Mar 08

Mekansız çöplük kokardı. Paçavralar içindeydi. Onun yanından geçenler burunlarını tutardı. Nefesi ve sesi mekansızdı. Camlara hohlamadı. Aynalara bakmadı. Kurumuş bedeni caddede kaldırım taşıydı.

Bir gün onu birisi buldu. İyice baktı ona, temizledi. Tozlarını fırçaladı. Parlattı. Mekansız sevinir gibi oldu. Kalbi sıkıştı. Bir kalbi olduğunu unutmuştu.

Devamı
Mar 01

Evimizin kapısı dar bir sokağa bakardı. Her gün o sokakta akşama kadar oyunlar oynardık. Karşı caddede bir kilise vardı. Bellerine kalın ipler bağlayan elbiseli amcalar görürdüm orada.

Babam,

“Şehre başka bir elbise giydirdiler,” dedi geçen akşam.

Devamı
Şub 16

Bay Co, odasının penceresinden Hoopsty tepesini izledi. Çocuklar rengârenk uçurtmalarını uçuruyorlardı. Aynada yüzüne baktı. Azıcık gülümsemeye çalıştı. Fakat beceremedi.

Hazırlanıp işyerine gitti. Mürekkep lekeli beyaz önlüğünü bağladı. Ağzında sabahtan kalma ekşi bir tat vardı. Bu hali yüzüne de yansımıştı. Tam işe başlayacaktı ki, Bay Fo patronun onu odasına çağırdığını söyledi. Elindeki mühürleri bıraktı.

Devamı
Oca 31

Saman sarısı uzun saçları odanın sisli ışığında parladı. Siyah, ince kaşları saydam tenini bütünlüyordu. İnce dudaklarının arasından sigarasının dumanını hırsla içine çekiyor, sonra usulca bırakıyordu odanın penceresinden. Adamın duygularını okumaya çalışıyor ama bir türlü emin olamıyordu. Ona yaklaşmak istedikçe öteki uzaklaşıyordu.

Devamı
Oca 25

“Sağ taraftaki odada gördüğünüz nesneler uzay arkeologlarımızın yeni bir keşfidir sayın ziyaretçiler. Bu kapsüllerde yüzyıllar önce atalarımız yaşamış ve ölmüşler.”

Ziyaretçiler bir insanın sığabileceği boyuttaki bu yumurta biçimli nesneye şaşkınlıkla baktılar. Ardından dev salonda konuşan hologram rehberi dinlemeye devam ettiler.

Devamı
yazı çizi