Şub 09

Çiçek makamı | Pelinsu

Yazan Editör Kategori atölyeden

cicek-makamiKafanızdan bir hayat tutun, dört ayağıyla düşüversin yaşayan bir şehre. Örtün üstünü kirli beyaz bir örtüyle. Dertsiz serin ki üzerindeki lekeler canınızı sıkmasın. Saplayın pergeli örtünün üzerine, en acıtan yerine bir saksı yerleştirin. Saksıda her mevsim değişen rengârenk çiçekler. Masanın dibinde varoluşundan köhne, tahta bir sandalye. Eskimişliklerin üzerinde, saksıdaki çiçeğe hayran bir adam, sandalye acıtana kadar otursun. Etraf hep kalabalık olsun; herkes ayrı telden çalsın.

Lisede başladı çiçek tutkum. Benjamin’i ilk gördüğüm gün vuruldum. Okulun uzun koridorlarında salınırken yüzündeki mağrurluğa tutuldum. Güzelliğine aldandım, hayal makamında kayboldum. Yüzümden ergen izler geçene kadar aynı şarkıyı söyledim durdum. Besteyi hatırlamasam da Cemal Süreya hâlâ başucumda. “Öyle uzaktan seviyorum seni, elini tutmadan, yüreğine dokunmadan, gözlerinde dalıp dalıp gitmeden.”

Haftalık demetleri koklayarak kendimi keşfettiğim uzun gençlik yıllarım, oturup izlemeye vaktim olmadan solan kadınlarımla doldu. En çok da buselik makamında içinden aşk geçmeyen sayısız bestem var.

Kendimi bulduğumda, tekrar âşık oldum ve yeniden doğdum sandım. Bir aşka meyve vermeye değer bulduğum tatlı karım, sonsuzluğuna inandığım şarkılar söyledi masamızda. Şifa buldu hep ruhum yanında, sakinleştim, duruldum. Son basamağına kadar heyecanla çıktığım bir aşk merdiveni süsledi ömrümü yıllarca. Huysuz yaprakları dökülürken son karemiz kazındı hafızama nihavend makamında. “Şarkılar seni söyler dillerde nağme adın.”

O son basamaktan aşağı düşerken yalnız değildim. Hiçbir zaman bana ait olmayan mor orkidem tuttu elimden. O kadar güzeldi ki benden gidecek korkusuyla sulamaktan soldurdum. Gidişiyle tükenirken, kürdilihicazkârla uğurladım onu kanaya kanaya. “Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim. Her şeyimi uğruna ben boş yere mi verdim.”

Bugünlerde bir sarı sardunya şarkılar söylüyor rast makamında. Sevmekten usandığımdan duymazlıktan geliyorum.

Yıllar sonra karşıdan bakınca hayatıma, boş kalan tahta sandalyeye takılıyor gözlerim. Kadınlarım solarken, gidişlerine dökemediğim gözyaşlarımdan besteler yapmışım. Çiçeklerin yok olduğuna mı, sandalyenin canımı acıttığına mı daha çok üzülüyorum bilmiyorum. Fonda en sevdiğim makamdan “Ah bu şarkıların gözü kör olsun”.

Gaye’nin notu: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...