Ağu 29

Önceki yazımda nasıl yazacağımızı konuşmuştuk. “Ağzınıza geleni yazın” demiştim. Yazımızı bıraktık bir kenara, dinlendirdik. Şimdi yeniden ele alma zamanı. Başka birinin yazısını okuyormuş gibi bakın yazınıza.

  • Giriş cümlesi nasıl? İlgi çekici mi? Şaşırtıyor mu? Merak uyandırıyor mu?
  • Cümleler daha kısa olabilir mi?
  • Sözcük tekrarları var mı?
  • Benzer cümleler tekrar yazılmış mı?
  • Giriş, gelişme ve sonuç paragrafları ayrılmış mı?
  • Anlatmak istediğinizi iyi ifade ediyor mu? Devamı
Ağu 24

Neredesin Firuze filmini izlemiş miydiniz? İzleyin, izleyin, izlediyseniz de bir daha izleyin. Genç yeteneklerin Firuze’yi araması gibi ben de İlhami’yi arıyorum bazen. Sonra birden fark ediyorum ki İlhami (İlhame de olur) yok aslında, ben yaratıyorum onu kafamda. Gelmiş, buyurmuş sayıyorum o zaman. Az önce de böyle oldu. “Ah, ah, ah! Yazmam lazım, ne yazsam, İlhami de yok ortalarda!” derken eğitimlerde katılımcılara söylediğim cümle geldi aklıma: “İlham gelmesini beklemeyin.” Vurdum kendimi tuşlara! Devamı

Ağu 17

İyi yazmak için okuyalım. Tamam da ne okuyalım? Tabii ki edebiyat. Roman, öykü, şiir, günce, deneme…

Neden edebiyat?

Sözcük dağarcığını beslemek için: Gündelik hayatta o kadar az sözcük kullanıyoruz ki…

Farklı üslupları tatmak için: Kendimizi anlatmanın o kadar fazla yolu var ki…

Duyguları ortaya koyabilmek için: O kadar az bahsediyoruz ki duygularımızdan. Devamını siz getirin… Devamı

Ağu 08

Behzat Ç.’yi seviyorum ama dizi yayınlanmaya başladığından beri değil. Her Temas İz Bırakır: Bir AnKara Polisiyesi çıktığında (2006) keşfetmiştim bu antikahramanı. İki senelik sabırsız bekleyişin ardından Son Hafriyat: Bir AnKara Polisiyesi geldi. Üçüncü romanı bir türlü bitiremedi, diye Emrah Serbes’e kızıp dururken dizi başladı ve beni fethetti. Şimdi devamı için eylülü, filmi için [Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm (Son Hafriyat’tan uyarlama)] 28 Ekim’i bekliyorum yine sabırsızlıkla.

Argo kullanımı nedeniyle bir sürü eleştiri ve “yüce” RTÜK’ten uyarı alsa da “la”nın “lan”ın kibar hâli olduğunu öğretti bize. Asıl beni yakalayan, dahi anlamındaki –de, -da eklerinin ayrılması meselesiydi. Dizinin o bölümünde, seri katil notlar bırakıyordu cinayet mahallerine: “Buda intihar değil.” Behzat Ç. ve Harun tepki gösterdiler, şöyle bir şeydi: “ ‘Da’yı ayırmamış, mal la bu!” Böylece çoğumuzu delirten bir Türkçe sorununa el attılar. Devamı

Ağu 01

Eğitim verirken önce “Kime yazıyoruz? Neden yazıyoruz?” sorularını sorarım. Katılımcılardan güzel cevaplar gelir:

“Kendim için yazıyorum.”

“Okunmak için yazıyorum.”

“Yazmak beni rahatlatıyor.”

“Yazarken dinleniyorum.”

“Osman, Şükrü ve Rüknettin için yazıyorum.” (Bunu ben uydurdum.) Devamı

yazı çizi