Şub 01

Suriye’den geldiğimizde on beş yaşımdaydım. Neredeyse bütün mahalle göç etmiştik. Yaşlıların bazıları topraklarında ölmeyi tercih etti. Onları geride bırakan aileler çocuklarının gelecekleri için geçmişlerinden vazgeçtiler. Yürüdüğümüz yollar boyunca hep arkalarına baktılar. Sanki Allah gökten mucize indirecek ve geçmişlerini bir anda peşlerinde bitiriverecekmiş gibi. Döndüler baktılar. Uzaklaştılar.

Birkaç yıl orada burada çalıştım, kâğıt topladım, bulaşık yıkadım, azarlandım, hırpalandım, pislendim, acıktım. Oysa evimizdeyken babam çiftçilik yapardı. Kardeşlerim ve ben okula giderdik. Devamı

Ara 31

İncire ve zeytine, Sina dağına ve şu güvenli şehre and olsun ki; biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip iyi dünya ve ahret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz ödül vardır. Ey insan bu kanıtlardan sonra seni ceza gününün asılsız olduğu sonucuna götüren şey nedir. Allah hüküm verenlerin en adili değil midir. Tin suresi

Bir ulak var hepimizin başında, diyeceğini demiş de düşmüş yollara. Haberi alanlar da peşine. Savaş başlamış sevgilim. Yürüyelim, ölmeyelim, oğullar bırakalım, yarınları görelim. Devamı

Nis 13

Karanlık bir odanın içindeyim. Her şey çok eski, tozlanmış. Kilolarca toz var üstümde, yüzyıllardır burada gibiyim. Çok soğuk, dakikanın yüzde birinden daha kısa bir zaman önce kar yağmış sanki her yere. Yorganlarla örtünmek istiyorum, ananemin diktiği yün yorganlarla. Yavaş yavaş binerse tüm ağırlıklar, canım acımadan, ezile ezile kaybolurum. Oda ışıksız ama ara ara odanın içinde beliren, odadan daha karanlık görüntüler var, siyahın dibi, kara delik gibi. Bazen bir insan bedeni, bazen bir eşya, bazen bir his. Devamı

Nis 06

Ağabeyim Hold ben onu bildim bileli, o beni bildi bileli, eşine az rastlanır bir hastalıkla baş etmekteydi. Yüzünün sol kısmında, yer çekimi olmasa akmaya başlayacak, annemin yaptığı lapa kıvamında ikinci bir yüz vardı adeta. Kaşı gözü olmayan bir yüz.

Bütün mahalle Hold’u çok severdi ancak yüzlerindeki tiksinti dolu ifadeyi silememişlerdi. Ağabeyim de gözlerinin olmamasını dilediğini söylerdi, böylelikle ne kendi ucube suratını ne de ona bakanların suratlarını görecekmiş. Okula gitmekten vazgeçmişti. Annemin bile ona acımayla baktığı zamanların olduğu bir dünyada okula gitmek onun için bir eziyetmiş. Bütün aile sessizce ona hak vermiştik.

Günlerini kitap okuyarak geçirirdi Hold. Ona fil adam kitabını almıştım, onu kırmaktan ölesiye çekinerek. Devamı

yazı çizi