Kas 14

Geçmişe iki bilet | Kahraman Doğan

Yazan Editör Kategori atölyeden

Yaşlı adam her günkü gibi o çok sevdiği parktaydı. Orası onun için hem kaçış yeri hem de insanlarla bir araya gelmek için can attığı bir mabetti. Her gün aynı banka oturur, derin bir of çeker, maziyi selamlar, sessizleşir, düşünür, gözlerinden hafif bir hüzün damlasını parka hediye bırakırdı. Her gün sevgili güvercin dostları için yanında bir avuç yem getirir, o yemleri oturduğu bankın etrafına onları kutsarcasına savururdu. Teşekkürlerini küçük bir baş selamıyla karşılar ve bir tebessümle afiyet olsun, derdi. Bankında muhakkak bir misafiri olur ve onları evindeymiş gibi ağırlamak isterdi. Yanında getirdiği piknik sepetinde bulunan böreklerden ve kendisi için demlediği çaydan ikram ederdi. Her gün o bankta yeni dostlar edinir; yeni hüzünleri, sevinçleri, ümitleri dinler ve kendisininkilerle kardeş ederdi.

Yine bu misafirlerinden birini ağırlarken elinde gördüğü biletler dikkatini çekti, biletlerin üzerinde Moskova Sirki ibaresini görünce birden geçmişe döndü. En son otuz yıl önce geldiklerini ve o yıla kadar her yıl şehirlerine uğradıklarını hatırladı. Kendisi için bir önemi yoktu ama karısı sirke bayılıyordu.

O yıl sirkte büyük bir facia olacağı aklına gelmemişti. Merak ve heyecanla beklenen cambaz Korkusuz Alex’in ipteki son yürüyüşü olacağını, on metreden yere çakılacağını ve sirkin şehirlerine o kazadan sonra bir daha uğramayacağını bilemezdi. Karısının çok isteyip de yıllardır gidemediği sirkin bir daha gelmeyeceğini duyduğu zamanki hayal kırıklığının, seneler süren pişmanlık ve üzüntüsünü yaşamaktan kurtulması için eline bir fırsat geçmişti. Tanrı’nın ona ikinci bir şans verdiğini ve her şeyin düzeleceğini düşündü.

Yanındaki yeni dostuna büyük bir heyecanla biletleri nereden aldığını sordu. Dostu biraz şaşkın ve biraz tedirgin bir ses tonu ile şehrin merkezine kurulan sirkin tanıtım çadırından aldığını söyledi. Telaşla piknik sepeti ve termosu parkta bırakarak koşarcasına sirk çadırına gitti. Bilet satışı yapan kadının yanına usulca yaklaşarak iki bilet istediğini söyledi. Kadın ücreti aldı, biletleri yaşlı adama uzatırken gözlerindeki mutluluğu görünce, yüzünde hafif bir gülümsemeyle iyi eğlenceler dileklerini iletti. Yaşlı adam biletlerini alırken çok mutluydu. Bu anı uzun zaman beklemişti.

Büyük bir heyecan ve gururla evine, yaşına aldırmadan koşar adımlarla ilerlerken karısının ne kadar şaşkına döneceğini ve mutluluktan havalara uçacağını düşünüyordu. Her zaman geçtiği Çarşı Caddesi’ndeki esnaf bu telaşlı yürüyüşüne bir anlam veremezken, kaygılı gözlerle ona baktılar. İlk kez onlara selam vermeden geçip gitmişti. Evinin bulunduğu sokağa dönerken o çok sevdiği, ara sıra dertleştiği ıhlamur ağacı ile karşılaştı. Ağacın yanından geçerek evinin kapısını gördüğünde durdu. Kapının önünde bekledi, sokağa yayılan ıhlamur kokusunu içine çekti.

Bahçede karısıyla beraber diktikleri kırmızı, sarı, beyaz ve siyah güllerden oluşan küçük cennetlerinden geçerek evlerinin ahşap doğramalı kapısına ulaştı. Kapıyı açtı, karısına seslendi. “Cennet gözlüm ben geldim.” Merdivenlerden yaşlı nefesinin izin verdiği hızla çıktı. Yatak odasının kapısını açtı. “Cennet gözlüm bak elimde ne var.” Cevap gelmedi. Biletleri küçük bir çocuk sevinciyle salladı ve “Bak Moskova Sirki için iki bilet!” dedi. Sevinçten boynuna sarılmasını bekledi. Karısı tepkisiz kaldı. Yaşlı adam ona çaresizce baktı. Hüzünle o karanlık gecede yaptıkları trafik kazasını hatırladı. Bu kaza sonucu boyundan aşağısının felç olduğu gerçeğiyle bir daha yüz yüze geldi. Biletlerin ona iyi geleceğine, yeniden ayağa kalkıp ona mutlulukla sarılacağına inanmıştı. Sevgi dolu gözlerle baktığı kadın yatakta öylece yatmaya devam etti. Başucundaki sandalyeye oturdu. Yeniden “Bak ne var elimde, Moskova Sirki’ne iki bilet” dedi. Bu biletlerin cennet gözlüsünü kazadan önceki günlere döndüreceği umudu umutsuzluğa dönüştü.

Yaşlı adam hayal kırıklığını bohça edip, içindeki hüznü sessiz çığlıklara akıtarak aşağıya salona indi. Emektar pikabına kimsenin bilmediği, ama karısıyla bülbül sesine hayran oldukları Zerrin Zeren’in Karanlık Dünyam adlı 45’liğini yerleştirdi. Pikabın sesini açtı.

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

24 Yorumlar



yazı çizi  
Facebook Twitter More...