Eyl 27

Bir ağacın dallarında dans ediyordum. Birden kendimi yerde buldum. Çok güçsüzdüm, üşüyordum. Neredeyse ağlamak üzereydim. Sesim de çıkmıyordu. Oracıkta ölüp gideceğime öylesine inanmıştım ki… Çaresizdim ve korkuyordum. Kaç saat sonra bilmiyorum, birden yanı başımda çok güzel bir kadın belirdi. Oğluyla doğa yürüyüşüne çıkmıştı. Bana baktı ve beni yavaşça yerden kaldırdı. Elleri sıcacıktı ve gülümseyen gözleri çok güzeldi. Korkum geçmişti. Devamı

Mar 29

İçinde büyük bir heyecan vardı. Sonunda beklediği gün gelmişti. Üç asır beklemek fazla sayılmazdı böyle bir görev için, yedi asırdır bekleyenler vardı. Her asır bin bir derviş görevlendirilirdi dünya için. Her birine ayrı bir görev verilirdi ve o asır boyunca her yıl bir ülkede gezerlerdi.

Göreve başlamadan önce bedenini Şibumka’da bırakmak zorundaydı. Dünyada sadece titreşimler yayan bir iç sesi olarak gezecekti.

“Görevim ne?” diye sordu derviş Aknila, gururla karışık bir heyecan içinde. Devamı

Mar 14

Sabah gün doğmadan uyandı. Yataktan kalkmaya mecali yoktu. Şu an tatilde olmak isterdi. Bayram namazı için abdest aldı. Babası mutfakta onu bekliyordu. Allah’tan daha çok babasından korkardı. “Allah çocukları sever” derdi annesi, babası sever miydi sevmez miydi bilinmez. Hiç öpmezdi Ömer’i. Sena’yı da öptüğünü hiç görmemişti. Babasıyla annesinin elini öptü, bayramlaşıp çıktılar. Ahmet Bey önde Ömer arkada, üst sokaktaki camiye doğru yürüdüler. Bakkal Mehmet amca temizlik yapıyordu. Ömer’e göz kırptı, dönüşte uğramadan geçme, der gibiydi. Çok güzel toplar gelmişti dükkânın önüne renk renk. Karpuz diye kesip yiyesi geliyordu insanın. Devamı

Mar 01

Gece saat tam dördü yirmi geçe korkunç bir baş ağrısı ile uyandı. Mutfakta lambayı dahi yakmadan, antreden gelen loş ışıkta dolabı açtı. Bir ağrı kesici içti. Isıtıcının düğmesine basıp mutfak masasına geçti. Üzerinde hâlâ dün akşamki kavganın yorgunluğunu taşıyordu. Başını ellerinin arasına alıp masaya eğildi. Saçlarını diplerinden tutup hafifçe çekti iki eliyle. Bu, hem ağrıya hem de ayılmasına yardımcı oluyordu. Dayak yemekten beter bir hâldeydi, tam da yılbaşı gecesi nasıl böyle bir kavgaya tutuşmuşlardı. Devamı

yazı çizi