Kas 23

Güneş solarken sakilliğini gizleyerek daha da uzayan bina. Ardı arkası çorak arazi, her an her şeye dönüştürülebilir. Girişi toprak yol, çamurun daha çamur hali. Uzayan bina bakımsız. Sardalya kutuları misali üst üste dizildikleri katlarda insanların, hayaller bile bitişik, sıkışık nizam. Telaşlar üst üste, yorgunluklar eskimiş; dip dibe, kendinden bir hayli uzak yaşamlar. Hayat kavgaları ekmeğin peşi sıra gitmekten öteye uzanamıyor. Yaşamlar solgun. Yakınlarda bir mezarlık var. Devamı

Eki 31

Yahu hep güleceğim gelir, şu İshak beye akıl sır erdiremezdim. Sen git o güzelim işinden ayrıl, bu geçim derdinde o yüklü maaşı bırak, o pek bereketli makamı tep; kuzu derisi bavulunu al, düş paytak paytak kıt aklının yoluna.

Sabah kahvaltını önüne koyan mı yoktu, akşam kahveni köpürten mi? Hayır, iki oğluna örnek oldun ya, mahalleden hiç kimse kızlarını vermez bundan böyle. Karın daha genç, saçının dip boyası kolay kolay gelmez. Yazık değil mi? Devamı

Tem 28

Fonda Dört Mevsim’den bir sonrası, gözlerim kapalı. Düşlerim, Viyana’da valsin çağladığı bir balo salonuna eteğini yerleştirerek kuruluyor. Ezgiler ürkek titreşirken, rüzgâr enerjini taşıyor kollarıma, ürperiyorum. Her hissedişimde özlediğimi, şaşkınlığıma yenik düşüyorum.

Titrek iki pırıltı halinde gözlerin, bir bebeğin hayata hazırlıksız gelişi gibi karşımdasın. Kahkahanı değil ama manidar gülümseyişini soluyorum. Bir bir dokunuyorum omuzlarına. Hayat izimi taşıyan parmaklarım kadife hisse aşina. Devamı

Şub 27

Gülümsedim.

Son zamanlarda daha yoğun hissediyordum seni. Ne yana dönsem enerjin beni sarmaladı sanki. Yolladığın minik kutuyu alınca, hatırımda kalan görüntün izin almadan sızdı yama dolu çeperlerimden içeriye. Saklı, geceler koyusu özlemim, semtler arasında dolaşıp başkentin bozuk kaldırım taşlarına çarpa dolana, yine bana döndü. Zihnime kazınmış kokun, uçuculuğuna bende tadıldıktan sonra karıştı. Hiçbirinden haberin yok, ne yazık! Devamı

Şub 14

Çimenlerin yeşili, hüznün koyusu gibi. Uzanıyorum yere usulca, üzerimde tinsel perdeler. Yumuşacık bir lokumu ısırırken yağan Hindistan cevizi yağmuru gibi kayıyor göğüs aramdan düşlerim. Göbeğimin merkezine, yaşam enerjime sokulup kendini gerçekleştirmek üzere…

Not: yazı çizi atölyesi öykülerinden.

Oca 11

secimBambaşka seçimlerin eşiğindeyim. Eldekiyle neler yapılabilir, bir görelim bundan böyle.

Bu sabah itibariyle erken uyanma kararı aldım dün gece. Ev, hâliyle biraz soğuk oluyor ama içimde güne uyanan ateş harlı mı harlı. Şöyle geçirdim mi sabahlığı üzerime, savurarak saçlarımı, erken mahmurluğu benden iyi bertaraf edeni olamaz. Bir de aynada kendime tebessümle bakışım var ki ah o gözler neler söyler de duyanı olmaz. Kadrim bilindi mi sanki? Sorusu da cevabı da doğrudan kirli sepetine. Devamı

yazı çizi