Ara 11

Gizemli veda | Kahraman Doğan

Yazan Editör Kategori atölyeden

Ah benim canım dayıcığım, seni ne kadar özledim. Bu hayatla vedalaşman hepimiz için sürpriz olmuştu. Hiç ölmeyecek gibi yaşıyordun. Ölüm sana hiç yakışmadı. Benim en iyi arkadaşım, sırdaşım, dostumdun. Çocukluğum da, gençliğim de senle kolaydı. Ne zaman yaramazlık yapsam yanına kaçardım. Beni korur kollardın. Hele üniversite sınavını kazanamadığımı babam öğrenince, bana kızacak diye hasta rolü yapmanı unutamıyorum. Ciddi bir rahatsızlığın olduğunu düşünüp beni unutmuştu. Seni çok sever ve hiç kırmazdı. Babamın gözünden sakındığı, rahmetli babaannemden kalan antika vazoyu kırdığımda, kendini benim için feda etmiştin. Canın sağ olsun kayınço, senden kıymetli mi, diyerek gülümsemişti. Duysa beni ayaklarımdan tavana asardı.

Anneme güzel ve asil kadın, derdin. Ah dayıcığım seni ne çok severdi. Babam kadar emeği var, deyip minnettarlıkla anardı. Halbuki yaşın ondan küçüktü. Ama her zaman bana Hızır gibi yetişir, beni korur kollardı, derdi. Hastanede olduğunu bana söyleyememişti. Babam “Söyleme hanım, çocuk vatani görevinde, zaten kısa dönem yapıyor. Bir ayı kaldı. O gelene kadar aslan kayınçoma bir şey olmaz. Nasıl olsa ayağa kalkar, biz gene onunla tavla oynar, balığa gideriz” demiş. Yetişemedim. Yoğun bakım odasından gelen o korkunç dıııııt sesiyle dayım bize sonsuza dek elveda demişti. Hayatla son defa dalgasını geçerken henüz kırklı yaşlardaydı. İyilik ve sevgi dolu yüreği yaşamına son noktayı koymuştu.

Cenazeye geldiğimde herkes bitap düşmüştü. Annem tarumardı. Onu hayatım boyunca bu kadar bitkin ve halsiz görmemiştim. Aslında ben de bitmiştim. Hayatımın en kara ve karanlık gününü geçiriyordum. Gasilhanede yıkanırken onun yanındaydım. Gene yapacağını yaptı. O meşhur muzip bıyık altı gülüşü ile beraber, parmak hareketiyle bizi şaşırtmayı başarmıştı. Gören herkes öldüğünü unutarak kahkaha atmaya başladı. O halde bile bizi güldürmeyi başarıp neşe kaynağı oldu. Aynı soruyu bana tekrar sordurdu. Ah be dayı, sen nasıl bir adamsın. Cevabı kulaklarımın içinde yankılandı. Gördüğün gibi bir adamım yeğenim…

Cenaze töreni bitti. Hüzün içinde dayımı sonsuza uğurladık. Avukatı başsağlığı dileklerini ilettikten sonra, dayımın bana miras bıraktığını söyledi. İşlemler için ertesi gün ofisine gittiğimde bana bir anahtar verdi. Evinin çatı katındaki sandığın anahtarı. İçinde bana kalan mirasın bulunduğunu belirtti.  Bir an önce o sandığa bakmam gerekiyordu.

Dayım evini, tek akrabası olan anneme bırakmıştı. Annem sandığın bana kaldığından haberi olduğunu, hiçbir şekilde ona dokunmadığını anlattı. İçinde ne olduğunu bilip bilmediğini sorduğumda hiçbir fikrinin olmadığını söyledi. Merakla dayımın evine gittim. Her zaman yaptığım gibi garajından giriş yaptım. Gözlerime inanamadım. Nasıl olmaz. Vidalarına kadar orijinal topladığı o meşhur Amerikan arabası yoktu. Kalbim buruldu. Sonra gözüm çok heves edip de binemediğim motosikletini aradı, o da yoktu. Sanki onla beraber garaj da ölmüştü. Garajdan direkt mutfağına geçiliyordu. Mutfak da bomboştu. Salona geçtim; antika eşyaları, koleksiyonları, resimleri, gıpta ile baktığım her şeyi onla beraber bu diyarı terk etmiş gibi görünüyordu. Çatı katına çıktım. Sandık orda tek başına duruyordu. İşgal edilen ülkede tek istila edilemeyen kale gibi. Birden evin anneme kaldığını hatırladım, nasıl olur da dayımın hatıralarını satardı. Anneme olan öfkemle sandığı açtım. Şaşkınlıkla içindekilere baktım. Bir defter, bir zarf, büyük bir dosya ve fotoğraflar. Anlam veremedim. Zarfa dikkatlice bakınca üzerinde “Önce beni oku” yazdığını gördüm. İçindeki mektubu okumaya başladım. 

Aslan parçam,

Öncelikle bu mektubu okuduğuna göre ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Eminim son şakama da herkes gülmüştür. Cenazemde kimse ağlamamıştır umarım, biliyorsun en korktuğum şey insanları ağlatmaktır. Lafı uzatmayı sevmem. Bu sandıkta bir defter göreceksin, o defter benim sırrım, bir kere okuyup mezarıma gömeceksin. Özellikle 8. sayfayı okumanı istiyorum. Biliyorum, gene garajdan girdin. Arabayı göremedin. Çünkü onu sattım:)) Motora heveslenme onu da sattım;) Evdeki her şeyimi sattım. Bunlar benim özelimdi, sadece benle yaşayabilirdi. Merak etme bu sayede sana bir miktar para bıraktım. Sandıktaki kalın dosyadan banka hesaplarına ulaşabilirsin.  Kendine güzel bir iş kurabilirsin ama senin yerinde olsam dünyayı gezerdim bu parayla:) Senden istediğim bir başka şey de fotoğraflara bakman ve oradaki kadının mezarına her hafta on adet gül bırakman. Mezarı nerede mi? Benimkinin yanına bak, sonunda yan yana geldik. O çok sevdiğim afeti devran beraberliğimizin ikinci yılında hayata gözlerini yumdu. Sonunda ona kavuştum, çok mutluyum. Sana güveniyorum. Şimdi doğru günlüğe marş marş…

Büyük bir heyecanla günlüğü elime aldım, sekizinci sayfayı açtım. Şu not vardı.

Yeğenim altıncı sayfaya geç…

Sayfaları telaşla çevirdim. Altıncı sayfadaydım.

Aslan parçam beşinci sayfaya geç. Koş koş…

Of dayı, benle oyun mu oynuyorsun. Beşinci sayfadaki yazıyı okudum.

Oflamayı poflamayı bırak, yedinci sayfaya git hemen:))

Yedinci sayfayı açtım. Bu sefer yönlendirme yoktu.

Sevgili yeğenim,

Bu gördüğün sandık ailemiz için çok önemli, altında gizli bir bölme var. Bu bölmedeki aile yadigârlarını bundan böyle sen koruyacaksın. Aslında sandığı sana bizzat vermek isterdim. Ama beynimdeki o tatlı misafir nefesimi erken kesti. Şimdi sandığa yanaş,  altında rakamlı bir kilit göreceksin, şifreyi merak ediyorsan sayfaları takip et yeter. Annene iyi bak.

Seni çok seven dayın

Not: Ben yıllarca sakladım. Sıra sende, geçmiş olsun. Yüzük hatıramdır,  onu çok severdim. Bu yüzükle hep yanında olacağım. Görevleri unutma hortlarım bak.

Böyle bir şey beklemiyordum. Sayfaları takip et demişti. Şifre sayfa numaralarıydı. Sekiz, altı, beş ve yedi. Sandıktaki gizli bölme açıldı. Gözlerime inanamadım. Birçok madalya vardı. Sanırım bunların hepsi Osmanlı paşası olan dedemizden bize emanet kalmıştı. Yüzüğü parmağıma taktım, sandığı evime götürdüm. Aynı soruyu bir daha sordum.

Ah be dayı, sen nasıl bir adamsın.

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

Yorumlar



yazı çizi  
Facebook Twitter More...