May 20

Gamze Güller, “Beşinci Köşe ve İçimdeki Kalabalık” öykü kitaplarından sonra “En Çok Onu Sevdim” kısa romanıyla beni sarmıştı. Taze çıkan “Durmuş Saatler Dükkânı”nı da büyülenerek okudum.

Okurken mekânlar gözümde canlandı: Belalı gemi, hastane koğuşu, lunapark, buzdan şehir, duran nehir, kalabalık sokaklar, ışıklı evler, acayip dükkân…

Sadece mekânlar değil karakterlerin iç dünyaları, kendi yerleri de. Çizip içine sığındıkları…

Tatlar, kokular sardı etrafımı. Betimlemeler içlerine girip yaşamamı sağladı. Bir örnek: Kalabalığı, sesleri, kokuları yararak ilerliyoruz. Etrafta birbirini bastıran onlarca şekerli, kıvamlı koku var. Neredeyse elle tutulacak kadar yoğun kokular. Isırsam çenemden aşağı akacak. Ağzımın içi yapış yapış oluyor. (“Post Mortem”) Devamı

May 12

Altındağ ilçesine bağlı Çinçinbağları, Çalışkanlar Mahallesi’ydi burası. Ankara kalesinin çevresine dağılmış birkaç tepenin üzerine kurulmuş, komik mimarisiyle, insanı hem şaşırtan hem güldüren, gecekondularıyla ün salmış bir muhitti.

Gecekondular o kadar gelişigüzel yapılmış ki aradan bir tanesini çekseniz diğerleri domino taşı gibi birbiri üzerine yıkılacakmış gibi gelirdi insana. Devamı

May 08

“Hey susun, susun bakayım. Sessizlik lütfen. Hey kime diyorum ahali, kesin su kahrolası mırlamaları!” dedi ve olanca gücüyle tokmağı masaya vurdu yüce reis. Hepimiz onun bu öfkesinden korkup,  patilerimizi sıkıştırarak olduğumuz yerde sindik. Şakaya gelmezdi yüce reisin öfkesi. Eski, yaman bir sokak kedisiydi ve tek başına koca bir kurt köpeğini alt ettiği herkesçe bilinirdi. Şehir efsanesi mi yoksa gerçek miydi, bunu test etmeye kimse cüret etmemişti bugüne kadar.  Devamı

May 05
Resim: Gözde Yüksel

Her zaman yaptığı gibi Kuğulu Park’ta otobüsten inip Libya Caddesi’ndeki evinin yoluna düştü. Şu zenginliğin ışıldadığı Tunalı’nın sonunda vardığı cadde, İncesu’ya bakan apartman. Gecekonduları gören teras. Gökyüzüne o denli yakın ki maviliğin göbeğindeki tekne. Yıkık dökük ama motoru çok kereler çalışmış, savaşlar görmüş ve fırtınalarda, kavgalarda yıkılmamış, ayakta. Sevdiceği bu evi teras olduğu için tutmuştu. Binaların arasında nefes alamaz Ali. Devamı

May 01

Dev bir ağacın gölgesinde, sabahın ışıkları gözüne vurmaktaydı. Sabah güneşi bildiği bir saatte doğmamıştı tabii. Sessiz bir rüzgâr tüm bedenini yalayıp çoktan yola koyulmuş, Derya ise arkasından bakakalmıştı. Hışırtılara kulak verdi. Giraffe ailesi ağaçların körpecik dallarını mideye indirmekle meşguldü. Her biri boyuna göre bir dala uzanmış, kopardıklarını küçükçe bir sürüngen gibi gözüken siyah dilleri ile evirip çeviriyor, öğütücü dişlerini bir o yana bir bu yana çalıştırıyorlardı. Devamı

yazı çizi