Oca 06

Yazmak istiyorsanız, ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız birkaç önerim var.

Sosyal medyada, fotoğraf sanatçılarının sitelerinde, sergilerde, gazetelerde, dergilerde gördüğünüz bir fotoğrafa odaklanın. Kendi çektiğiniz ya da arkadaşınızın çektiği bir fotoğraf da olabilir. Fotoğraf size ne çağrıştırıyor? Nasıl bir hikâyesi olabilir? Aklınıza gelenleri yazın. Devamı

Ağu 29

Yazmak, insanı kendiyle barıştıran, terapi yöntemi olarak da önerilen bir eylem. Her gün yazabilirsiniz. Arada bir ya da kırk yılda bir. Kişiye ve döneme göre değişir.

Yazmak, olumlu bir eylemken onu bir mecburiyet gibi görmemekte yarar var. Düzenli yazmak elbette harika. Ancak insan bazı dönemlerde yazamayabilir. Canı istemez, hevesi olmaz, yorgunluktan, sıkıntıdan yazamaz. Böyle zamanlarda “Yazamıyorum” diye üzülmektense bunun geçici bir süreç olduğunu kabul etmek kısır döngüyü engeller. “Yazmadığım için üzgünüm, bu yüzden yazamıyorum” döngüsünden bahsediyorum.

Keyifle ve hevesle yazacağınız günler çok olsun.

Tem 19

Yazdıklarımızı kaç kez okumalıyız? Defalarca okuyup yabancılaşan insanlara rastlıyorum. Çok okumak yoruyor yazanı. Yazdıktan bir süre sonra, yeterince dinlenince, başka bir gözle okuyup düzeltmek iyi bir yöntem. İçinize sinmeyen bir şeyler varsa bir süre daha bırakın kendi haline. Unuttuğunuzda yeniden okuyup düzenleyin.

Sesli okumak, özellikle tekrarları önlemek için yararlı oluyor. Atölyede her katılımcı kendi yazdıklarını sesli okuyor. Böylece hepimiz görmenin yanı sıra duyarak da fark ediyoruz çarpıcı cümleleri ve kısaltılması, düzeltilmesi gereken yerleri. Bilgisayarda yazıyorsanız çıktı alın, okurken kendi sesinizden dinleyin yazdıklarınızı, bir yandan da işaretleyin.

Yazmanın keyfine varmanız dileğiyle.

Nis 26

Yollarda olmak ya da “havalarda”… Birlikte yolculuk ettiğin birileri olsa da kendinle baş başa kaldığın anlar mutlaka vardır. Düşüncelere dalınan “an”lar…

Enginlere bakarken bir kalem kâğıt alsan eline ya da klavye, telefon. Ağzına geleni döksen kâğıda veya ekrana. Evet, “ağzına geleni”. Hiç tasasız, kim okuyacak diye düşünmeden, sadece kendine yazsan, içindeki sesin gizli sözlerini. Bırak aksın gitsin, kendinle muhabbet et. Bırak “dünyayı”, sadece sen varsın. Devamı

Şub 20

Atölyede hep konuşuyoruz, yazmanın faydalarını saya saya bitiremiyoruz. Aslında yazmanın tek bir amacı var: Varoluşumuzu yaşamak, belki de gerçeğe aktarmak. Kendimizi sözcük sözcük var etmek, görünür kılmak.

Bedensel olarak görünmeyi istemeyen yazarlar olmuştur hep. Bedenleriyle çıkmak istemezler okurun karşısına. “Somutlaşmamak” için belki. “Sözcük beden”leriyle bilinmek isterler. Şimdi anlıyorum onları, anlayabildiğim kadar…

Kas 19

Bugünlerde aynı dertle çalınıyor kapım: Yazamama. Bazen dünyanın bütün konuları ortadan kayboluverir. Bir türlü yazamazsın.

Benim bulduğum çözüm, ağzıma geleni yazmak! Düşünmeden yazıyorum, akışa bırakıyorum kendimi. Yazı kendini yazıyor aslında. Bununla ilgili diğer yazılarım burada, belki ilham verir. Devamı

Ağu 07

Aklımdan konular geçiyor, geçip gidiyor… Başlıklar da. Yazmanın ya da yazamamanın başka bir halindeyim. Bu yazma meselesi böyle, her an başka bir yüzünü gösterir. Bu yüzden bitmez üstüne söylenen sözler.

Yazma arzusu da yaza yaza bitmez. Ayçekirdeği gibi, ne kadar çitlersen çitle tatmin etmez.

İyi gelir yazmak. İçini dökmek sayfalara, boşaltmak ruhundaki “kutu”yu. Sözünün sonsuzluğu şaşırtır seni, kelimeler yetmez.

Kendine anlatırsın anca, okuyan anlamaz senin gibi, ulaşmaz ona bütün kelimeler, senin sözlüğündeki anlamları ve taşıdıkları duygularla birlikte.

Sen de ancak kendi sözlüğün kadar anlarsın okuduklarını. Bu yüzden doğrudur, kimsenin kimseyi tam olarak anlamadığı.

yazı çizi