ErtG4tRlazazMr987V1830i

Popular Posts

Öykü Kahramanları Ülkesi’nde

Öykü Kahramanları Ülkesi’nde

İkinci kitabım “Öykü Kahramanları Ülkesi’nde” yayımlandı. Epeydir bekliyordum, elime alınca heyecanla doldum. Yeğenimle birlikte neşeyle okuduk. En önemlisi onun sevmesi! Gergedan Yayınlarının şahane ekibi sağ olsun. Editörüm Şehnaz Helvacılar, yayınevi kurucusu Şehnur Helvacılar, tasarım desteği veren Mediacholic var olun. Çizerim Özlem Arslanoğlu Sağol, hayalimin ötesine geçti rengârenk resimleriyle. Sağ olsun. Beni güçlendiren, hayal gücümün sınırlarını … Devamı

Popular Posts

Kim Bu Konuşan?

Kim Bu Konuşan?

Heyecan dolu bir sürecin sonunda kitabımı elime aldım. 3 yaşındaki yeğenim, kardeşim ve annem, birlikte okuyup sevdiler. Çok mutlu oldum, yeğenimin tanımıyla “sevgi doldum”…  Umarım her yaştan çocuğa ulaşır ve neşeyle okunur. Yayınevinin sitesinde (Gergedan Kitap), diğer kitap satış sitelerinde (en sevdiğim Kitap Kolala) ve kitabevlerinde yerini aldı. Bana ilham ve cesaret veren başta çocuklar, ailem, … Devamı

Popular Posts

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Siz de benim gibi yazıp çizmeye meraklıysanız, “Acaba iyi yazıyor muyum? Daha iyi yazmak için ne yapmalıyım?” sorularını soruyorsanız birlikte çalışabiliriz. Neler yapacağız? Yazışacağız. Yazınızı bana göndereceksiniz. Size önerilerimi ve bazı ipuçlarını sunacağım. Yazınızı bu öneriler doğrultusunda yeniden düzenleyip istediğiniz yerde yayımlayacaksınız ya da biriktireceksiniz. Karar sizin… Devamı…  

Şub 04

Yerinde rahatsız gibi. İncir yaprakları kaşındırıyor, belli. Zaten herkesi kaşındırır. Dur, toparlandı, nihayet anladı sorumu galiba.

“Dediğim gibi Memur Bey, Hanım, Efendi?…” Memnuniyetsiz ifademi değiştirmiyorum. “Memurcuğum…” Gururla gülümsüyor şimdi.

“Sonra üç evladım oldu. Üçünü de en iyi okullarda okuttum, kariyer sahibi ettim, övünmek gibi olmasın ama övüneyim bu kadarcık da değil mi?” Çiğ bir kahkaha patlatıyor. İstifimi bozmuyorum, o da bozmuyor. Hayret doğrusu.

Devamı
Şub 02

“Kaç kere söyleyeceğim, geç geliyorsan sessiz gir içeri!”

“Sen de bilerek salonda yatıyorsun, rahatsız oluyorsan odanda yat.”

“Biraz dikkat etsen ölür müsün?”

“Biraz anlayışlı olsan ölür müsün?”

“Ben mi anlayışsızım?”

“Hoşgörü abidesi olduğun söylenemez.”

Devamı
Oca 30
“Avluda Oturanlar”, İbrahim Çallı

— İki şişle patiği nasıl örüyorduk ya, bi’ gösteriversene?

— N’oldu? Beş şişle örmeyi mi unuttun?

— Hiç unutur muyum? Ama çabuk bitsin diye iki şiş örcem…

— Güzel olmaz ki o! Pazara götürsen ipinin parasına satamazsın.

— Ya satmıcam, kendime örcem, güzel olmasa da olur, göstersen ölür müsün?

Devamı
Oca 25

Elindeki tahtadan oyma küçük kuşu havuza daldırdı, daireler çizdi. Rengârenk parıldadılar. Su, ilahi güzelliğine minnettar gibiydi. Altın buklelerini atarak başını sola çevirdi. “N’olur bir şeyler yapsan?” Dakikalardır süren sessizliği böyle bozulmuştu. Mahzun, yalnız, görkemli sessizliği.

“Bu onlar için bir armağan değil, biliyorsun. Bizimki gibi bir hayata uygun ruhları yok.” Z’nin sesinde her zamanki haşmetinden eser yoktu. “Ölüm de hayat gibi huzur veriyor onlara.” Gözlerini devirdi çocuk.

Devamı
Oca 19

“İçimin sesi tik taklara bölünür bazen, bir tik hüzün, bir tak sevinç. Bir tik korku, bir tak umut. Görmezden gelinen saatlerde hayat akıp giderken, bu tik taklar içimi sessizce bir kum saati gibi doldurur. Hiç durmadan bir aşağı bir yukarı akan… Kumlar aşağıya süzülürken içimin bir yanını ferahlık kaplar, diğer tarafa süzülürken yine dolarım.  O kum saatine bakar ağlarım…  Bilirim hayatın büyüsünü, dokunduğunda meyve açacağını. Lakin ben de böyleyim işte… Bir kum saati… Tik, tak…”

Devamı
yazı çizi