Author Archives: Editör

Mar 24

Yüzler

Posted by Editör in okuryatar

Bütün romanlar İstanbul’da mı geçecek? Bu roman Ankara’da geçiyor. Bazılarını tanıdığım, bazılarını bilmediğim mekânlarda. Kâh Seyran’dayız kâh Bademlik’te.

Bildiğim ve pek de bilmediğim zamanlarda geçiyor. Bugünden geçmişe bakıyor ara ara. Darbe günlerini, bahsetmiş olmak için değil, kahramanların geçmişini anlamak amacıyla hatırlatıyor.

Üç ana karakteri var romanın. Arif, Orhan ve Nazım. Yolları değişik zaman ve yerlerde kesişiyor. Film izler gibi heyecanla takip ediyoruz her birini. (daha&helliip;)

Mar 18

Hastane koridorları sabahın bu saatinde boş. Bekleme salonuna doğru ilerliyoruz. Bir kat aşağıya indik, işte bekleme salonu. Genç bir kızla elini tutan esmer bir oğlan var. Yaşlı bir amca gazete okuyor. Kucağında bir oğlan çocuğu, uyuyan, kilolu bir kadın. Çocuk 5-6 yaşlarında var, kadın mutsuz görünüyor. Amca ifadesiz. Genç kız ve oğlansa birbirlerini öpüyor, konuşuyorlar. Televizyon ekranlarında hasta isimleri ve ilgili bölüm adları yazıyor, kardiyoloji, kadın doğum, genel cerrahi. Bu bekleme işinin kötü yanı, nasıl da korkuyorum zaten. Doktorun bize söylediği saatin üzerinden bir saat geçti. (daha&helliip;)

Mar 15

− Kalk kızım, kalk da şu altınları getir artık.

− Anlamadın galiba anne, o altınlar benim. Şakadan öyle söylediğimi mi sandın?

− Bak evladım, o altınlar hepimizin. Kardeşlerinin de hakkı var, el koyamazsın.

− Bal gibi de koyarım. Daha babamın elli iki mevlidini geçen okuttun. Yel yepelek yelken kürek ne bu böyle? Evinde otur da yasını tut. (daha&helliip;)

Mar 14

Sabah gün doğmadan uyandı. Yataktan kalkmaya mecali yoktu. Şu an tatilde olmak isterdi. Bayram namazı için abdest aldı. Babası mutfakta onu bekliyordu. Allah’tan daha çok babasından korkardı. “Allah çocukları sever” derdi annesi, babası sever miydi sevmez miydi bilinmez. Hiç öpmezdi Ömer’i. Sena’yı da öptüğünü hiç görmemişti. Babasıyla annesinin elini öptü, bayramlaşıp çıktılar. Ahmet Bey önde Ömer arkada, üst sokaktaki camiye doğru yürüdüler. Bakkal Mehmet amca temizlik yapıyordu. Ömer’e göz kırptı, dönüşte uğramadan geçme, der gibiydi. Çok güzel toplar gelmişti dükkânın önüne renk renk. Karpuz diye kesip yiyesi geliyordu insanın. (daha&helliip;)

Mar 12

Salihli Ticaret Lisesi’ni bitirip Ankara’daki Manisa Kız Yurdu’na yerleşince babama verdiğim sözü tutmuş, bir yıl kadar kimseyle samimi olmamıştım. Kasabanın boğucu havası ancak hazırlık sınıfından sonra dağılmaya başlamıştı.  Artık odayı paylaştığım dört arkadaşın yanı sıra şehirde doğup büyümüş, rahat,  gözü pek birçok arkadaşım vardı.

Akşam yemekleri sonrası çekildiğimiz odalarda en çok konuşulup tartışılan konu erkekler oluyor,  peş peşe yakılan sigaralara bazen gizlice içeri sokulan kutu biralar eşlik ediyordu. (daha&helliip;)

yazı çizi