Nis 05

Yoksul evin kapısını güneş okşamaya başlamış, sokak öğle saatinde iyice boşalmıştı. Naciye, kapı önündeki taşın üzerine ilişerek ağrılı dizlerini güneşe verdi. Yaz başında güneşin bu kadar ısıtması pek de normal gelmiyordu, ama halinden memnundu.

Yedi yıl oldu, diye düşündü. Oğlu gideli tam tamına yedi yıl. Arıyordu arada bir aramasına da, bu yetmiyordu ki. Anne, ille de görmek isterdi yavrusunu, bağrına basmak. Neyse ki sağlığı ile ilgili bilgi alabiliyordu. Devamı

Nis 03

Korkarak girdin kapıdan içeri. Botlarını çıkarman uzun sürdü. Anneannen yardım etti düğüm olmuş bağcıklarını çözmene. Kafanı kaldırınca boy aynasında kendini gördün. Kamburun çıkmıştı. Çirkindin. Ayaklarını sürükleyerek yürüdün mutfağa doğru.

Biliyordun. O, dipteki odadaydı. Kokusunu duyuyordun. Ama gitmen doğru değildi yanına. Seni mutfaktaki tabureye oturttular. Kafanı masaya koydun. Ekmek kırıntılarıyla göz göze geldin bir an.  Çiçekli muşamba örtü soğuktu. İrkildin. Muşambanın soğuğu gözyaşlarını arkalara itti. Düğüm oturdu ince boğazına. Devamı

Nis 02

Bu bahar kahramanım Lucie. Yürekten direnmenin sembolü oldu benim için. Çocuk naifliğimi, hayatın önemini ve önemsizliğini hatırlattı bana. Ölümü kabullenmeyi de…

Lucie, hayat grevinde! “Hayat grevi” duyduğum en güzel direniş. Baharın; direnişi, varoluşu, yeniden doğuşu getirmesi gibi, Lucie’nin hayat grevi de coşkuyla yaşama isteği uyandırıyor. Ne olursa olsun nefes almanın hakkını vererek yaşamak…

Kitabı her elime alışım, başka duyguları harekete geçiriyor. Şu büyüklerin beni yoran hallerini Lucie de çekiyor. Bu baba milleti, neden bu kadar duyguları anlama özürlü acaba? Devamı

Mar 29

İçinde büyük bir heyecan vardı. Sonunda beklediği gün gelmişti. Üç asır beklemek fazla sayılmazdı böyle bir görev için, yedi asırdır bekleyenler vardı. Her asır bin bir derviş görevlendirilirdi dünya için. Her birine ayrı bir görev verilirdi ve o asır boyunca her yıl bir ülkede gezerlerdi.

Göreve başlamadan önce bedenini Şibumka’da bırakmak zorundaydı. Dünyada sadece titreşimler yayan bir iç sesi olarak gezecekti.

“Görevim ne?” diye sordu derviş Aknila, gururla karışık bir heyecan içinde. Devamı

Mar 25

“Benim gibi yazanlarla buluşsam, yazıp çizsem, konuşsam, ipuçlarını kapıp daha iyi yazsam…” diyorsanız atölyeme beklerim.

Hafta içi grubunu açıyorum. 10 Nisan Çarşamba (19.00-21.00) başlayıp 8 hafta devam edecek. Programı aşağıda görebilirsiniz. İsteğe göre haziranda da sürebilir.

Yerimiz Kızılay Konur Sokak’ta. Kuramsal dersler yok, yazıp çizip okuyarak tartışacağız. İpuçları verip daha iyi yazmanıza destek olacağım.

Katılmayı düşünüyorsanız yazıp çizme maceranızdan bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com Devamı

Mar 14

Sabah gün doğmadan uyandı. Yataktan kalkmaya mecali yoktu. Şu an tatilde olmak isterdi. Bayram namazı için abdest aldı. Babası mutfakta onu bekliyordu. Allah’tan daha çok babasından korkardı. “Allah çocukları sever” derdi annesi, babası sever miydi sevmez miydi bilinmez. Hiç öpmezdi Ömer’i. Sena’yı da öptüğünü hiç görmemişti. Babasıyla annesinin elini öptü, bayramlaşıp çıktılar. Ahmet Bey önde Ömer arkada, üst sokaktaki camiye doğru yürüdüler. Bakkal Mehmet amca temizlik yapıyordu. Ömer’e göz kırptı, dönüşte uğramadan geçme, der gibiydi. Çok güzel toplar gelmişti dükkânın önüne renk renk. Karpuz diye kesip yiyesi geliyordu insanın. Devamı

Mar 12

Salihli Ticaret Lisesi’ni bitirip Ankara’daki Manisa Kız Yurdu’na yerleşince babama verdiğim sözü tutmuş, bir yıl kadar kimseyle samimi olmamıştım. Kasabanın boğucu havası ancak hazırlık sınıfından sonra dağılmaya başlamıştı.  Artık odayı paylaştığım dört arkadaşın yanı sıra şehirde doğup büyümüş, rahat,  gözü pek birçok arkadaşım vardı.

Akşam yemekleri sonrası çekildiğimiz odalarda en çok konuşulup tartışılan konu erkekler oluyor,  peş peşe yakılan sigaralara bazen gizlice içeri sokulan kutu biralar eşlik ediyordu. Devamı

yazı çizi