Haz 28

Katilin Şahidi, epeydir beklediğim bir polisiyeydi. Kavuşmamızla ayrılmamız bir oldu. O kadar çabuk bitti ki keyifle hüzün birbirine karıştı. Umarım yenisini çok beklemem.

Algan Sezgintüredi polisiyelerinin dördüncü kitabı Katilin Şahidi. Öncekiler: Katilin Şeyi, Katilin Meselesi, Katilin Uşağı. Yazar, hepsinde özel dedektifimiz Vedat ve yardımcısı Tefo’nun maceralarını anlatıyor. Daha doğrusu Vedat, 2015′ten bildiriyor. Önemli bulduğu vakaları roman olarak yazıyor. İlk kitaplarda acemi olduğundan lafı uzatıyordu, ama hiç rahatsız olmuyorduk. Bu kitapta ustalaşmış, lafı dolandırmıyor pek. Devamı

Mar 24

Yüzler

Yazan Editör Kategori okuryatar

Bütün romanlar İstanbul’da mı geçecek? Bu roman Ankara’da geçiyor. Bazılarını tanıdığım, bazılarını bilmediğim mekânlarda. Kâh Seyran’dayız kâh Bademlik’te.

Bildiğim ve pek de bilmediğim zamanlarda geçiyor. Bugünden geçmişe bakıyor ara ara. Darbe günlerini, bahsetmiş olmak için değil, kahramanların geçmişini anlamak amacıyla hatırlatıyor.

Üç ana karakteri var romanın. Arif, Orhan ve Nazım. Yolları değişik zaman ve yerlerde kesişiyor. Film izler gibi heyecanla takip ediyoruz her birini. Devamı

Mar 08

Karışık Kaset’i polisiye roman diye aldım, meğer “aşk” ve “meşk” varmış içinde. Tam benlik olduğunu anladım, benim kafa da bir karışık kaset…

Bir kere adı güzel kitabın. Hoop, gittim lise yıllarıma. Doğum günlerinde dans ettiğimiz “slow” karışık kasetlerle ne anılarımız var. İlk danslar, ilk öpüşmeler…

Roman, 1990’da başlıyor. Kahramanımız Ulaş, ilk karışık kasetlerini yapıyor. Ne şarkılar… İrem’e duyduğu aşkla “ilk” aşkın her anını hatırlıyoruz. Devamı

Ara 20

Sevim Ak’ın yazdığı bu şahane kitabı Edebiyat Haber‘de anlattım. Okuyun, özgürlüğün tadına varın.

Ara 06

Okuru Yormak

Yazan Editör Kategori okuryatar

Geçen gece rüyamda Ahmet Ümit’i gördüm. Sultanı Öldürmek‘i çok uzun yazdığı için kızıyordum ona. “Tarihi roman yazacaksan orada anlat fethi methi, polisiyeyi polisiye gibi yaz!” O her zamanki sakinliğiyle açıklıyordu fethin de önemli olduğunu, romanı uzun tutması gerektiğini falan. İkna olmadım tabii, ne de olsa hayal kırıklığına saplanmış bir okuruydum.

Nasıl takılmışsa bu mesele kafama, bilinçaltımın nerelerine atmışsam çıkıverdi işte. Yazayım da bir daha uğraşmayayım, dedim. Sevip her kitabını heyecanla beklediğiniz yazarın bu kadar yorucu hale gelmesi üzüyor insanı. Üstelik fazla sözcükler konusunda takıntılıyım ben. Bu romanınsa yarısı fazlalık, anlayın halimi!

Umarım yeni romanlarında polisiye yazarına dönüşür Ahmet Ümit. Bir ümit…

 

yazı çizi