Author Archives: Editör

Eyl 26

Aylardır bu geceyi bekliyordum. Hayko sonunda Ankara’ya geldi, Anki Rock Fest’te kavuştuk.

İlk konserime 12 yaşında gitmiştim: MFÖ! Yıllardır pek çok konsere gittim, ama hiçbirinde kulis kapısında bekleyip onları görmeye çalışmadım. Sahnede iyiydi sevdiğim müzisyenler. Bu kadarı yeterdi. Ta ki…

Hayko’yla mutlaka iki çift laf etmem, varoluşunu hissedip fotoğraf çektirmem gerekiyordu. Konser yoldaşlarımız Ferit (soldaki delikanlı) ve Gürem (sağdaki delikanlı) sağ olsunlar, engelleri aşıp girebildik kulise. Seçil’i (sağdaki güzel) hiç bu kadar heyecanlı görmemiştim. Benim hâlim ortada… (daha&helliip;)

Eyl 22

Zeki Müren’in bu nihavent bestesi ilhamım olmuştur çoğu zaman. İlk adının da payı var: “Beklenen Şarkı”. Şimdi onu dinleyerek yazıyorum. “Ruhuma” iyi geliyor.

Yok, bu bir “aşk” yazısı değil.  Düşüncelerim bambaşka… Sözcükler, onlara verdiğimiz anlamlar… Doğrusunu ararken kayboluşumuz.

O kadar çok sözcük var ki yeni bir anlam yükleyip benimsediğimiz. “Umarsız” mesela. “Umursamaz” demek olduğuna bahse girebilir pek çok kişi. Oysa umar “çare”dir, umarsız “çaresiz”. (daha&helliip;)

Eyl 20

Şu cep meselesi canımı sıkıyor son yıllarda. Eskiden cepsiz pantolon, ceket düşünülemezdi. Şimdi ara ki bulasın. Peki, biz mendilimizi (artık kenarı işlemeli değil, bildiğin kâğıt) nereye koyacağız? Bir de utanmadan cep mendili üretiyorlar.

Bazen takıyorum kafayı böyle ayrıntılara ama ayrıntılar önemli. Bir yazar, binlerce maddelik “Teferruatlar Ansiklopedisi” yazdığını söylemişti. Arada bir göz atıp yazarken kullanıyormuş. Benden olsa olsa bu cep meselesi çıkar herhâlde. (daha&helliip;)

Eyl 19

Behiç Ak’ı Cumhuriyet gazetesindeki karikatürlerinden tanıyorum. Kaleminin kuvvetli olduğunu biliyordum. Bu kitabıyla neşeli dilini ve çizimlerini yeniden keşfetmek çok güzel. Üstelik on iki kitabı daha var. Daha önce Pat Karikatür Okulu’nu okumuş, onu da çok sevmiştim. Sırada diğer kitapları var.

Galata’yı görmediyseniz bile bildiğinizi düşüneceksiniz. Bu güzel kulenin çevresinde birbirinden renkli insanlar ve kuşlar yaşıyormuş meğer. Fizikçi Rafet Bey, hayvanlarla anlaşabilen Hülya, teknoloji canavarı Emre, veteriner Sevgi Hanım, esrarengiz tuhaf adam, neşeli Oktay Bey, tembel martı Murteza, ebabiller, ilginç masallarıyla Melahat Hanım… (daha&helliip;)

Eyl 16

Anneannem gibi konuşacağım. “Bizim zamanımızda şiir değerliydi.” Şimdi neden uzak geliyor insanlara? Neden bu kadar az basılıyor şiir kitapları?

Yaşamın şiir olduğunu anlamak bu kadar zor mu? Şiir bize yabancı sanki…

Oysa varoluşumuzun en sağlam göstergesi şiir. “Sözleri böylesine dizebiliyoruz demek…” Bunu yapabiliyorsak “varız” demek. (daha&helliip;)

Eyl 14

Önce S*ktir Et çıktı, listelere yerleşti, sonra da Alışveriş ve S*kiş.

İlkine, tam ısınacakken vazgeçip, aynen yazarın önerdiği gibi “S*ktir eeet!” diye bağırarak rahatlıyoruz.

Alışveriş ve S*kiş bambaşka. Okuru rahatlatmak için değil, rahatsız etmek için yazmış Mark Ravenhill. Arka kapak yazısı kitabın özünü yansıtıyor. Aynen şöyle yazılmış:

İNSAN BAĞIMLIDIR: (daha&helliip;)

Eyl 09

En sevdiğim kelimelerden biri “eyvallah”. Ne kadar çok anlamı barındırıyor içinde. Geçen gün, yürekten “Eyvallah” dediğimde konuştuk, pek güzel diye. Ona buradan “Eyvallah!” diyorum bana hatırlattığı için bu güzelliği.

Eyvallah, her şeye kadir. Sağ el bağırda söylenirse daha içten olur. Yüreğine bastırırsın çünkü söylerken, yüreğinden bastırırsın. Başını da hafifçe öne eğdin mi açılır gönül kapıları. Üstada saygıdır, söze saygıdır, yüreğe saygıdır. (daha&helliip;)

yazı çizi