Mar 23

Bir gün duvarın ötesine geçmek istedim. Öteden evvel beridekini bilmen şart, dedi duvar. Sorup soruşturmaya başladım.

İnsan kimlere güvenebilir beridekinin selameti evvelken? Hele benim içinde bulunduğum gibi dar soluk alan bir çevrede, kanaatkâr yaşamlara sahip bedenlerin heveslere düşman olduğu zihinlerin dibinde.

En güvenebileceğim kişilerden birine gittim sonra. Tahsili benden yüksek olduğundan ona açılmayı seçtim. Mahallenin sağlık ocağındaki hemşir’anım. Devamı

Mar 22

Merhaba… Bendeniz Zuhal efendim. Namıdiğer Parizyen Zuhal! Gerçi siz beni eskiden beri bilirsiniz. Saklı kalamamış bedenimin bin bir haline şahitlik ettiniz. Sahi! En son ne zaman mesut gördünüz beni. Hiç mi? İnanın ben de hatırlamıyorum. En son hangi yastıkta huzurla uyudum bilmiyorum. Selasız sabahlara uyandı yüzlerce kez öldürülmüş bedenim. Çelimsiz, ziyan ruhumu da almış yanına… Kalıbına uymayan sahte sahiplikler peşinde. Yüzüm yerine gecelere yaptım onca makyajı karşınızda, bitkince. Devamı

Mar 12

— Lan oğlum! Piştim, vallahi billahi piştim. Bu sıcak değil başka bir şey, donum bile üstüme yapıştı, diye hayıflanıyordu Osman, hayatında ilk defa giydiği parmak arası terliklerle yürümeye çalışırken.

— Sen pişmişsen, biz yanmışız Osman’ım, diye sırıta sırıta önden koşturuyordu Bünyamin.

Yaklaşan davul zurna sesleri vardıklarının habercisiydi.

O nasıl bir renk cümbüşü, ne hengâmeydi öyle. Bir ağaçtan diğerine uzanan sarı, mavi, kırmızı ışıklar, konfetiler, sağa sola koşturan bebeler, baldır bacak ortada dolanan karılar, göz gören yerde içki içen adamlar… Osman kapının önünde donakalmıştı. “Nerede bizim oranın haremlik selamlık, hacılı, sofulu düğünleri? Onlar düğünse bu ne ola ki?” diye düşünürken ensesine yediği şaplakla kendine geldi. Devamı

Şub 26

Dışarısı puslu, içerisi tüm rehaveti ve bunalımı ile adeta kanıyor. Gözler bir balığın ölü halini resmediyor her çehrede. Dudaklar mühürlü. Ruhlar, gün boyunca bu koca salonda en olmaz yerlerinden yaralanacağa benziyor.

Dava dilekçesi okunuyor. Davalının gözleri, yerdeki taşın üzerindeki yaşanmışlık belirten yönsüz çiziklerde. Kim bilir kaç göz, kaç taban, kaç his değdi geçti. Çok acıtıyor, farkında. Devamı

Şub 20

Osmanbey hiç olmadığı kadar sıcak bu kış. Ilık havanın en büyük kanıtı, semtin asıl sakinleri olan kedilerin, araba altları ya da bir palasın kuytusundan medet ummadan, sağa sola aheste yürüyüşleri. Sırtımdaki gitarın telleri hiç gerilmedi nemrut soğuktan sebep. Güneşin yeni bir günü başlatmasına birkaç saat kalmasına rağmen, ıssız değil güngörmüş sokağım. Her gece olduğu gibi, kulağımda çaldığım son şarkının notaları, gün doğmadan yatağa uzanma telaşındaki bacaklarıma yetişmeye çalışıyorum. Devamı

Oca 31

Kral eşini kaybettikten bir yıl sonra yeniden evlenmiş. Geçen yılı aratmayan bir kar örtüsü varmış ülkesinin topraklarında. Eski kraliçenin aksine yeni kraliçe giyimine ve saçına çok dikkat edermiş. Öyle ki saraya geldiği gün yüzlerce ayna getirtmiş. Tüm koridorlara, odalara hatta bahçeye bile bu aynaları koydurtmuş.

Sarayın büyüklüğü karşısında hayranlığını gizleyemeyen kraliçe prensesin odasını görünce hayal kırıklığına uğramış. Prensesin dadısına dönerek “Neden bu odada ayna yok?” demiş. Devamı

Ara 11

Ah benim canım dayıcığım, seni ne kadar özledim. Bu hayatla vedalaşman hepimiz için sürpriz olmuştu. Hiç ölmeyecek gibi yaşıyordun. Ölüm sana hiç yakışmadı. Benim en iyi arkadaşım, sırdaşım, dostumdun. Çocukluğum da, gençliğim de senle kolaydı. Ne zaman yaramazlık yapsam yanına kaçardım. Beni korur kollardın. Hele üniversite sınavını kazanamadığımı babam öğrenince, bana kızacak diye hasta rolü yapmanı unutamıyorum. Ciddi bir rahatsızlığın olduğunu düşünüp beni unutmuştu. Seni çok sever ve hiç kırmazdı. Babamın gözünden sakındığı, rahmetli babaannemden kalan antika vazoyu kırdığımda, kendini benim için feda etmiştin. Devamı

yazı çizi