Eki 16

cekceksiz-ask− Yine tam zamanında geldin. Otursana. Aslı böyledir işte. İki senedir arkadaşız, hiçbir buluşmasına geç kaldığını görmedim.

Kaldım oysa. Gecikmişliğimle baş başa.

“Ben de bir erkeğin önünde durmuş, ondan beni sevmesini isteyen sıradan bir kızım.” diyor ya Notting Hill’de, Anna sevdiği adama. Öyle sıradandım işte âşıkken sana. Devamı

Tem 17

− Kapı açık Serin, gir içeri. Ha yalnız değilsin öyle mi? Buyur kızım, kusuruna bakmayacaksın bu koca ihtiyarın.

− Çok havasız kalmış burası yine dedem.

− Dinine yandığımın kolları tutmuyor ki açayım pencereyi! Vatan dedik, savaş dedik; kanımızı, canımızı vermeye hazır siper ettik göğsümüzü. Öleydik de vatanın bu hallerini görmeyeydik.

− Başlama ahretlik konuşmalara yine ay dedem; bak oğlun, kızın, torunların… Ölüp de bizi yetim mi koyacaktın a dedem! Devamı

May 13

Çarşaf gibi bir zemin üzerinde, yorgun argın balıktan dönüyordum. Babam, her zamanki gibi ağları çöplerden temizlerken bir yandan da sigarasını tüttürüyordu. 70 gün olmuştu, koskoca demir yığını ve içinde yardım bekleyen insanlar arasında, sevgimi haykırmak istediğim güzeller güzeli kız, teknemizin önünden geçmesini bekliyordu. Nasıl bir dünyaydı üzerinde yaşadığımız? Canlarını bir caninin ellerinden kurtarmak için çabalayan insanlar, şimdi başka bir maske takmış yeni bir caninin ellerindeydi. Yardım bekliyorlardı, zayıflamışlardı, kimileri ölümün eşiğine gelmiş, salgın hastalıklar boy göstermişti. Bu bir kader miydi yoksa hayatın gerçeği miydi? Devamı

May 02

– Bak aşkım, şu iki çiçeği görüyor musun, biri senin, biri benim. Şimdi ikisi gökyüzünde uzun bir seyahate çıkıyor, beş yüz yıl sonra dönecekler. Biz de bu ağacın altında yatıp yine böyle konuşacağız.

– Sevgilim, ne güzel anlatıyorsun. Yine böyle bahar mı olacak?

– Yine bu mevsimde olacağız yakışıklım, ama o zaman üzerimizde teknolojik giysiler olacak.

– Nasıl giysiler sevgilim? Devamı

Nis 16

Bir fotoğraf stüdyosundaydık. Annem ve arkadaşları biraz ileride sohbet ediyorlardı. O ise kaz ayaklarının ayrı bir güzellik kattığı gözleriyle bana doğru yol alıyordu. Sessizce. Anneme yakalanma korkusuyla kaçamak bakışlarla ona bakıyor, kulaklarıma kadar yanıp tutuştuğumu hissediyordum. İlk kez bana bu kadar derin, bu kadar çapkınca baktığını fark ediyordum. Yoksa? İçim titriyordu. Hafifçe başını eğip bana gülümsediğinde kafamı meşgul eden sorular, kilit altında tuttuğum yerden çıkıp beni sorguya çekiyorlardı. Hem de onun bal rengi gözlerinin ışığı altında. Olabilir miydi? Devamı

Nis 04

“Beyaz ten, pembe dudaklar, koyu kahve bakışlar… Eh, bacaklar, bel, göğüsler de fena değildi hani. Kim demiş, önemli olan ruh güzelliği diye, şöyle bir baktın mı aklında kalacak, kalacak ki dönüp tekrar tekrar bakacaksın. Gece rüyana da girecek, yolda yürürken yüzünü de gülümsetecek. Zaten daha genç değil miyiz, ruhen anlaşalım da ne yapalım. Yarın bir gün öyle ya da böyle veda edilecek, anın tadını çıkarmak lazım. Anın tadı tenle kokuyla olur. İki öptün mü gelecek planları yapan hatunlardan Tanrı korusun. Cepte para, serde gençlik varken eğlen eğlenebildiğin kadar.” Devamı

Mar 12

Salihli Ticaret Lisesi’ni bitirip Ankara’daki Manisa Kız Yurdu’na yerleşince babama verdiğim sözü tutmuş, bir yıl kadar kimseyle samimi olmamıştım. Kasabanın boğucu havası ancak hazırlık sınıfından sonra dağılmaya başlamıştı.  Artık odayı paylaştığım dört arkadaşın yanı sıra şehirde doğup büyümüş, rahat,  gözü pek birçok arkadaşım vardı.

Akşam yemekleri sonrası çekildiğimiz odalarda en çok konuşulup tartışılan konu erkekler oluyor,  peş peşe yakılan sigaralara bazen gizlice içeri sokulan kutu biralar eşlik ediyordu. Devamı

yazı çizi