Şub 25

Görevimiz: Haybeye! | Özgür Yıldırım

Yazan Editör Kategori atölyeden

gorevimiz-haybeyeSORU: Bir sabah suç şebekesinin elebaşlarından biri olarak uyansanız ne hissederdiniz? Fondaki gerilim müziğini kısalım önce. Şu hızlı atan kalp ritmini de susturalım. Evet, ne diyorduk? Ne hissederdiniz? Sizi bilmem ama ben, dünün aynısını hissederdim. Eğer…

OLAY: Öyle de oldu. Dünün aynısı bir güne uyandım. Yatağımı toplamadım, saçımı taramadım, şöyle mükellef bir kahvaltı da yapmadan sokağa çıktım. Ekibimin kalanı beni bekliyordu sokağın başında heyecanla. Yanlarına gittiğimde “Hazır mısın?” dedi en kıdemlileri. “Şimdiye kadar hiçbir şey için hazır olmadım ki,” deyince sırtıma bir şaplak atarak “Hay yaşa! İşte mücadele ruhu diye buna derim ben. Gençlerin katılımı çok önemli.” dedi, aldırmadan şaşkın bakışıma. Garip bir çete olduğumuz konusunda hemfikirim. Şimdilik bunun üzerinde çok düşünmeyelim.

− Herkes tamamsa, planımızı gözden geçirelim.

− Rasim Amca, veresiye defteri mi o?

− Evet, üzerine kroki çizecek bunu buldum bir tek. O değil de evlat, senin de az borcun yokmuş ha.

− Ya Rasim Amca, kredi yatsın. Ödeyeceğim valla.

− Şaka, şaka. Öğrenci adamsın, halden anlarız. Eline ne zaman geçerse. Biz bir ekibiz sonuçta. Neyse, Müzeyyen Hanım senin malzemeler hazır mı?

− 10 numara şişlerimi getirdim.

− Süper. Eskici Mahmut?

− Hortumlar burada, bidonları da köşeye bıraktım.

− Umut?

−Araç da tamam.

− Haydi başlıyoruz o zaman.

Hedefimiz belli, kuralımız basitti. Hortumlayacaktık, sorun çıkarsa topuklayacaktık. İlki çok kolay oldu. İliğini sömürdüm. Müzeyyen Teyze de acımadan batırdı şişleri. Diğerine yürüdük. Tam yanına yaklaştık, dokunduk dokunmadık, ambulans gibi bağırdı şerefsiz. Susturamadık. Kaçmaya yeltendik ama Rasim Amca’nın bastonu hızlanmamıza yardımcı olmadı. Mahalleli bizden önce davrandı.

− Yine mi siz ya? Benzini çekiyorsunuz, üzerine bir de lastikleri patlatıyorsunuz. Rasim Amca, Müzeyyen Teyze bunca yıldır komşuyuz. Hukukumuzdan, yaşınıza hürmetten şikâyet etmiyoruz ama şu çocuk öğrenci, valla başını yakacaksınız. Umut sen niye uyuyorsun bunlara? Bir de hukuk okuyorsun.

ANA FİKİR: − Mahalleye park ettiğiniz araçlar kaldırımı kapatıyor. Yoldan yürümek zorunda kalıyoruz. Ayrıca otoyolda gider gibi sürdüğünüzden güvenliğimiz hiç yok. Siz şikâyetçi olursanız biz de oluruz. Bu yüzden mahalle arasında binilecek tek araç bisiklet olsun istiyoruz. Bin Müzeyyen Teyze.

− Aaa, Müzeyyen Teyze sen ne yapıyorsun? Yaşına başına bakmadan. Ay, ay, ay! Koşun, düştü kadıncağız.

SONUÇ: Müzeyyen Teyze’de kalça, biz de hayal kırığı…

Dersem yalan olur. Daha önce Müzeyyen Teyze’yle bisiklet çalıştığımızdan, biraz gidince bütün mahalleli şaşkınlıkla takdir ediyor kendisini. Mesajımız alınıyor. Artık araçlar aşağıdaki otoparka bırakılıyor. Müzeyyen Teyze şişleriyle torunlarına bere örerken, ben de Rasim Amca’ya kalan borcumu ödüyorum.

NOT: Öykünün sonunu beğenmediniz, ütopik oldu mu dediniz? Demek ki dünün aynısı bir güne uyanmayı sevenlerdensiniz.

Gaye’nin notu: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...