Oca 11

Seçim | Işıl Erkan

Yazan Editör Kategori atölyeden

secimBambaşka seçimlerin eşiğindeyim. Eldekiyle neler yapılabilir, bir görelim bundan böyle.

Bu sabah itibariyle erken uyanma kararı aldım dün gece. Ev, hâliyle biraz soğuk oluyor ama içimde güne uyanan ateş harlı mı harlı. Şöyle geçirdim mi sabahlığı üzerime, savurarak saçlarımı, erken mahmurluğu benden iyi bertaraf edeni olamaz. Bir de aynada kendime tebessümle bakışım var ki ah o gözler neler söyler de duyanı olmaz. Kadrim bilindi mi sanki? Sorusu da cevabı da doğrudan kirli sepetine.

Saçlarımın arasında parmaklarım yemyeşil patikada gezintiye çıkmış gibiler. Hava bahar. Uçuşan adımlarıma mis kokum düşüyor. Yanaklarım ihmale gelmez hani. Ya dudak ya allık, başka ne değebilir sıfatıma söyleyin. Pek bir hoş hissediyorum bugün. Azıcık nar şerbetine de bulandım mı tamamdır.

O zarif ayaklarım bastıkça yere, bende bir zıplama isteği hafif hafif. İnsan bir gecede böylesine mi değişir! Ne de kolaymış meğer, neye inanırsan ona dönüşüyorsun.

Çay mı kahve mi derken, keyfime pekâlâ kahve yakışır. Baştan aşağı köpük, okkası aşk, çekirdeğinde bin neşe. Yanında öpe koklaya, üfüre savura bir içimlik sevgililerim.

İşe gitmek gibi bir derdim yok. İş dediğin nedir ki? Mecburiyetler silsilesi. Evdeyim bugün, ben evim, ev benim.

Aklımı fırlattım süpürgeliğe dün. Basıp geçmelik tam. Ne akıl ne gönül kâr etmedi neyleyeyim? Düzeni ben mi kurmuşum? Aykırıysam kabulü beklemek manasız. Kıt kalplerin, küf tutan zihinlerin yabancısı sayılırım.

Salona gelip bir uzanıyorum ki kanepeye, kimseler böyle sahip çıkamamıştır möblesine. Sabahlığım sağa sola saçılmaktan memnun, salaşlığım kıkırdatıyor beni.

Bir sessizlik var ama eve yabancı. Azıcık ucundan kıyısından yapışmış kapı diplerine, belli. Yavaş yavaş olacak ama tam olacak. Sabırlıyımdır ben. Her bir duvarda ispatım asılı. Çiçek çiçek işledim yatak örtüme, polenle besledim ama hayırsız çıktı. Akşama beni bu halde görünce dayanamaz, görün de bakın. Demişti dersiniz.

Yemek yapmak nedir ruhlar kanamadıktan sonra tuza, şekere? Kırk yıllık üzüm tanesiyim. İşlerse yıllanırım. Sen hele gel de içimdekileri bir dinle.

Zamanın tıkırtıları bir süre sonra yoruyor insanı, debdebeye alışmışım besbelli yıllardır. Savurmalı şimdi tüm süreli dilimleri ama nasıl?

Hiç benlik de değil evin mesuliyeti. Ütüyle ittifak kursam, süpürgeye fal baksam, ya tozlarla dans? Hiç olmadı bu kararsızlık. Dizginleri bırakmışken üstelik, gün itibariyle boş vermişken kendi rahatım dışında her şeye.

Ne yapıp edip direnmeliyim. Hiç yoktan ataletime karşı.

Acaba renklilerle beyazları karıştırıp çılgınlığa mı soyunsam? Akşama anlatması keyifli olur. İkimizin de suskunlukları ölüm gibi. Bu yaşta bu ne kasvet? Paradan, menkulden açılsa konu şahlanır da ben göz açtırmam artık.

Ceviz dolabı bir tıklatıp yeni sahiplerine heves eder görünen gömleklerden başlayayım öyleyse. Haydi Bismil…

E, bu pantolonlar eski. Gömleklerin tekmili birden asılıydı dün, şimdi bu dolap niye boş?

Şunun şurasında kaç saat geçti ki geceden bu yana?

Bu kadar mı içim geçmiş?

Çoraplar da yok.

Evin ortaklıktan çok çekmiş valizi nerede?

Hulusi?

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Yorumlar beslemesi .

yazı çizi  
Facebook Twitter More...