Şub 06

figuran― Alo Kemal, uyandın mı?

― Sana da günaydın Filiz.

―Hadi kaleye çıkalım. Hem hava almış oluruz hem de ertesini unuturuz pazarın.

― Kim tırmanacak onca yokuşu şimdi?

― Maazallah yağların erir. Hadi giyin. Atalım üstümüzden şu mahmurluğu.

Yüzüne hasret bırakan güneşi görünce buldumcuk delisine dönerim. Kendimi Heidi gibi dağlara vurasım, yedi cüceler gibi ormana atasım gelir. Devamı

Oca 13

olanla-olamayan── Bir bardak daha çay içer misin?

── Yok! Teşekkür ederim, kalkayım ben artık.

── Nereye gidiyorsun, daha bitmedi benim anlatacaklarım.

── Aynı şeyleri konuşuyoruz işte, farklı bir sonuç yok. Çıkmaz sokak. Farkında değil misin?

── Hayır, bu kez ben anlatacağım ve fark edecek göreceksin. Devamı

Oca 12

birak-acik-kalsinSoyundum. Utanmadım, uzandım ışığı kapatmaya yönelen ellerine. “Kalsın.” dedim. Gözlerime baktın. Gördüm kendimi. Çırılçıplaktım.

Dayatmalar yurdunda yetiştirildik çoğumuz. İsmimiz okunmadan kulaklarımıza, adap, edep, namusla kesildi göbeğimiz. Anatomimiz bile başka sınıflarda anlatıldı. İçimiz kanadı, dinsin diye aldığımız beyaz pamuklar siyah poşetlere tıkıldı. Sakındık, sakınıldık, kadındık. Devamı

Oca 07

kirmiziEmirgân’dan Hisar’a doğru giderken sol tarafta yaşamayan bir köşk vardır. Köhne, kimsesiz, sarmaşıklarla kaplı, kokusunu içine çekemediği denize sıfır. Uyuyan bir prenses yaşar derler. Hikâyenin orada geçtiği filan yok. O prenses uyuyor hâlâ. Bizim kız geçerken bir taş atmış o bahçeye, bilmeden. İnanışa göre de oraya taş atan genç kızlar muradına erermiş. Olacak iş ya, kuyuya isabet etmiş attığı taş. Kırk deli çıkarmaya çabalarken yıllar geçmiş. Öykü, ülkemizde maşallah sıfatını hak eden kırk birinci adamla masal tadında başlamış. Sevip sevişen, üstüne bir de iki kelam edebilen her çift gibi bekârlığa hızlı bir veda edip evlenmişler. Devamı

Ara 05

jantilere-karsi-kitipiyozlarKafanızın boşaldığını hissettiğiniz anlar oluyordur herhalde? Kocaman, işlenmeyi bekleyen, boş bir levha. Tabula rasa. John Locke denen adam bizim için söylemiş. Bizim! Bana özgü değildir, diye düşünüyorum. “Evet” dediğinizi duyamıyorum. Hass… Size hiç olmuyor mu dostum? Bir daha düşünün:

Peki bir tür avolisyon hali? Hani kolunu kaldıracak enerjin yok. İhtiyacın olan her şeyi, kollarını 180 derece açtığında ulaşabileceğin yerlere yerleştiriyorsun. Devamı

yazı çizi