Author Archives: Editör

Ağu 05

Hüzün

Posted by Editör in her şey

Mutluyken edebiyat yapılamıyor. Nedense bu hüzün duygusu kelimelere biçim veriyor. Kelimeler sevdikleri hâle gelmek için hüznü bekliyor. Hüzün hep saklı yerinde duruyor aslında.

Mutluluk anları, sevinçler, sadece perde çekiyor o odaya. O pencereye. O perde hep rüzgâr alıyor. Rüzgârla açılacakmış gibi oluyor, küçücük bir anda. Ufacık bir bakışta. Hemen havalanıveriyor perde ve işte açılıyor yine. (daha&helliip;)

Ağu 03

Seray Şahiner, en genç yazarlarımızdan biri, 27 yaşında. Üstelik ilk öykü kitabı, daha 23 yaşındayken yayımlanmış: Gelin BaşıHanımların Dikkatine ikinci öykü kitabı. İlkin adıyla çekti dikkatimi. “Bir başlayayım, bakayım” derken bitiverdi.

Hanımların Dikkatine’yi bir kısa roman gibi okudum. Öykülerin birbirine komşuluğu, roman bölümlerinin komşuluğu gibi. Öykü kitabı olarak farklılığı da burada yatıyor. İster sırayla oku, roman say benim gibi; ister dilediğinden başla, ayrı ayrı oku.

(daha&helliip;)

Ağu 01

Eğitim verirken önce “Kime yazıyoruz? Neden yazıyoruz?” sorularını sorarım. Katılımcılardan güzel cevaplar gelir:

“Kendim için yazıyorum.”

“Okunmak için yazıyorum.”

“Yazmak beni rahatlatıyor.”

“Yazarken dinleniyorum.”

“Osman, Şükrü ve Rüknettin için yazıyorum.” (Bunu ben uydurdum.) (daha&helliip;)

Tem 29

Cumhuriyet Kitap’ta en sevdiğim sayfa Feklavye. Semih Poroy, yazmayı, yazarlığı, kitabı çizerek anlatıyor. Bu kez, yazar olmak isteyen birinin bir “üstada” danışma anını çizmiş. Üstat, her gün en az iki sayfa yazması gerektiğini söyleyince rahatlıyor yazar adayı: “En az iki bin kitap okumam gerektiğini söyleyeceksiniz sanıyordum.” Üstadın cevabı: “Daha okumadın mı!?”

(daha&helliip;)

Tem 27

Nazlı Eray’ın Ekmek Arası Rüya kitabındaki yazılarından birinde önerdiği, Truman Capote’nin Yaz Çılgınlığı romanını bitirdim az önce. Romanın sonunda, saklandığı yerden çıkıp elli yıl sonra –yazarının ölümünden on yıl sonra- yayımlanmasının ilginç öyküsü de var. Yazarın kendini tüketerek ölüme yolculuğu da anlatılıyor biraz. Romanda da izlerini bulduğum, hayallerin gerçeklerle uzlaşamaması, gerçeğe dönüşen hayalin sıradanlaşmaktan kurtulamayışı, kendi yaşamımda hissettiğim rutini anlatıyor bana.

(daha&helliip;)

Tem 25

Sevin Okyay’ı büyüklüğünden tanırım. Film eleştirilerini keyifle okurum. Pek çok çocuk kitabını dilimize kazandırdığı için de takdir ederim.

İlk Romanım adlı kitabında çocuk Sevin’le tanıştım: “Dün iki haneli ilk yaşıma girdim; yani 10. Çok güzel bir defterim var. Hatıra defteri gibi değil, biraz daha değişik, kilidi yok ama kalın. Üstü ekoseli. Daha önce hiç ekoseli defterim olmamıştı. Babam dışarıdan getirdi. Hediye”.

Sevin, annesi kadar büyük olmasa da, yaşı onun gibi iki haneli olduğu için büyüdüğüne karar veriyor. Bu “özel” deftere ilk romanını yazıyor. İlk üç yaşını hatırlamasa da anlatacak yedi yılı var. Az zaman değil. (daha&helliip;)

yazı çizi