki de böyleydi işte. Birbirlerini tanımasalar da bir sarhoşun keyifle söylediği türkünün yavaşça uzaklaşan sesi ikisinde de benzer hisler uyandırmıştı. (daha&helliip;)

Eki 12

yazı çizi atölyesinin 7. yaşını öğrencilerimle kutladık. Kitaplardan, yazdıklarımızdan, atölye günlerinden bahsettik.

21 gruptan 90 kişi katılmış şimdiye dek atölyeye. Buluşmaya çoğu gelemese de yeniden bir arada olmak şahaneydi.

Atölye bana yollar açtı, yakın arkadaşlarımla tanışmamı sağladı. Umarım yıllar boyu devam eder.

 

Eki 11

Acaba Bu Yenir mi?” doğada kaybolmuş bir kitabın öyküsü. Zürafa, gergedan, baykuş ve kaplumbağa onun yemek değil kitap olduğunu keşfediyor.

Kitabın içinde kitap var. Kaplumbağa buldukları kitabı okuyunca bulut olmak isteyen pamuk şekerinin macerasının da tadına varıyoruz.

Çocukların kitabı benimsemesine yol açan neşeli bir öykü. Hatta öykü içinde öykü. Rengârenk resimleriyle okuru kendine çekiyor.

Her yaştan kitap meraklısına…

Yazan: Şebnem Balevi / Resimleyen: Ahmet Koyu / Gergedan Yayınları

yazı çizi