Nis 04

“Beyaz ten, pembe dudaklar, koyu kahve bakışlar… Eh, bacaklar, bel, göğüsler de fena değildi hani. Kim demiş, önemli olan ruh güzelliği diye, şöyle bir baktın mı aklında kalacak, kalacak ki dönüp tekrar tekrar bakacaksın. Gece rüyana da girecek, yolda yürürken yüzünü de gülümsetecek. Zaten daha genç değil miyiz, ruhen anlaşalım da ne yapalım. Yarın bir gün öyle ya da böyle veda edilecek, anın tadını çıkarmak lazım. Anın tadı tenle kokuyla olur. İki öptün mü gelecek planları yapan hatunlardan Tanrı korusun. Cepte para, serde gençlik varken eğlen eğlenebildiğin kadar.” Devamı

Mar 18

Hastane koridorları sabahın bu saatinde boş. Bekleme salonuna doğru ilerliyoruz. Bir kat aşağıya indik, işte bekleme salonu. Genç bir kızla elini tutan esmer bir oğlan var. Yaşlı bir amca gazete okuyor. Kucağında bir oğlan çocuğu, uyuyan, kilolu bir kadın. Çocuk 5-6 yaşlarında var, kadın mutsuz görünüyor. Amca ifadesiz. Genç kız ve oğlansa birbirlerini öpüyor, konuşuyorlar. Televizyon ekranlarında hasta isimleri ve ilgili bölüm adları yazıyor, kardiyoloji, kadın doğum, genel cerrahi. Bu bekleme işinin kötü yanı, nasıl da korkuyorum zaten. Doktorun bize söylediği saatin üzerinden bir saat geçti. Devamı

Mar 06

İki tane yumurta kırdı, ıspanak yemeğine yumurta çok yakışırdı. Tam da kocasının sevdiği yemekler vardı bu akşam. Nermin, örnek bir ev kadını olarak evi temiz tutmak, giysileri yıkamak ve ütülemek, her öğün taze yemek hazır etmek görevlerini hiç aksatmazdı. Dolapta eksik mi var, markete gidilirdi. Bir tanıdığa ziyarete mi gidilecek, pasta börek hazırlanırdı. Kocası iş gezisine mi gidecek, valiz hazırlanırdı.

Menekşeler soldu diye sabahtan çiçekçiye gitmiş, yeni toprak almıştı. Saksıları değiştirmiş, çiçekleriyle konuşmuştu. Devamı

Şub 18

Sadece sen ve ben kalalım ne çıkar.

İşimiz gücümüz olmasın, günlük telaşlar yok. Tanıdık insanlar uzak.

Birlikte uyuyup uyanmanın verdiği mutluluk yetmez mi insana?

Kurulan o büyük hayaller yok, zaten gerçekleşmiş ya en büyüğü, kalmışız baş başa bu koca şehirde, daha ne olsun.

Cemal Süreya okuduğun günler olsun, “Kapı aralığında öptüm / Soluğundan öptüm seni”. Devamı

Şub 11

Mayıs akşamüzerleri çok yorucu olurdu. Sessiz, insanı geçmişi düşünmeye iten gün batımları. Çok sevdiği adamları hatırlardı insan, hatırlanacak onca şeyin arasından. Güneşin bulutlar arasından sıyrılıp da suyun üzerine düşen çizgileri gibi, geçmiş günler açık seçik düşüverirdi hatıra. O geniş ufuk bırakıp sadece güneşin aydınlattığı kısımlara bakılır ya böyle manzaralarda, geçmişin de sadece o adamlarla ilgili anları düşünülürdü. Durduğun yerden uzaklaşmaya başlardı ruhun. Şimdinin sakinliğini yüreğinin dalgalarıyla dağıtır, oradan oraya savururdun benliğini. Devamı

yazı çizi