ErtG4tRlazazMr987V1830i

Popular Posts

Kim Bu Konuşan?

Kim Bu Konuşan?

Heyecan dolu bir sürecin sonunda kitabımı elime aldım. 3 yaşındaki yeğenim, kardeşim ve annem, birlikte okuyup sevdiler. Çok mutlu oldum, yeğenimin tanımıyla “sevgi doldum”…  Umarım her yaştan çocuğa ulaşır ve neşeyle okunur. Kitap Gergedan Yayınları mağazasında, kitap satış sitelerinde ve kitabevlerinde yerini aldı. Bana ilham ve cesaret veren başta çocuklar, ailem, arkadaşlarım, öğrencilerim ve elbette okuduğum … Devamı

Popular Posts

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Siz de benim gibi yazıp çizmeye meraklıysanız, “Acaba iyi yazıyor muyum? Daha iyi yazmak için ne yapmalıyım?” sorularını soruyorsanız birlikte çalışabiliriz. Neler yapacağız? Yazışacağız. Yazınızı bana göndereceksiniz. Size önerilerimi ve bazı ipuçlarını sunacağım. Yazınızı bu öneriler doğrultusunda yeniden düzenleyip istediğiniz yerde yayımlayacaksınız ya da biriktireceksiniz. Karar sizin… Devamı…  

Popular Posts

Tüy kalem

Tüy kalem

Logomda ve kartımda severek kullandığım tüy kalemin tarihçesini az çok biliyordum, ama biraz daha araştırayım dedim. Karşıma bir blog çıktı. Uzun uzun ve keyifle yazmış Merih Sakarya tüy kalemi. En uzun süre (bin yıl) kullanılan bu yazı aracını daha çok sevmemi sağladı. Tüyün yumuşaklığı, edebiyatı anlatışı, uçmaya özlemimi anımsatışı sarmıştı beni. Yazının zihnimdeki resmiydi hep. … Devamı

Mar 22

Merhaba… Bendeniz Zuhal efendim. Namıdiğer Parizyen Zuhal! Gerçi siz beni eskiden beri bilirsiniz. Saklı kalamamış bedenimin bin bir haline şahitlik ettiniz. Sahi! En son ne zaman mesut gördünüz beni. Hiç mi? İnanın ben de hatırlamıyorum. En son hangi yastıkta huzurla uyudum bilmiyorum. Selasız sabahlara uyandı yüzlerce kez öldürülmüş bedenim. Çelimsiz, ziyan ruhumu da almış yanına… Kalıbına uymayan sahte sahiplikler peşinde. Yüzüm yerine gecelere yaptım onca makyajı karşınızda, bitkince. Devamı

Mar 12

— Lan oğlum! Piştim, vallahi billahi piştim. Bu sıcak değil başka bir şey, donum bile üstüme yapıştı, diye hayıflanıyordu Osman, hayatında ilk defa giydiği parmak arası terliklerle yürümeye çalışırken.

— Sen pişmişsen, biz yanmışız Osman’ım, diye sırıta sırıta önden koşturuyordu Bünyamin.

Yaklaşan davul zurna sesleri vardıklarının habercisiydi.

O nasıl bir renk cümbüşü, ne hengâmeydi öyle. Bir ağaçtan diğerine uzanan sarı, mavi, kırmızı ışıklar, konfetiler, sağa sola koşturan bebeler, baldır bacak ortada dolanan karılar, göz gören yerde içki içen adamlar… Osman kapının önünde donakalmıştı. “Nerede bizim oranın haremlik selamlık, hacılı, sofulu düğünleri? Onlar düğünse bu ne ola ki?” diye düşünürken ensesine yediği şaplakla kendine geldi. Devamı

Şub 26

Dışarısı puslu, içerisi tüm rehaveti ve bunalımı ile adeta kanıyor. Gözler bir balığın ölü halini resmediyor her çehrede. Dudaklar mühürlü. Ruhlar, gün boyunca bu koca salonda en olmaz yerlerinden yaralanacağa benziyor.

Dava dilekçesi okunuyor. Davalının gözleri, yerdeki taşın üzerindeki yaşanmışlık belirten yönsüz çiziklerde. Kim bilir kaç göz, kaç taban, kaç his değdi geçti. Çok acıtıyor, farkında. Devamı

Şub 20

Osmanbey hiç olmadığı kadar sıcak bu kış. Ilık havanın en büyük kanıtı, semtin asıl sakinleri olan kedilerin, araba altları ya da bir palasın kuytusundan medet ummadan, sağa sola aheste yürüyüşleri. Sırtımdaki gitarın telleri hiç gerilmedi nemrut soğuktan sebep. Güneşin yeni bir günü başlatmasına birkaç saat kalmasına rağmen, ıssız değil güngörmüş sokağım. Her gece olduğu gibi, kulağımda çaldığım son şarkının notaları, gün doğmadan yatağa uzanma telaşındaki bacaklarıma yetişmeye çalışıyorum. Devamı

Şub 04

Ah şu insanlar, h harfimi yuttular. “Naif” deyip duruyorlar. Kelimenin tam anlamıyla “acemice yapılan” bir davranış; “saf, deneyimsiz” insanlara özgü. Bir kere naif Fransızcadan geliyor, benim kökenimse Arapça. Ayrı dillerin kelimeleriyiz vesselam.

Beni yaralıyor bu h’sizlik. “İnce, duygulu, hassas” tabiatıma iyi gelmiyor. Bin yıllık deneyim bir anda yok olur mu?

Ey konuşanlar! Beni incitmeyin, h’mi unutmayın. Biraz nahif olun…

yazı çizi