ErtG4tRlazazMr987V1830i

Popular Posts

yeni yazı çizi atölyesi grubu

yeni yazı çizi atölyesi grubu

“Benim gibi insanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim. Yeni atölye grubu, kayıtlar tamamlanınca başlayacak ve bu programla 8 hafta boyunca salı akşamları 19.00-21.20 arası sürecek. Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com

Popular Posts

Kim Bu Konuşan?

Kim Bu Konuşan?

Heyecan dolu bir sürecin sonunda kitabımı elime aldım. 3 yaşındaki yeğenim, kardeşim ve annem, birlikte okuyup sevdiler. Çok mutlu oldum, yeğenimin tanımıyla “sevgi doldum”…  Umarım her yaştan çocuğa ulaşır ve neşeyle okunur. Kitap Media Cholic mağazasında, kitap satış sitelerinde ve kitabevlerinde yerini aldı. Bana ilham ve cesaret veren başta çocuklar, ailem, arkadaşlarım, öğrencilerim ve elbette okuduğum … Devamı

Popular Posts

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Daha iyi yazmak istiyorsanız

Siz de benim gibi yazıp çizmeye meraklıysanız, “Acaba iyi yazıyor muyum? Daha iyi yazmak için ne yapmalıyım?” sorularını soruyorsanız birlikte çalışabiliriz. Neler yapacağız? Yazışacağız. Yazınızı bana göndereceksiniz. Size önerilerimi ve bazı ipuçlarını sunacağım. Yazınızı bu öneriler doğrultusunda yeniden düzenleyip istediğiniz yerde yayımlayacaksınız ya da biriktireceksiniz. Karar sizin… Devamı…  

Şub 11

Mayıs akşamüzerleri çok yorucu olurdu. Sessiz, insanı geçmişi düşünmeye iten gün batımları. Çok sevdiği adamları hatırlardı insan, hatırlanacak onca şeyin arasından. Güneşin bulutlar arasından sıyrılıp da suyun üzerine düşen çizgileri gibi, geçmiş günler açık seçik düşüverirdi hatıra. O geniş ufuk bırakıp sadece güneşin aydınlattığı kısımlara bakılır ya böyle manzaralarda, geçmişin de sadece o adamlarla ilgili anları düşünülürdü. Durduğun yerden uzaklaşmaya başlardı ruhun. Şimdinin sakinliğini yüreğinin dalgalarıyla dağıtır, oradan oraya savururdun benliğini. Devamı

Şub 08

Menekşeler soldu. O gideli on gün oldu. Gitmeye karar vereli on ay. Saksılara baktı. Gözleri doldu. Tam düşerken sağ gözünden damlacık, Cin kucağına zıpladı. Dikkati dağıldı. Tonik dizlerine sürtünmeye başladı. Hep Cin’i kıskanırdı. İkisini de kucağına alıp okşadı. Eli, sesi, ruhu titriyor, içi kanıyordu. Kanadı. Kediler şahidi oldu.

Kadife koltukta uyuyakaldı. “O”nun koltuğunda. Devamı

Şub 07

Bugün, her perşembe olduğu gibi, Cumhuriyet Kitap günü. Epeydir beklediğim yazım çıktı: Baykuş Yemini. Yeşim Saygın Armutak’ın yazdığı, Günışığı Kitaplığı‘nın yayımladığı bu kitabı çok severek okuyup yazdım. Benim gibi “kocaman” çocuklar da okusun bu sürükleyici macerayı.  İşte yazım:

Devamı

Şub 06

Kendi içine bakıyor, “derinn” bir boşluk. Kapı deliğinden bakıp bütün odayı görmeye çalışmak gibi. Asla göremezsiniz.

“Bunun, ucu bucağı var mı?” diye geçiriyor içinden. Cevabı yine kendi veriyor: “Yok… Ucu bucağı yok…” Demek ki “Uçsuz, bucaksız” böyle bir şeymiş. Derin, depderin ve bomboş…

Mühendis ya, hemen hesap yapacak. Gözleri kaç metreyi görebilir? De ki karanlık değil aydınlık… Kaç kilometreyi görebilir? Hesaplayamıyor. Devamı

Oca 31

Karartılmış sahneye bakan yüzlerce seyirci nefesini tutmuş bekliyordu. Sahneden gelen seslerden yorum yapmaya çalışan kalabalık, küçük haylaz bir veledin sesi ile irkildi. “Anne çiş…” Birden projektör, kırmızı pelerinli, siyah çizmeli ve sarı daracık taytının içinde Herkül misali donmuş bir maskeli adamı aydınlattı. Tam karşısında bir sehpanın üzerinde birbirine sırt vermiş iki Sibirya aslanı,  maskeli adamın elinde havayı ikiye bölen acımasız kamçının sesine kükredi. Maskeli adam kamçısını olanca gücüyle şaklattı ve bağırdı. Devamı

yazı çizi