ErtG4tRlazazMr987V1830i

Popular Posts

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Siz de benim gibi yazıp çizmeye meraklıysanız, “Acaba iyi yazıyor muyum? Daha iyi yazmak için ne yapmalıyım?” sorularını soruyorsanız birlikte çalışabiliriz. Neler yapacağız? Yazışacağız. Yazınızı bana göndereceksiniz. Size önerilerimi ve bazı ipuçlarını sunacağım. Yazınızı bu öneriler doğrultusunda yeniden düzenleyip istediğiniz yerde yayımlayacaksınız ya da biriktireceksiniz. Karar sizin… Devamı…  

Popular Posts

Tüy kalem

Tüy kalem

Logomda ve kartımda severek kullandığım tüy kalemin tarihçesini az çok biliyordum, ama biraz daha araştırayım dedim. Karşıma bir blog çıktı. Uzun uzun ve keyifle yazmış Merih Sakarya tüy kalemi. En uzun süre (bin yıl) kullanılan bu yazı aracını daha çok sevmemi sağladı. Tüyün yumuşaklığı, edebiyatı anlatışı, uçmaya özlemimi anımsatışı sarmıştı beni. Yazının zihnimdeki resmiydi hep. … Devamı

Eyl 07

Sonunda bu da gerçek oldu. Sevdiğim yazarlardan biri kitabını bana ithaf etti. Celil Oker, Yenik ve Yalnız’ın ilk sayfasına yazmış: Sevgili okuruma… Beni gerçekten seven ve okuyana demek istiyor. Teşekkürler C.O. Ben uydurmadım, kitabın Sonsöz’üne geldiğimde gördüm C.O. imzasını.

Yenik ve Yalnız, bir Remzi Ünal polisiyesi. C.O., Remzi Ünal’ın son macerasını anlatıyor. Okudukça kendimi Remzi Ünal sanıyorum. Tüm maceralarını, yaşamındaki dönüm noktalarını okuyarak gözlediğim, iyi tanıdığım kahramanım. Bu son (Sakın son olmasın!) macerasında tamamen özdeşleştim onunla. Yaşıyor ve C.O. da onun gölgesi sanki. Her anını yazıyor. Devamı

Eyl 05

İnsan, hayalle gerçek arasında ne kadar salınabilir? Birine doğru yaklaşır mı zamanla? Uzaklaşır mı? Hangisine yaklaşmak acı verir, hayale mi gerçeğe mi? Hangisi rahatlatır?

Hayaller denizinin derinlik sarhoşluğunda ilerlerken… Yarım cümleleri tamamlamaya çalışıp vazgeçerken… Anladığını sanıp anlamazken… Anlamadığını sanıp anlarken… Devamı

Eyl 02

Kara İstanbul, benim gibi polisiyeyaşarlar (uyduruverdim, kahramanla özdeşleşen deli manasında) için biçilmiş kaftan. On altı
yazardan, İstanbul’un değişik yerlerinde geçen on altı öykü. Tanıdık yazarlara da rastladım, yeni yazarlar da keşfettim. Kitabı bitirmiş değilim, bitmesin diye dolmuşta birer birer okuyorum öyküleri, hatta bazen yarımşar.

Bu kadar birbirine benzemeyen katili bir arada bulmanız zor. Her öyküde hayrete düşüyorum, ilk kez polisiye okuyan bir çömezim sanki. Devamı

Ağu 31

Eylül geldi. Bilmem, ne ifade ediyor sizin için? Ya da hangi anlamları yüklemiştiniz?

Eylülün söylenişinde bir sıcaklık, gelişinde serin bir esinti bulurum. Sonbaharın başlangıç hüznü de çok eski bir anlamdır, kim yüklediyse?

Bulunduğun yere de bağlı tabii. Deniz kıyısındaysan ve sıcaksa hava, değmez yüzüne o serin rüzgâr. Devamı

Ağu 29

Önceki yazımda nasıl yazacağımızı konuşmuştuk. “Ağzınıza geleni yazın” demiştim. Yazımızı bıraktık bir kenara, dinlendirdik. Şimdi yeniden ele alma zamanı. Başka birinin yazısını okuyormuş gibi bakın yazınıza.

  • Giriş cümlesi nasıl? İlgi çekici mi? Şaşırtıyor mu? Merak uyandırıyor mu?
  • Cümleler daha kısa olabilir mi?
  • Sözcük tekrarları var mı?
  • Benzer cümleler tekrar yazılmış mı?
  • Giriş, gelişme ve sonuç paragrafları ayrılmış mı?
  • Anlatmak istediğinizi iyi ifade ediyor mu? Devamı
Ağu 26

Dedem Bir Kiraz Ağacı… Kitabın tanıtım bültenini gördüğümde bu isim beni çok etkiledi. Bir sürü şeyi birden düşündüm, hissettim. Kitabın elime gelmesini sabırsızlıkla bekledim. Okurken sakinleştiğimi ve kafamdaki karmaşanın çözülmeye başladığını fark ettim. Bana iyi geldi Tonino, dedesi, kiraz ağacı Felice, kazlar, annesi, anneannesi…

Benim hiç dedem olmadı. İki dedem de ben doğduğumda dünyada değildi. Onlar, benim için bana anlatılan “an”lardan ibaretti. İnsanın gerçek bir dedesi olmasının güzelliğini ve onunla vakit geçirmenin başkalığını Tonino’dan dinledim.

Devamı

Ağu 24

Neredesin Firuze filmini izlemiş miydiniz? İzleyin, izleyin, izlediyseniz de bir daha izleyin. Genç yeteneklerin Firuze’yi araması gibi ben de İlhami’yi arıyorum bazen. Sonra birden fark ediyorum ki İlhami (İlhame de olur) yok aslında, ben yaratıyorum onu kafamda. Gelmiş, buyurmuş sayıyorum o zaman. Az önce de böyle oldu. “Ah, ah, ah! Yazmam lazım, ne yazsam, İlhami de yok ortalarda!” derken eğitimlerde katılımcılara söylediğim cümle geldi aklıma: “İlham gelmesini beklemeyin.” Vurdum kendimi tuşlara! Devamı

yazı çizi