Nis 03

Rüyada mıyım? | Elif Çelebi

Yazan Editör Kategori atölyeden

“Gözlerime inanamıyorum. Rüya gibi!” dediğimde arkamdan, sakin ve kalın bir ses “Eh, rüya sayılır” dedi ve sanki uçup gitti. Öyle kalabalık bir yerdeydim ki göremedim sesin sahibini. Boş verdim. Zaten söylediklerinin hiçbir önemi yoktu. Ne insan seliydi ama… Alıp götürdü beni hayallerime.

Daha küçücükken dönerek havalandırdığım kloş eteğimle söylediğim şarkılar aklıma geldi. Sayısız şarkı, türküyü ezbere bilirdim. Akşam oldu mu, tüm aileyi yan yana dizdiğim sandalyelere oturtur, sesim kısılana kadar söylerdim. Annem “Yeter, şimdi komşular gelecek” derken bir yandan da “Orası öyle değil, Ahh biirr ataaşşş veerr cigaraaamııı…” diye şarkıya giriverir; babam onca yorgunluğuna rağmen beğendiğini belli etmek için tüm bedeniyle alkışlar; ablamsa melodisini hiçbir zaman bilemediği şarkıların sözlerini mırıldanarak masada tempo tutardı.

Okulda marşlar benden sorulur, aile toplantılarında ortam şevkle coşturulur, aşk acısı çeken arkadaşlar efkârlı şarkılarla avutulurdu. Öyle ki, bir arkadaşım her ortama maydanoz olduğumu ima ederek “Para atılıp parça seçilen makinalar gibisin maşallah!” demişti. Haklı da sayılabilirdi.  

Üniversitede repertuarım eylem şarkılarıyla dolsa da gönlüm hep konservatuvardaydı. Ne yapıp edip kazanacaktım. Sırf bu yüzden sınava bir hafta kala İstanbul’a gelmemiş miydim? Yanında güvenle kalabileceğim tek arkadaşıma yerleşmemiş miydim? Boşu boşuna kıskançlık krizleri geçiren sevgilimle yollarımı ayırmak zorunda kalmamış mıydım?

Bak başarmıştım demek işte! Bu insan kalabalığının başka ne açıklaması olabilirdi ki. Spot ışıklı devasa sahnelerden olmasa da basit bir platform, birkaç hoparlör, elinde megafonla kalabalığı yönlendirmeye çalışan biri… Resmen konsere gelmişti bu insanlar. Artık nasıl ünlü olduysam… Mahşer yeri mübarek. Rüya bile olsa hiç bitmesin diyeceğimiz cinsten bir hülyanın içindeydim belli ki.

Bir ara kendimi aradı gözlerim. Sahne arkasında olmalıydım. Son ses denemeleri, nota kontrolleri yapıp, makyaj falan tazeliyorumdur. Öyle midir gerçekten? Başkasının rüyası olmasındı bu? Yoksa rüyada bile ünlü olamamış mıydım? En mantıklı ihtimal son düşündüğümdü, o yüzden kesin ucuz bilet bulup sahneye en uzak seyirciler arasındayımdır diyerek arkama döndüm. Yok yok! Rüya kimindi bilmiyorum ama konu kesinlikle bendim! Onca insanın taşıdığı yüzlerce pankartta fotoğrafım vardı. Nasıl da bulmuşlar en kahkahalı olanını… Ben kesin uzaklara baktığım artistik bir tanesini seçmişimdir, annem en hanım hanımcık durduğumda, ablam masumca güldüğümde, babamsa en özgür ruhlu göründüğüm bu fotoğrafımda ısrar edip hepimizi ikna etmiştir. Ee, bir sanatçı kolay yetişmiyor tabii.

Dedim ya, ne kalabalıktı ama… Deli gibi ismimi bağıranlar mı istersin, coşkuyla alkışlayanlar mı? Yalnız… Eğlenmeye değil de kavgaya gelmiş gibiydiler. Anladııım. Öyle böyle değil çok meşhur olmuştum! Şöhretten gözüm dönmüş, kim bilir kime dokundurmuştum. Polis falan da olduğuna göre üst düzey laf sokmuştum. Sadece ismimin önündeki hashtag işaretini ve sonundaki “isyanımızdır!” lafını anlayamamıştım. Siyasi parti lideri olamayacağıma emindim. Kalın ses sakince elimden tutup “Gencecik bir kadındın” dedi.

O anda bir bedene sahip olsaydım tüylerim ürperir, içim titrerdi. Ruhumsa yapabildiği tek şeyi… Gerçekleştirilmeyi bekleyen hayallerimi düşündü. O zaman geriye tek bir ihtimal kalmıştı. Öldürülmüştüm.  Eski sevgilim “Beş dakika da olsa görüşelim” dediğinde yanına asla yalnız gitmeyecektim.

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden. 

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...