Şub 25

Onunla ilk o kafede buluşmuştu. Savaş boyunca şehre haber yapmak için gelmiş tüm gazetecilerin konuşlandığı Hotel Europe’un o eşsiz kafesinde. Oturdukları masada gözü sık sık mavi, gülkurusu tonlarıyla bir nakış gibi işlenmiş renkli tavana takılmıştı o gün. Osmanlı ve Avusturya mimarisinden esintiler taşıyan bu muhteşem tavan altında kahvelerini yudumlarlarken, yüzüne dökülen kâkülleri tavandan sarkan devasa kristal avizeden yansıyan mum ışığı aydınlatıyordu. Ne hoş bir buluşmaydı, diye düşünerek gülümsedi. Devamı

Oca 27

Kadehin içine sığdırdıklarım; şarap, şehir ve sonsuz bulutlar…

Şehirde; sen, ben ve diğerleri…

Şarap ben-im; şarabın içinde benim sığdırdıklarım…

Belki oyun oynuyorumdur.

Ya da belki benimle oyun oynamışlardır. O yüzden buradayımdır. Yani suçum ne onu bile tam anlamış değilken, burada var olmama nasıl bir anlam katabilirim! Devamı

Oca 15

Tahtakuruları’nın Evreni, kıpkısacık öykülerden oluşuyor. Yazar Semih Erelvanlı, kurduğu evrenden anları yansıtıyor.

Birbirinden farklı tahtakurularının bakış açısından görüyoruz bu evreni. Şaşırtıcı, gizlice mizah barındıran öykülerde.

Bu kitaptaki her öykü bir düşünme durağı. Hiç bilmediğimiz bir yeri keşfederken bildiğimiz yerlerin yansımalarını da görüyoruz.

Sevdiklerimden biri: Devamı

Ara 25

Sorunsuz ama yoğun geçen gece nöbetinden sonra biraz ayılabilmek için bahçeye çıktım. Gün daha yeni ağarıyor, gökyüzünde birkaç yıldız yanıp sönüyordu. Arka bahçeden gelen ıhlamur ve leylak ağaçlarının muhteşem kokusu beni mest ederken, bütün yorgunluğum kaybolmuştu.

Banklardan birisine tam oturmuşken kantinci Erol dibimde bitiverdi. Elindeki bol köpüklü kahveyi masaya bıraktı. Devamı

Ara 18

Ben bir zikirmatiğim. Renklerim var benim. Sade, yalın ve net.  İsmimse kullanan kişiyle özdeşleşir. Seda’nınki, Ayşe’nin, Özlem’inki gibi. Fabrikasyon ürünüm. Orada bir sürü kardeşim vardı. Büyük pazara sahip insanların eline düşene kadar, hepimiz yan yanaydık. Çok özlüyorum onları. Ne yapıyorlar ki? Hepsini geçerim de  “Mor”u, en yakın arkadaşımı hiç unutamam. Dükkândayken bir kutunun içinde dip dibe durur yaşar giderdik. Ne günlerimiz geçti be! Devamı

yazı çizi