May 05
Resim: Gözde Yüksel

Her zaman yaptığı gibi Kuğulu Park’ta otobüsten inip Libya Caddesi’ndeki evinin yoluna düştü. Şu zenginliğin ışıldadığı Tunalı’nın sonunda vardığı cadde, İncesu’ya bakan apartman. Gecekonduları gören teras. Gökyüzüne o denli yakın ki maviliğin göbeğindeki tekne. Yıkık dökük ama motoru çok kereler çalışmış, savaşlar görmüş ve fırtınalarda, kavgalarda yıkılmamış, ayakta. Sevdiceği bu evi teras olduğu için tutmuştu. Binaların arasında nefes alamaz Ali. Devamı

May 01

Dev bir ağacın gölgesinde, sabahın ışıkları gözüne vurmaktaydı. Sabah güneşi bildiği bir saatte doğmamıştı tabii. Sessiz bir rüzgâr tüm bedenini yalayıp çoktan yola koyulmuş, Derya ise arkasından bakakalmıştı. Hışırtılara kulak verdi. Giraffe ailesi ağaçların körpecik dallarını mideye indirmekle meşguldü. Her biri boyuna göre bir dala uzanmış, kopardıklarını küçükçe bir sürüngen gibi gözüken siyah dilleri ile evirip çeviriyor, öğütücü dişlerini bir o yana bir bu yana çalıştırıyorlardı. Devamı

Nis 27

Annesi halıları topladı diye öfkelenmişti. Kendini bildi bileli geçirdiği bu nöbetler Suat dahil herkesi çok korkuturdu. Bir daha asla sakinleşmeyecek gibi olur, boynundaki damarlar her an şiddetle patlayacakmışçasına şişer, iner, şişer. Annesi halıları tekrar serse, ayaklarına kapanıp ağlasa da sakinleştiremez Suat’ı. Devamı

Kas 07

Merdivenden çıktığında kapının açık olduğunu gördü. Henüz bir aslan saldırısından kurtulmuş ceylan gibi nefes almaya başladı. Elini kapının kulpuna atıp yapış yapış bir şeye dokunmuş ve neyse o iğrenç şeyi parmak uçlarından avcuna sıyırmak istiyormuş gibi hareketler yapıyordu. Birkaç kez tekrarladı bunu. Kulpu tuttu ama kapıyı itmek için hamle yapması zaman aldı. İçeride puslu bir hava, sanki ocağın üstünde çay vardı ve buharı her yanı sarmıştı. Camlar buğulanmıştı. Kapıdan içeri geçerken ayakkabısına takıldı, sabah alelacele çıkarken demek bu ayakkabı yüzünden açık kalmıştı kapı.

Ne büyük şanstı, komşuların ya da bir satıcının içeri girip, araklayacak bir şeyler bulmak için dolanırken bu manzara ile karşılaşmamış olması. Öyle olsaydı iş yerinden alırlardı onu. Bütün arkadaşlarının arasında belki ağlayarak belki sırıtarak, ellerinde kelepçeler, bağıra bağıra yaptıklarını itiraf ettiği sahne canlandı gözünün önünde. Neredeyse hoşuna gitti. Devamı

Kas 01

6. sokaktaki evimiz, diğerlerinin zenginliklerini her daim fark etmeleri için oraya kudretli, başı sonu olmayan bir el tarafından yerleştirilmiş gibiydi. Mutaf Apartmanı 56/6. Birbirini sevmeyen altı aile. Sakinlerinin çocukları da birbirleri ile hiç anlaşamazdı. Sokaktaki diğerleriyle muhabbetleri ise ancak sobalı evleri merak eden zengin çocukların girişimleri ile mümkün kılınıyordu. En alt katta bir numarada oturan Şahin, bu muhabbetlere pas vermemeyi, şov yapmak için gündüz vakti yaktığı soba ve harcadığı çıralar yüzünden yediği dayaktan sonra öğrenmişti. Pek konuşmazdı ama bir gün bana dudak uçuklatan arkadaşlarından bahsetti. Fareler.

Şahin farelere hikâyeler anlatır, onlarla ödevlerini yapar, oyunlar oynar, herkesten gizlerdi dostlarını. Mutaf Apartmanı’nın çocukları bir tuhaflık olduğunu anlamış ve tabii ki peşine düşmüşlerdi. Devamı

yazı çizi