Haz 12

— Şu dergideki yazıya bak Öykü, Allah aşkına: “İnsanlar ürüyorlar. Mütemadiyen, istemenin spiral yamaçlarından coşku içinde kaya kıvrıla çoğalıyorlar hem de.” Lafügüzaf! Bu insanlar uçmuş.

— Nesi garip bunun Selim? Sen ki çoğu zaman yargısız yaklaşırsın! Birden tepki verdiğine bakılırsa kendince bir analizin oluşmasına bile olanak vermiyorsun. Bu seni sığlaştırıyor. Haklı tarafları olabilir elbet.

Belli ki çocuk sahibi olma/olmama çekişmemiz onu yıpratıyor. Hazır değilim. Ne desem suç! Devamı

Haz 08

Ciro tutturamama stresi üzerimdeyken, gene Handan teyze reyonda belirdi. Armağan oğlum seni çok özledim, diye bana sarıldı. O zamanlar anlam veremiyordum neden bana Armağan dediğine. Reyonda çalışan personel bana gülümsemeler ve şakalaşmalarla Armağan şef diye hitap etmeye başlamışlardı. Tabiri caizse adım Armağan’a çıkmıştı.

Handan teyze iki sene önce bizden mutfak seramikleri almış, özellikle benim onunla ilgilenmemi istemişti. Dikkatimi çeken bana hasret ve özlemle bakışıydı. Alışveriş yapsa da yapmasa da beni ziyaret edip hediyeler veriyordu. Devamı

Haz 05

Uzun zaman oldu görüşmeyeli.  Öyle uzun ki Dudu kuşu çoktan susmuş.

Bir davet aldım sonra, düştüm peşine, hem davetin öngördüğümü sandığım ışıltısı hem de merakı var içimde. Siyahlar içinde buldum seni kocaman bir sahnede; başın göğe gururla ererken, ellerin toprağa kök salarcasına dirayetli, iki yanda. Tanrı-insan hükmediyor ışıklar altında. Sesin gür, coşkun, cesur, varlığımdan duygulanımsız hareketlerin…  Önünde insandan kalabalık. Devamı

Haz 04

A4 Kâğıt: Daha kaç çizik atacak bu böyle üzerime ayol? Bir de bastırıyor ki… Gerçekten canım yanıyor artık.

Tükenmez Kalem: Canım dayan yaa… Hepimiz için zor bir gün, vallahi benim de başım döndü.

A4 Kâğıt: Sana ne oluyor ki? Birazdan bedeni ortadan ikiye yırtılıp çöpe fırlatılacak olan benim. Devamı

May 29

Bir düşü var adamın. Ve o düşünde bir kadın. Düşten damıtılmış, sahiciymişçesine sarhoş edici.

Feracesinde saklı kıvrımlı hatlarından süzülen birçok hikâyenin içinde hikâyesiz bir kadın. Gönüllere tüy hafifliğinde dokunup gözlere yumuşacık değen, dudaklardan coşkulu kıpırtı ve diri arzular ile dökülen…

Bir düş kadın, ele avuca gelmeyen.

Her sabah güle hasret bülbülleri kendinde yuvalamaya davet edercesine topladığı saçları, Uzakdoğu motifli saten sabahlığı ile oturuyor ceviz masasının başına Mihri Hatun. Dokunuyor ilkin. Değmeyi seviyor. Kahvenin son demlerini oyalayıp damağında tam yutkunduktan sonra, deri kaplı defterini okşuyor gözleri kapalı. Devamı

yazı çizi