Nis 16

Simsiyah bir gece. Dedemin çiftliğinde tarlalara doğru yürüyorum. Yemyeşil buğdayların içine dalıyorum. Başaklar, ilerledikçe yol açıyor bana.

Kendimi, kavmini kurtarmak için denizi ikiye yaran Hz. Musa’nın ardından, Allah tarafından vaadedilmiş topraklara yürüyen, ona inanan insanlar gibi hissediyorum. Devamı

Nis 15

Burası biraz ücra bir yerde kalmış. Arka sokakta ama içerisi hiç beklemeyeceğin güzellikte. Siyahi bir kadın solist, saksafon çalan da siyahi bir adam, diğerleri yerli Amerikalı. Bu ne biçim tabirse, kendimden beklemezdim bu açıklamayı.

Sahi insan kendinden ne bekler ki?

Müzik alıp götürmüş beni, baksana, gene atlamalı bir sürü şey düşünür olmuş beynim. İnsan kaç yüz tane şey düşünebiliyor saniyeler içinde, bir sürü olasılık, yaşanmışlık, yaşa-na-mamışlık… Mekân karanlık sayılır, loş. Hem insanların hem müziğin sesi çok iyi geliyor. Kırmızı şarap sipariş ediyorum. Üzerimde de kırmızı bir elbise, bacaktan itibaren yırtmaçlı ve sırt dekolteli. Hep hayalimdi, buralarda böyle giyinmek. Hem bu hayali kanlı canlı yaşayabilmek hem de burada olmak mutlu etti beni. Devamı

Nis 13

Ah, ah be canım… İlk gördüğümde âşık olmuştum sana. İşte bu peri kızı benim sevgilim, canım, doyunağım, demiştim. Çok uğraştırmıştın beni, ne çok koştum peşinden… Şiirler, şarkılar, mektuplar yazdım, sonunda açtın bana kalbini. Bizim aşkımız kara sevdaya düşenlerin hayal bile edemediği kavuşmaydı. Sen de sevdin beni, sevdin biliyorum ama benim kadar değil…  Devamı

Şub 25

Onunla ilk o kafede buluşmuştu. Savaş boyunca şehre haber yapmak için gelmiş tüm gazetecilerin konuşlandığı Hotel Europe’un o eşsiz kafesinde. Oturdukları masada gözü sık sık mavi, gülkurusu tonlarıyla bir nakış gibi işlenmiş renkli tavana takılmıştı o gün. Osmanlı ve Avusturya mimarisinden esintiler taşıyan bu muhteşem tavan altında kahvelerini yudumlarlarken, yüzüne dökülen kâkülleri tavandan sarkan devasa kristal avizeden yansıyan mum ışığı aydınlatıyordu. Ne hoş bir buluşmaydı, diye düşünerek gülümsedi. Devamı

Ara 25

Sorunsuz ama yoğun geçen gece nöbetinden sonra biraz ayılabilmek için bahçeye çıktım. Gün daha yeni ağarıyor, gökyüzünde birkaç yıldız yanıp sönüyordu. Arka bahçeden gelen ıhlamur ve leylak ağaçlarının muhteşem kokusu beni mest ederken, bütün yorgunluğum kaybolmuştu.

Banklardan birisine tam oturmuşken kantinci Erol dibimde bitiverdi. Elindeki bol köpüklü kahveyi masaya bıraktı. Devamı

yazı çizi