Kas 14

Yaşlı adam her günkü gibi o çok sevdiği parktaydı. Orası onun için hem kaçış yeri hem de insanlarla bir araya gelmek için can attığı bir mabetti. Her gün aynı banka oturur, derin bir of çeker, maziyi selamlar, sessizleşir, düşünür, gözlerinden hafif bir hüzün damlasını parka hediye bırakırdı. Her gün sevgili güvercin dostları için yanında bir avuç yem getirir, o yemleri oturduğu bankın etrafına onları kutsarcasına savururdu. Devamı

Kas 06

Efendi’nin özenle yaptırdığı güzel odada, yemek yediği tek bir öğün vardı. Taşların aralarındaki biçimsiz boşluktan içeri sızan uykulu güneş, her yeri daha parlak ve canlı gösterdiği zaman. Ondan öncekilerin umursamadığı bir fazlalıktı aslında burası. Eski Efendiler için haz ve huzur, kayanın altında ezilmişti. Onlar, güzelliğe kör gözlerle bakmış bilgelerdi.

Şimdi ise bir düzine yaşı ermemiş çocuk, yeni Efendi ve kendini bildi bileli burada olan Genç, birlikte yaşıyordu.  Uçurumun kenarında, kargaşadan uzak, kayadan bir evde. Her yeni Efendi hakkında yayılan dedikodular olurdu. Devamı

Eki 31

Yahu hep güleceğim gelir, şu İshak beye akıl sır erdiremezdim. Sen git o güzelim işinden ayrıl, bu geçim derdinde o yüklü maaşı bırak, o pek bereketli makamı tep; kuzu derisi bavulunu al, düş paytak paytak kıt aklının yoluna.

Sabah kahvaltını önüne koyan mı yoktu, akşam kahveni köpürten mi? Hayır, iki oğluna örnek oldun ya, mahalleden hiç kimse kızlarını vermez bundan böyle. Karın daha genç, saçının dip boyası kolay kolay gelmez. Yazık değil mi? Devamı

Tem 28

Fonda Dört Mevsim’den bir sonrası, gözlerim kapalı. Düşlerim, Viyana’da valsin çağladığı bir balo salonuna eteğini yerleştirerek kuruluyor. Ezgiler ürkek titreşirken, rüzgâr enerjini taşıyor kollarıma, ürperiyorum. Her hissedişimde özlediğimi, şaşkınlığıma yenik düşüyorum.

Titrek iki pırıltı halinde gözlerin, bir bebeğin hayata hazırlıksız gelişi gibi karşımdasın. Kahkahanı değil ama manidar gülümseyişini soluyorum. Bir bir dokunuyorum omuzlarına. Hayat izimi taşıyan parmaklarım kadife hisse aşina. Devamı

Haz 14

— Ayseel, kız nerdesin gözü kör olası.

— Burdayım hanımım, camları siliyordum.

— Kaç saat oldu ortalıkta yoksun, ne bitmez cam silmeymiş bu!

— Ama hanımım, biliyorsunuz ev eski, çerçeveler ahşap, boydan boya cam…

— Sus, bir de karşılık verme, ilaç saatim geldi. Devamı

May 30

— Doktor Hanım, babamın durumu nasıl?

— Yaşayabilir de ölebilir de, yaşama ihtimali %50.

— Normalde de öyle değil mi?

— Nasıl yani?

— Yani söylediğiniz %50 yaşama şansı hepimiz için geçerli değil mi? Ben hasta değilim ama benim de yaşama şansım %50 sonuçta.

— … Devamı

May 26

Elimde poşetlerle pazardan oflaya puflaya gelirken nefeslenmek için yokuşun başındaki parka zor attım kendimi. Bu mis gibi bahar havasında bir iğde ağacının yanındaki bankı boş bulup oturabilmek ne büyük şanstı. Yeni açmış çiçeklerinin kokusunu içime çekip gözlerimi kapatarak kendimi huzura bırakmıştım ki tanıdık bir ses çalındı kulağıma. Rüya gördüğümü sanıp duruşumu bozmadım ama bir süre sonra bunun gerçek olduğunu fark ederek ürperdim. Gözlerimi açıp sesin geldiği yöne baktım ki ne göreyim! Devamı

yazı çizi