Ara 25

Sorunsuz ama yoğun geçen gece nöbetinden sonra biraz ayılabilmek için bahçeye çıktım. Gün daha yeni ağarıyor, gökyüzünde birkaç yıldız yanıp sönüyordu. Arka bahçeden gelen ıhlamur ve leylak ağaçlarının muhteşem kokusu beni mest ederken, bütün yorgunluğum kaybolmuştu.

Banklardan birisine tam oturmuşken kantinci Erol dibimde bitiverdi. Elindeki bol köpüklü kahveyi masaya bıraktı. Devamı

Ara 17

Holdingin döner kapısından içeri hızlı adımlarla girdim. Siyah Afyon mermeriyle döşenmiş geniş holü geçtim. 3 numaralı kabinin önüne gelip çağrı düğmesine bastım. Asansör 30. kattan aşağı doğru inmeye başladı. 30, 29, 28… Kırmızı panelde hızla değişen sayılar gözümün önünde geçit töreni yapıyorlardı. Hayatım boyunca onları hep sevmiştim, tabii matematiği de. Annemin dediğine göre anne, baba demeden önce bir, iki, üç demişim. Devamı

Ara 20

Kulaklarına uhrevi bir ezgi doldu. Gözlerini açtı. Kongre Salonu hıncahınç doluydu, tek bir çıt bile çıkmıyordu. Sahnede loş bir ışık altındaki neyzen üfledikçe, Maya’nın bütün sıkıntıları bir bir uçup gitmeye başlamış, tüm vücudunu garip bir sarhoşluk hissi kaplamıştı. Mutluluktan başı dönüyordu. Gözlerini yumdu. Elleriyle kulaklarını kapatıp ney’in hüzünlü sesini hapsetmek istedi. Bir süre sonra ağlamaya başladı. Gözyaşları yanaklarından sicim gibi süzülürken, annesinin vefatından bu yana ilk defa kendini hafiflemiş ve huzurlu hissetti. Devamı

Kas 30

Araba Ulus Hali’nin girişinde durdu. Deniz kapıyı kapatırken eğilip “Yarın kaleye keşkül yemeğe gidelim” dedi. Arabadaki olur anlamında başını salladı. İş arkadaşı Ayşe ile haftanın iki günü gittikleri, tren garına yakın spor merkezinden dönüyorlardı. Bütün gün işte yorulduktan sonra bir de spor yapmak akıl karı değilse de 8 senedir bundan vazgeçemiyorlardı. Yürüme bandına çıktıktan sonra, salgılanan mutluluk hormonundan dolayı, insan kendini alakasız bir sürü şey üzerine umut etmeye, birçok şeyi yapabilecekmiş gibi hissetmeye başlıyordu. Devamı

yazı çizi