Kas 07

Merdivenden çıktığında kapının açık olduğunu gördü. Henüz bir aslan saldırısından kurtulmuş ceylan gibi nefes almaya başladı. Elini kapının kulpuna atıp yapış yapış bir şeye dokunmuş ve neyse o iğrenç şeyi parmak uçlarından avcuna sıyırmak istiyormuş gibi hareketler yapıyordu. Birkaç kez tekrarladı bunu. Kulpu tuttu ama kapıyı itmek için hamle yapması zaman aldı. İçeride puslu bir hava, sanki ocağın üstünde çay vardı ve buharı her yanı sarmıştı. Camlar buğulanmıştı. Kapıdan içeri geçerken ayakkabısına takıldı, sabah alelacele çıkarken demek bu ayakkabı yüzünden açık kalmıştı kapı.

Ne büyük şanstı, komşuların ya da bir satıcının içeri girip, araklayacak bir şeyler bulmak için dolanırken bu manzara ile karşılaşmamış olması. Öyle olsaydı iş yerinden alırlardı onu. Bütün arkadaşlarının arasında belki ağlayarak belki sırıtarak, ellerinde kelepçeler, bağıra bağıra yaptıklarını itiraf ettiği sahne canlandı gözünün önünde. Neredeyse hoşuna gitti. Devamı

Kas 01

6. sokaktaki evimiz, diğerlerinin zenginliklerini her daim fark etmeleri için oraya kudretli, başı sonu olmayan bir el tarafından yerleştirilmiş gibiydi. Mutaf Apartmanı 56/6. Birbirini sevmeyen altı aile. Sakinlerinin çocukları da birbirleri ile hiç anlaşamazdı. Sokaktaki diğerleriyle muhabbetleri ise ancak sobalı evleri merak eden zengin çocukların girişimleri ile mümkün kılınıyordu. En alt katta bir numarada oturan Şahin, bu muhabbetlere pas vermemeyi, şov yapmak için gündüz vakti yaktığı soba ve harcadığı çıralar yüzünden yediği dayaktan sonra öğrenmişti. Pek konuşmazdı ama bir gün bana dudak uçuklatan arkadaşlarından bahsetti. Fareler.

Şahin farelere hikâyeler anlatır, onlarla ödevlerini yapar, oyunlar oynar, herkesten gizlerdi dostlarını. Mutaf Apartmanı’nın çocukları bir tuhaflık olduğunu anlamış ve tabii ki peşine düşmüşlerdi. Devamı

Şub 01

Suriye’den geldiğimizde on beş yaşımdaydım. Neredeyse bütün mahalle göç etmiştik. Yaşlıların bazıları topraklarında ölmeyi tercih etti. Onları geride bırakan aileler çocuklarının gelecekleri için geçmişlerinden vazgeçtiler. Yürüdüğümüz yollar boyunca hep arkalarına baktılar. Sanki Allah gökten mucize indirecek ve geçmişlerini bir anda peşlerinde bitiriverecekmiş gibi. Döndüler baktılar. Uzaklaştılar.

Birkaç yıl orada burada çalıştım, kâğıt topladım, bulaşık yıkadım, azarlandım, hırpalandım, pislendim, acıktım. Oysa evimizdeyken babam çiftçilik yapardı. Kardeşlerim ve ben okula giderdik. Devamı

Ara 31

İncire ve zeytine, Sina dağına ve şu güvenli şehre and olsun ki; biz insanı en güzel biçimde yaratmışızdır. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip iyi dünya ve ahret için yararlı işler yapanlar başka; onlar için kesintisiz ödül vardır. Ey insan bu kanıtlardan sonra seni ceza gününün asılsız olduğu sonucuna götüren şey nedir. Allah hüküm verenlerin en adili değil midir. Tin suresi

Bir ulak var hepimizin başında, diyeceğini demiş de düşmüş yollara. Haberi alanlar da peşine. Savaş başlamış sevgilim. Yürüyelim, ölmeyelim, oğullar bırakalım, yarınları görelim. Devamı

Nis 13

Karanlık bir odanın içindeyim. Her şey çok eski, tozlanmış. Kilolarca toz var üstümde, yüzyıllardır burada gibiyim. Çok soğuk, dakikanın yüzde birinden daha kısa bir zaman önce kar yağmış sanki her yere. Yorganlarla örtünmek istiyorum, ananemin diktiği yün yorganlarla. Yavaş yavaş binerse tüm ağırlıklar, canım acımadan, ezile ezile kaybolurum. Oda ışıksız ama ara ara odanın içinde beliren, odadan daha karanlık görüntüler var, siyahın dibi, kara delik gibi. Bazen bir insan bedeni, bazen bir eşya, bazen bir his. Devamı

yazı çizi