May 29

Bir düşü var adamın. Ve o düşünde bir kadın. Düşten damıtılmış, sahiciymişçesine sarhoş edici.

Feracesinde saklı kıvrımlı hatlarından süzülen birçok hikâyenin içinde hikâyesiz bir kadın. Gönüllere tüy hafifliğinde dokunup gözlere yumuşacık değen, dudaklardan coşkulu kıpırtı ve diri arzular ile dökülen…

Bir düş kadın, ele avuca gelmeyen.

Her sabah güle hasret bülbülleri kendinde yuvalamaya davet edercesine topladığı saçları, Uzakdoğu motifli saten sabahlığı ile oturuyor ceviz masasının başına Mihri Hatun. Dokunuyor ilkin. Değmeyi seviyor. Kahvenin son demlerini oyalayıp damağında tam yutkunduktan sonra, deri kaplı defterini okşuyor gözleri kapalı. Devamı

May 11

Gördüğüm en garip rüyaydı dün geceki. Kâbusumun ıslattığı yatağımdan, işediğimi düşünerek panikle kalkmaya çalıştım. Yatağın başucunda duran kitap dolu rafa, kafamı hızla vurarak dengemi kaybettim. Eşyalar etrafa saçılırken, yere düşmeden belimi sehpanın kenarına çarpmak suretiyle kâbusu tamamladım. Kendime gelmek, rüyanın bıraktığı garip hissi ve sonrasındaki kafa travmasını aynı anda yıkayabilmek için, başımı lavabo-musluk arasına sıkıştırıp soğuk suyu açtım. Devamı

Nis 20

SP (sodyum pentobarbital) kanına yavaş yavaş karışırken zihninde de her şey karmakarışıklaşmaktaydı. Yan odadaki kader arkadaşı Mr. Sandric, yakınlaşan ayak sesleri, kapı arkası konuşmalar… Son yolculuğuna hayali arkadaşlarıyla pencereden gördüğü gökkuşağının altındaki hazineye ulaşmak için çıkmıştı Ulrich.

Son yolculuk diyorlardı. Ölüm kelimesi yasaktı klinikte… Devamı

Nis 13

Karanlık bir odanın içindeyim. Her şey çok eski, tozlanmış. Kilolarca toz var üstümde, yüzyıllardır burada gibiyim. Çok soğuk, dakikanın yüzde birinden daha kısa bir zaman önce kar yağmış sanki her yere. Yorganlarla örtünmek istiyorum, ananemin diktiği yün yorganlarla. Yavaş yavaş binerse tüm ağırlıklar, canım acımadan, ezile ezile kaybolurum. Oda ışıksız ama ara ara odanın içinde beliren, odadan daha karanlık görüntüler var, siyahın dibi, kara delik gibi. Bazen bir insan bedeni, bazen bir eşya, bazen bir his. Devamı

Nis 12

Amerika’nın en kuzey ucu, zümrüt şehir Seattle’da gün tatlı bir heyecanla başlamıştı. Ruffles’ların küçük kızı Milliose’nin dördüncü yaş günü kutlanacak ve kendisine sorumluluğunu almak üzere ilk evcil hayvanı hediye edilecekti.

Mumlar üflendi, pastalar kesildi ve sıra hediyelere geldiğinde küçük ördek yavrusu ile tanışmak, evdeki diğer misafirler kadar annesini de şaşırtmıştı Milliose’nin. Soğuk bir kadın olan Matilda’nın gözlerindeki öfke “Bunu nasıl yaparsın” derken sesindeki donuklukla tezattı. Devamı

yazı çizi