Nis 21

Öykülerini heyecanla okuduğum, atölyede öğrencilerime sürekli önerdiğim Etgar Keret, bu kez çocuklara yazmış: Uzun Yeleli Kediçocuk.

Kitap, “Babam çok meşgul bir adam. Açıkçası, beni göremeyecek kadar meşgul.” cümleleriyle başlıyor. Annesinin uyarısı üzerine oğluyla vakit geçirmek için çaba sarf eden babası, onu hayvanat bahçesine götürüyor. Harika! Ancak yine işi çıkıyor.

Kahramanımız kendi başına keşfedecek bu ilginç yeri. Acaba hayvanlar kafeslerde yaşamaktan memnun mu? Neden üzgün görünüyorlar? Devamı

Ağu 05

Etgar Keret’i, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü ile tanıdım. Şaşırarak okudum ve yeni bir yazar keşfettiğim için sevindim.

Kitaba adını veren öyküdeki otobüs şoförünün meslek seçerken ilk tercihi Tanrı, ikincisi şoför olmaktı. İkinci tercihinin gerçekleşmesi büyük şanstı.

Keret’in, Bilek Kesenler adlı çizgi roman dâhil, tüm kitaplarını heyecanla okudum ve Edebiyat Haber‘de yazdım.

 

 

 

Tem 04

Etgar Keret’i, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü adlı kitabıyla keşfetmiştim. Sevdiğim bir yazar sosyal medyada önermişti kitabı, Emrah Serbes (Behzat Ç.’nin yaratıcısı). O sevdiyse ben de severim, diyerek koşup almış, öykülerin hepsini şaşkınlık ve beğeniyle okumuştum. Öykülerde daha önce pek rastlamadığım bir etki vardı: Fantastik mizah. İkisi bir araya gelince çarpıcı oluyor.

Geçenlerde baktım, yeni kitabı çıkmış: Kapı Birden Vuruldu. Meğer arada başka kitapları da çıkmış da ben görmemişim. Bazen kaçırıyor insan böyle. Hemen listeme ekledim. İyi bir yazar keşfedince bırakmamak lazım. Bu kitabındaki öyküler de beni kavradı. Her öykü, birbirinden ilginç cümlelerle başlıyor, aynı heyecanla sürüyor ve çarpıcı bir finalle bitiyor. Tüm öykülerde bunu başarmak kolay değil. Devamı

May 27

Aynı çukur. Biraz sağa kırdım mı, işte kurtardım. Şimdi de yola doğru kollarını uzatmış o güzel çınar ağacı, merhaba. Hop, sağ dikiz aynayı da milimle kurtardım. Sekizinci trafik lambası, biraz hızlandık mı onu da geçtik. 15. durak, son durak ve mola. Demli bir çay eşliğinde, hızlı hızlı hamlelerle oynadığımız geleneksel tavla muhabbeti, hah işte düşeş, mars, yine yendim. Sıra geldi dönüşe, sağda bir çukur, solda bir çukur, liseliler, memurlar da bindi, yaşlı teyze, neredeyse 5 dakikada bindi. Dikiz aynasına baktığımda arka artık görünmüyor; ter kokusu, iş sohbetleri, patronu çekiştirenler, yemek tarifleri, sınav muhabbeti, cep telefonu, kitap okuyanlar. Herkesi ezberlemiştim. Hayat, sonu nereye gittiği belli bir yol gibiydi benim için. Hiçbir sapak, dönemeç dahi yoktu bu yolda. Devamı

May 23

− Muzaffer, dikkatli sür. Kaç yıl oldu hâlâ kullanmayı öğrenemedin şu mereti.

− 48 yaşındayım. Kaç yıl olduğunu bilmiyorum, kendimi bildim bileli otobüs şoförlüğü yapıyor gibiyim. Yahu ne dıt dıt ediyorsun, kimsin sen?

− Ben senim Muzaffer. Olmak istediğin halinim.

− Ben mi, ben ne olmak istiyorum peki?

− Sen, sen hiç olmak istiyorsun. Devamı

yazı çizi