May 11

Gördüğüm en garip rüyaydı dün geceki. Kâbusumun ıslattığı yatağımdan, işediğimi düşünerek panikle kalkmaya çalıştım. Yatağın başucunda duran kitap dolu rafa, kafamı hızla vurarak dengemi kaybettim. Eşyalar etrafa saçılırken, yere düşmeden belimi sehpanın kenarına çarpmak suretiyle kâbusu tamamladım. Kendime gelmek, rüyanın bıraktığı garip hissi ve sonrasındaki kafa travmasını aynı anda yıkayabilmek için, başımı lavabo-musluk arasına sıkıştırıp soğuk suyu açtım. Devamı

Nis 09

“Hep ayaklarıyla bastılar…”

Annem bu cümleye sığacak kadar sığ, kurduğu yuva gibi renksizdi. Çocukluğumda da böyle donuk muydu hatırlamakta zorlanıyorum. Mutlu bir anne-oğul masalı olamadı bizim hikâyemiz. Gözlerime sevgiyle baktığı bir an bile kazınmamış zihnimin köşesine. Günlük rutinimiz, paylaşımlarımız ya da kurallarımız olmadı. Okuldan döner dönmez ekmeğimin arasına sürdüğü salçayla, kovar gibi sokağa gönderdiğinden belki. Dümdüz, yapraksız, balsız anneydi işte. Çok zaman sonra akranlarımın annelerini gördükçe bizdeki yokluğu fark ettim. Devamı

Mar 22

Merhaba… Bendeniz Zuhal efendim. Namıdiğer Parizyen Zuhal! Gerçi siz beni eskiden beri bilirsiniz. Saklı kalamamış bedenimin bin bir haline şahitlik ettiniz. Sahi! En son ne zaman mesut gördünüz beni. Hiç mi? İnanın ben de hatırlamıyorum. En son hangi yastıkta huzurla uyudum bilmiyorum. Selasız sabahlara uyandı yüzlerce kez öldürülmüş bedenim. Çelimsiz, ziyan ruhumu da almış yanına… Kalıbına uymayan sahte sahiplikler peşinde. Yüzüm yerine gecelere yaptım onca makyajı karşınızda, bitkince. Devamı

Şub 20

Osmanbey hiç olmadığı kadar sıcak bu kış. Ilık havanın en büyük kanıtı, semtin asıl sakinleri olan kedilerin, araba altları ya da bir palasın kuytusundan medet ummadan, sağa sola aheste yürüyüşleri. Sırtımdaki gitarın telleri hiç gerilmedi nemrut soğuktan sebep. Güneşin yeni bir günü başlatmasına birkaç saat kalmasına rağmen, ıssız değil güngörmüş sokağım. Her gece olduğu gibi, kulağımda çaldığım son şarkının notaları, gün doğmadan yatağa uzanma telaşındaki bacaklarıma yetişmeye çalışıyorum. Devamı

Şub 24

Boş bir defter elimde kalan. Hiç kurulmamış cümleler, zihnimin atölyesinden üzerine aksın diye bekliyor. Zaman her şeyin ilacı olamayacak kadar yaşlı ve yorgun. Bütün iyi fikirler kapatmış dükkânı. Aydınlık çıkışlara da sırtım dönük. Ne zaman uydumsa ben bu karamsarlığa? Beynim uyumak için pijamalarını bile giymiyor. Yıkanmıyor, yemiyor. Tadı yok bir de yapsa ne? Devamı

Şub 13

Üşüyorum…

Ayakkabımın tekini trene binerken düşürmeseydim, yol boyunca, yırtık çorabımdan özgürlüğüne kavuşmuş başparmağımı izlemek zorunda kalmazdım. Vagonun ahşap zeminindeki aralıklardan kar dışında bir şey göremiyorum. Soğuk her yerden giriyor ve canımızı acıtıyor. Vagona istiflenmiş kalabalığın nefesi bile soğuk artık.  Bu ağır koku, bizden önce taşınan hayvanlara ait sanırım. Şimdi sırada biz varız. Yüzlerce çocuk, çoğu hasta. Öksürük ve ağlama sesleri hiç dinmiyor. Devamı

Oca 09

akisMerhaba! Adım Nika. Türküm aslında. Annem koymuş ismimi. İran asıllı kendisi. Nika Farsçada kibar, güzel demek… Anlamı pek bana uymuyor, ama her anne gibi annem de güzel bir çocuğu olacağını hayal etmiş. Dansa başladığımda çok küçük değildim. Babamın ikna olması uzun sürmüş diyelim. O biraz, nasıl derler? Muhafazakâr… Hiç aklımda kalmaz böyle dolambaçlı kelimeler.

Erkan Abi konuşurdu süslü süslü, eski Türkçe ile… Devamı

yazı çizi