Author Archives: Editör

Nis 13

Karanlık bir odanın içindeyim. Her şey çok eski, tozlanmış. Kilolarca toz var üstümde, yüzyıllardır burada gibiyim. Çok soğuk, dakikanın yüzde birinden daha kısa bir zaman önce kar yağmış sanki her yere. Yorganlarla örtünmek istiyorum, ananemin diktiği yün yorganlarla. Yavaş yavaş binerse tüm ağırlıklar, canım acımadan, ezile ezile kaybolurum. Oda ışıksız ama ara ara odanın içinde beliren, odadan daha karanlık görüntüler var, siyahın dibi, kara delik gibi. Bazen bir insan bedeni, bazen bir eşya, bazen bir his. (daha&helliip;)

Nis 12

Amerika’nın en kuzey ucu, zümrüt şehir Seattle’da gün tatlı bir heyecanla başlamıştı. Ruffles’ların küçük kızı Milliose’nin dördüncü yaş günü kutlanacak ve kendisine sorumluluğunu almak üzere ilk evcil hayvanı hediye edilecekti.

Mumlar üflendi, pastalar kesildi ve sıra hediyelere geldiğinde küçük ördek yavrusu ile tanışmak, evdeki diğer misafirler kadar annesini de şaşırtmıştı Milliose’nin. Soğuk bir kadın olan Matilda’nın gözlerindeki öfke “Bunu nasıl yaparsın” derken sesindeki donuklukla tezattı. (daha&helliip;)

Nis 11

“Bedenim Bana Ait!”,  “Ben Herkesle Gitmem ki!” ve “Ben Kaybolmam ki!” 5 yaş ve üstü çocuklar için istismardan korunma amaçlı yazılmış. Dagmar Geisler’in şahane resimleriyle renklenen kitapları Gergedan Yayınları Türkçeye kazandırdı. Kaygı duymak yerine çözüm bulmamızı sağlıyorlar.

“Bedenim Bana Ait!”, resimlerle bedeni tanımayı sağlıyor ve cinsel sınır ihlalleri konusunda önerilerde bulunuyor. Clara, istenen dokunuşlar, istenmeyen dokunuşlar, “Hayır!” diyebilme konularını eğlenceli bir biçimde anlatıyor. (daha&helliip;)

Nis 09

“Hep ayaklarıyla bastılar…”

Annem bu cümleye sığacak kadar sığ, kurduğu yuva gibi renksizdi. Çocukluğumda da böyle donuk muydu hatırlamakta zorlanıyorum. Mutlu bir anne-oğul masalı olamadı bizim hikâyemiz. Gözlerime sevgiyle baktığı bir an bile kazınmamış zihnimin köşesine. Günlük rutinimiz, paylaşımlarımız ya da kurallarımız olmadı. Okuldan döner dönmez ekmeğimin arasına sürdüğü salçayla, kovar gibi sokağa gönderdiğinden belki. Dümdüz, yapraksız, balsız anneydi işte. Çok zaman sonra akranlarımın annelerini gördükçe bizdeki yokluğu fark ettim. (daha&helliip;)

Nis 06

Ağabeyim Hold ben onu bildim bileli, o beni bildi bileli, eşine az rastlanır bir hastalıkla baş etmekteydi. Yüzünün sol kısmında, yer çekimi olmasa akmaya başlayacak, annemin yaptığı lapa kıvamında ikinci bir yüz vardı adeta. Kaşı gözü olmayan bir yüz.

Bütün mahalle Hold’u çok severdi ancak yüzlerindeki tiksinti dolu ifadeyi silememişlerdi. Ağabeyim de gözlerinin olmamasını dilediğini söylerdi, böylelikle ne kendi ucube suratını ne de ona bakanların suratlarını görecekmiş. Okula gitmekten vazgeçmişti. Annemin bile ona acımayla baktığı zamanların olduğu bir dünyada okula gitmek onun için bir eziyetmiş. Bütün aile sessizce ona hak vermiştik.

Günlerini kitap okuyarak geçirirdi Hold. Ona fil adam kitabını almıştım, onu kırmaktan ölesiye çekinerek. (daha&helliip;)

yazı çizi