ErtG4tRlazazMr987V1830i

Popular Posts

yazı çizi atölyesi kayıtları açıldı

yazı çizi atölyesi kayıtları açıldı

“Benim gibi yazanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim. Yeni atölye grubu, talebe göre belirlenecek tarihte başlayacak ve bu programla 8 hafta sürecek. Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com

Popular Posts

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Siz de benim gibi yazıp çizmeye meraklıysanız, “Acaba iyi yazıyor muyum? Daha iyi yazmak için ne yapmalıyım?” sorularını soruyorsanız birlikte çalışabiliriz. Neler yapacağız? Yazışacağız. Yazınızı bana göndereceksiniz. Size önerilerimi ve bazı ipuçlarını sunacağım. Yazınızı bu öneriler doğrultusunda yeniden düzenleyip istediğiniz yerde yayımlayacaksınız ya da biriktireceksiniz. Karar sizin… Devamı…  

Popular Posts

Tüy kalem

Tüy kalem

Logomda ve kartımda severek kullandığım tüy kalemin tarihçesini az çok biliyordum, ama biraz daha araştırayım dedim. Karşıma bir blog çıktı. Uzun uzun ve keyifle yazmış Merih Sakarya tüy kalemi. En uzun süre (bin yıl) kullanılan bu yazı aracını daha çok sevmemi sağladı. Tüyün yumuşaklığı, edebiyatı anlatışı, uçmaya özlemimi anımsatışı sarmıştı beni. Yazının zihnimdeki resmiydi hep. … Devamı

May 04

Yağmur yağıyordu, sırılsıklam açtım. Evlerin ışıkları yanıyor, bacalarından kesif duman çıkıyordu. Sokağa burnunu uzatan, dünya yerinde duruyor mu diye merak eden bir Allah’ın kulu yoktu. İnsanlar koltuklarına mıhlanmıştı.

Kapı önlerine bırakılmış torbaları koklayarak ilerliyordum sokakta. İyi insanlar bırakmıştı bu torbaları, içlerinde yağlı ve baharatlı yemek artıkları, tavuk kemikleri ve kürdanlar, küf ve deterjan kokusu; sırtı pek mahalle sakininin aklının ucundan bile geçmeyecek tuzaklar… Devamı

May 03

“Sevgili çocuğum, elinde tuttuğun mektup inanması güç ama gelecekteki senden yine sana yazılmış bir mektuptur. Hayır, bu bir eşek şakası değil, hayır, bu yanlışlıkla birinin cebinden düşmüş ve şans eseri senin bulduğun bir mektup da değil. Görüyorsun ya, mektubu eline alır almaz aklından geçenleri tahmin etmekte ne kadar mahirim, umarım çekincelerin yerini itimada bırakıyordur yavaş yavaş, çünkü otobüse bindiğinden beri inmen gereken durağa yaklaşıyorsun. Devamı

May 02

Gözü kilitli sandığa takıldı. Bir süre izledikten sonra hızlıca geri dönüp bahçeye doğru koşmaya başladı. Bahçenin ortasına geldiğinde birden durdu. Yavaşça başını kaldırarak eskiden kendisine çok büyük gözüken evi, sanki ilk kez görüyormuşçasına incelemeye koyuldu.

Çocukluğunda epey görkemli olan bu ev, şimdilerde ailesine değil, terk edilmişliğin dünyasına aitti. Solgun, ne ayakta ne de yıkılmış… Devamı

Nis 28

Uzun boyu, irice vücudu, kırlaşmış sakal ve bıyığı gözlerindeki keskinliği ortaya çıkarıyordu. Hafif kalkık, uzaklara bakan kalın, dağınık kaşlarının biriyle farkına varılamayan bir iklimi solukluyordu. “Cigaramın dumanı, yoktur aman bu yarimin imanı” diyerek az sonra yakacağı sigarası, dudaklarının arasında ha düştü ha düşecek eğreti duruyordu.

“Yüz, ruhun yansımasıdır” demiş Çiçero, 2000 yıl önce. Devamı

Nis 27

yazı çizi atölyesinde geçen hafta kısacık öyküler yazıldı:

Allahsız

Dilsiz kulların en dost canlılarını, yanlarına çağırıp, kendilerine kuyruk sallarken iğneyle öldürdüler. Aç olanlarını, zehirli yiyecekler sunarak katlettiler. Sonra namaz kılmaya gittiler.

Ayşe Özkın Gökçeer Devamı

Nis 21

Öykülerini heyecanla okuduğum, atölyede öğrencilerime sürekli önerdiğim Etgar Keret, bu kez çocuklara yazmış: Uzun Yeleli Kediçocuk.

Kitap, “Babam çok meşgul bir adam. Açıkçası, beni göremeyecek kadar meşgul.” cümleleriyle başlıyor. Annesinin uyarısı üzerine oğluyla vakit geçirmek için çaba sarf eden babası, onu hayvanat bahçesine götürüyor. Harika! Ancak yine işi çıkıyor.

Kahramanımız kendi başına keşfedecek bu ilginç yeri. Acaba hayvanlar kafeslerde yaşamaktan memnun mu? Neden üzgün görünüyorlar? Devamı

Nis 10

Müteahhit “Oğlum bak buraya” diye seslendi.

Bir elinde çay tepsisini tutan çaycı nefes nefese kapıdan girdi.

Müteahhit ellerini arkadan bağlamış, kaşlarını çatmış odayı baştan başa gidip geliyordu. Odanın ortasına kadar uzanan masanın bir ucunda oturan belediye memuru parmaklarının arasına sıkıştırdığı sigarasını yakmak için bekliyordu. “Nerde kaldın lan, iki saattir çay bekliyoruz” diye bağırdı müteahhit. Devamı

yazı çizi