Author Archives: Editör

Şub 01

Suriye’den geldiğimizde on beş yaşımdaydım. Neredeyse bütün mahalle göç etmiştik. Yaşlıların bazıları topraklarında ölmeyi tercih etti. Onları geride bırakan aileler çocuklarının gelecekleri için geçmişlerinden vazgeçtiler. Yürüdüğümüz yollar boyunca hep arkalarına baktılar. Sanki Allah gökten mucize indirecek ve geçmişlerini bir anda peşlerinde bitiriverecekmiş gibi. Döndüler baktılar. Uzaklaştılar.

Birkaç yıl orada burada çalıştım, kâğıt topladım, bulaşık yıkadım, azarlandım, hırpalandım, pislendim, acıktım. Oysa evimizdeyken babam çiftçilik yapardı. Kardeşlerim ve ben okula giderdik. (daha&helliip;)

Oca 23

Renklerin tonu ruhunu yansıtıyordu. Askılardaki kıyafetlere teker teker bakıyor, dikkatini çekenleri alıp, evire çevire inceliyordu.

Tahminime göre en az yetmiş beş yaşında vardı. Hemen çaprazımdaki yazlık elbise ve eteklerin olduğu bölümde, elindeki beyaz emprime kumaş üzerine mor çiçekli, askılı elbiseye bakıyordu. Sarıya boyalı saçlarına, minik taşlı kelebekler iliştirmişti. Boncuk gibi pırıl pırıl mavi gözleri rimelliydi. Kırmızı oje sürülmüş uzun tırnaklı elleri, zarif hareketlerle giysiler üzerinde geziniyordu. (daha&helliip;)

Oca 22

Yaşlı adam, pencereden eşsiz şehir manzarasına düşünceli ve kararsız bir şekilde bakarken, en iyisi kızımı aramak, diye geçirdi içinden. Karısının sağlığı yine endişelendirmişti. Sadece üç dört dakika sürmüştü öpüşüp okşamaları birbirlerini, daha fazlası beklenemezdi. Onu çok özlemişti, bu kadar da olsundu. Şimdi içerdeki koltukta oturmuş, beş dakikada bir ismini yüksek sesle tekrarlıyordu. Yine beyin devrelerindeki sinyal akışı zorlanıyordu. (daha&helliip;)

Oca 21

“Melahat! Hayatım yeter artık, dudaklarını kemirmeyi bırak. Tırnaklarından sonra sıra dudaklarına mı geldi? Zaten bütün gece yatakta dönüp durdun, uyutmadın beni.”

Kemirmeyi bırakıp öfkeyle kocasına döndü.

“Pes! Vallahi pes Mustafa! Ne gamsız adamsın. Bir gece uyumadın diye ölmezsin.” (daha&helliip;)

Oca 07

Vapura bindiğimizde söze dökülmese de bakışlarımızla ayrılmıştık bile. Yine de yılların arkadaşlığı vardı işte, az mı kahır çekmiştik, az badire mi atlatmıştık, hastalıklar, ilaçlar, birlikte ağırlanan arkadaşlar, yemek yarıştırmalar, kadeh tokuşturmalar…  Şimdi vapura binerken bir çırpıda düşünülüveren nice ayrıntı belki de birkaç fotoğrafa sığışıp kalakaldılar.

Kendimize hava da güzel olduğu için dışarıdan bir yer bulduk, gelsin çaylar gitsin simitler… Acımızı alır belki ha, ne dersin? (daha&helliip;)

yazı çizi