Oca 07

Emek diye bir şey | Semra Güney Eren

Yazan Editör Kategori atölyeden

Vapura bindiğimizde söze dökülmese de bakışlarımızla ayrılmıştık bile. Yine de yılların arkadaşlığı vardı işte, az mı kahır çekmiştik, az badire mi atlatmıştık, hastalıklar, ilaçlar, birlikte ağırlanan arkadaşlar, yemek yarıştırmalar, kadeh tokuşturmalar…  Şimdi vapura binerken bir çırpıda düşünülüveren nice ayrıntı belki de birkaç fotoğrafa sığışıp kalakaldılar.

Kendimize hava da güzel olduğu için dışarıdan bir yer bulduk, gelsin çaylar gitsin simitler… Acımızı alır belki ha, ne dersin?

Sigara da yakıldıysa tamamdır. Oh keyfimize diyecek yok, 18 yıllık ilişki bitiyor, biz martılara simit atıyoruz, vay be…

Aslında seviyorum seni ama aşk bitti Kadir, demiştin geçen gece. Ah be aşk sen neler kadirsin… Şimdi ne yapmalı, aşk hortlamaz ki kardeşim, öldüyse öldü işte…

Bunları düşünürken Sena’nın telefonu çalıyor, kıpırdanıyor, rahatsız oluyor, sonra içeri gidiyor. Kadir martılarla baş başa kalıyor, ee anlıyor tabii telefon kimden.

Aşk bitti Kadir, demişti ya geçen gece… Acaba şimdi aynı tondan mı konuşacak onunla. Elbette hayır, cevabı o da biliyor eşek gibi. Aradan epey zaman geçiyor, neredeyse vapur iskeleye yanaşacak. Döner sandığı Sena gelmiyor. Merak ediyor Kadir, o da içeri giriyor, biraz da panikte. Bu kadar uzun sürer mi, bilemiyor tabii, aşkla nasıl oluyordu konuşmalar. İçeriyi gözüyle tarıyor, yok, dolaşmaya başlıyor. Köşede bir yerde Sena’yı görüyor, bir elinde telefon, bir elinde kırmızı fuları, mendil yapmış zırıl zırıl ağlıyor.

Nasıl bırakayım çaresiz kedi yavrusu gibi, ağzıma bakıyor, iyi de aşk her şeyi çözmez ki emek diye bir şey var…

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...