Eki 13

aydinliga-terfiTüm nesneler, doğum ve ölüm arasında yer edinir. Bazen doğuma yakın bazense ölüme… Bıçak mesela. Bir canlının hayatına son vermek için kullanılabilir. Tek bir hamle! Ya da dünyaya gelişiniz için düzenlenmiş bir partide pastayı dilimlere ayırmak için. Birkaç hamle! Kaç kişiye hayatınızdan dilim sunmak isterseniz… Mum mesela. Dinsel bir ayinde ölen kişinin yeni hayatını daha iyi görebilmesi için bir yol belki, ölümün ve ölünün ardından yakılan. Ya da ayaklarınızı uzatmışsınız, elinizde bir kadeh kırmızı şarapla rahatlamak, gevşemek için bir araç. Devamı

Eki 08

kirmiziAnnesinin sesiyle uyandı.

“Hadi Didem geç kalıyoruz, anneannen bekliyor biliyorsun.”

“Annemin emrivakileri” diye söylenerek kalktı yataktan. Sabahları biraz çekilmez olurdu. Alelacele giyindi. Ayna karşısında saçlarını düzeltirken “Anneannemdeki yaşama hevesinden bana da ver lütfen Tanrım” dedi. Devamı

Eki 02

yazi-cizi-atolyesi-masa“Benim gibi yazanlarla buluşmak, yazıp çizmek, konuşmak, ipuçlarını öğrenip daha iyi yazmak istiyorum” diyorsanız atölyeme beklerim.

Çarşamba grubu (19.00-21.00) 1 Ekim’de başladı. Yeni hafta içi grubu, talebe göre belirlenecek tarihte başlayacak, bu programla 8 hafta sürecek.

Katılmayı, bu fotoğrafta defterinizle yer almayı istiyorsanız, yazıp çizme maceranızdan ve kendinizden bahsedip atölyeden beklentilerinizi bana yazın: gaye@yazicizi.com Devamı

Haz 20

kimsinÖyle güzeldi ki kirpikleri… Bakışımı birazcık daha devirip gözlerine çarpmaktan korktum. Bu gözler gerçek olabilir mi? Sadece güzelliklerinden değil, dünyayı benim gördüğüm gibi görüyor onlar da: Ne parlak ne mat, olduğu gibi. Benim aradığımı arıyor onun gözleri de. Aynı şeyleri tekrar tekrar görmekten sıkılmış. Denize, yeşile, güneşe, beyaza doymayan gözler…

“Beni beklemek zorunda değilsin.” Devamı

Haz 16

duygusal-emboliUnuttuğu her neyse bir türlü hatırlayamıyordu. Nasıl gelmişti buraya, ne kadar zamandır buradaydı, ne olmuştu. Şu an hissettiği tek şey, kocaman siyah bir boşluk ve uğultu.

Gözlerini araladı zar zor, nerede olduğunu anlamak için bakışlarını gezdirdi. Hastane odasındaydı, kollarında serumlar, burnunda bir hortum, kalp atışlarını izleyen ekranın sesi vardı bir de. Yoğun bakımda olmalıydı, tek başınaydı, kimse yoktu yanında. Hiçbir şey hatırlayamıyordu, kalkmak istedi, üstündekileri atıp açık havaya çıkmak, nefes almak ve avazı çıktığı kadar bağırmak. Devamı

yazı çizi