Nis 15

Burası biraz ücra bir yerde kalmış. Arka sokakta ama içerisi hiç beklemeyeceğin güzellikte. Siyahi bir kadın solist, saksafon çalan da siyahi bir adam, diğerleri yerli Amerikalı. Bu ne biçim tabirse, kendimden beklemezdim bu açıklamayı.

Sahi insan kendinden ne bekler ki?

Müzik alıp götürmüş beni, baksana, gene atlamalı bir sürü şey düşünür olmuş beynim. İnsan kaç yüz tane şey düşünebiliyor saniyeler içinde, bir sürü olasılık, yaşanmışlık, yaşa-na-mamışlık… Mekân karanlık sayılır, loş. Hem insanların hem müziğin sesi çok iyi geliyor. Kırmızı şarap sipariş ediyorum. Üzerimde de kırmızı bir elbise, bacaktan itibaren yırtmaçlı ve sırt dekolteli. Hep hayalimdi, buralarda böyle giyinmek. Hem bu hayali kanlı canlı yaşayabilmek hem de burada olmak mutlu etti beni. Devamı

Nis 14

Komiser İsmet olay mahalline gelene kadar ortalık durulmuştu. Ancak sedyelerle ambulansa taşınanların durumuna bakılırsa az önce kan gövdeyi götürmüş olmalıydı. İçeride her yan cam kırıklarıyla doluydu. Barın arkasındaki camekanda dizili şişelerin çoğu parçalanarak yerlere saçılmıştı. Komiser camlara basmamak için sekerek girdi bara.

İçeride eteğinin yırtmacı jartiyerine dek açılmış, saçı başı dağınık, perişan halde bir kadın yere çökmüş, karşısındaki duvara boş gözlerle bakıyordu. Olayın şokunu henüz üzerinden atamamış kadınla şu an konuşmanın faydası yoktu.

Devamı

Nis 13

Ah, ah be canım… İlk gördüğümde âşık olmuştum sana. İşte bu peri kızı benim sevgilim, canım, doyunağım, demiştim. Çok uğraştırmıştın beni, ne çok koştum peşinden… Şiirler, şarkılar, mektuplar yazdım, sonunda açtın bana kalbini. Bizim aşkımız kara sevdaya düşenlerin hayal bile edemediği kavuşmaydı. Sen de sevdin beni, sevdin biliyorum ama benim kadar değil…  Devamı

Nis 03

Burası ormanın ortasında bir sahil. Daha önce geldim, bildiğim bir yer. Yıllardır giydiğim camgöbeği mayom üstümde. Bu yaşıma kadar hiç aşina olmadığım rahatlık duygusu, ince hafifçecik bir şal gibi tüm bedenimi sarmış. Ne göbeğimin yayıklığı ne memelerimin sarkıklığı umurumda. Kendimi ilk defa olduğum gibi, olduğum kadar insan hissediyorum.

Gözlerimi açmaya çalıştığımda güneş ışıklarının arsız dansına maruz kalıyorum. Asla gölgede değilim, hiç gölge yok. İyot kokusu diyorlar ya, denizin ruhu genzimden vücuduma yayılıyor. Devamı

Mar 12

“Biriniz de orospu olun ayol.” diye geçirdim içimden. Hepsi harika, hepsi çok düzgün insanlar sanki! Kasvetli odada, eski püskü avizenin sallantısına takılmışken gözlerim, sabırla konuşmalarının bitmesini bekliyordum.  Masanın samimiyetsizliği kocaman oluşundan belliydi. Birbirimizi duymak zor olsun diye tasarlanmıştı sanki. Devamı

yazı çizi