Author Archives: Editör

Eyl 14

Önce S*ktir Et çıktı, listelere yerleşti, sonra da Alışveriş ve S*kiş.

İlkine, tam ısınacakken vazgeçip, aynen yazarın önerdiği gibi “S*ktir eeet!” diye bağırarak rahatlıyoruz.

Alışveriş ve S*kiş bambaşka. Okuru rahatlatmak için değil, rahatsız etmek için yazmış Mark Ravenhill. Arka kapak yazısı kitabın özünü yansıtıyor. Aynen şöyle yazılmış:

İNSAN BAĞIMLIDIR: (daha&helliip;)

Eyl 09

En sevdiğim kelimelerden biri “eyvallah”. Ne kadar çok anlamı barındırıyor içinde. Geçen gün, yürekten “Eyvallah” dediğimde konuştuk, pek güzel diye. Ona buradan “Eyvallah!” diyorum bana hatırlattığı için bu güzelliği.

Eyvallah, her şeye kadir. Sağ el bağırda söylenirse daha içten olur. Yüreğine bastırırsın çünkü söylerken, yüreğinden bastırırsın. Başını da hafifçe öne eğdin mi açılır gönül kapıları. Üstada saygıdır, söze saygıdır, yüreğe saygıdır. (daha&helliip;)

Eyl 07

Sonunda bu da gerçek oldu. Sevdiğim yazarlardan biri kitabını bana ithaf etti. Celil Oker, Yenik ve Yalnız’ın ilk sayfasına yazmış: Sevgili okuruma… Beni gerçekten seven ve okuyana demek istiyor. Teşekkürler C.O. Ben uydurmadım, kitabın Sonsöz’üne geldiğimde gördüm C.O. imzasını.

Yenik ve Yalnız, bir Remzi Ünal polisiyesi. C.O., Remzi Ünal’ın son macerasını anlatıyor. Okudukça kendimi Remzi Ünal sanıyorum. Tüm maceralarını, yaşamındaki dönüm noktalarını okuyarak gözlediğim, iyi tanıdığım kahramanım. Bu son (Sakın son olmasın!) macerasında tamamen özdeşleştim onunla. Yaşıyor ve C.O. da onun gölgesi sanki. Her anını yazıyor. (daha&helliip;)

Eyl 05

İnsan, hayalle gerçek arasında ne kadar salınabilir? Birine doğru yaklaşır mı zamanla? Uzaklaşır mı? Hangisine yaklaşmak acı verir, hayale mi gerçeğe mi? Hangisi rahatlatır?

Hayaller denizinin derinlik sarhoşluğunda ilerlerken… Yarım cümleleri tamamlamaya çalışıp vazgeçerken… Anladığını sanıp anlamazken… Anlamadığını sanıp anlarken… (daha&helliip;)

Eyl 02

Kara İstanbul, benim gibi polisiyeyaşarlar (uyduruverdim, kahramanla özdeşleşen deli manasında) için biçilmiş kaftan. On altı
yazardan, İstanbul’un değişik yerlerinde geçen on altı öykü. Tanıdık yazarlara da rastladım, yeni yazarlar da keşfettim. Kitabı bitirmiş değilim, bitmesin diye dolmuşta birer birer okuyorum öyküleri, hatta bazen yarımşar.

Bu kadar birbirine benzemeyen katili bir arada bulmanız zor. Her öyküde hayrete düşüyorum, ilk kez polisiye okuyan bir çömezim sanki. (daha&helliip;)

yazı çizi